İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu; Olduğun Kişiden Kaçamazsın | Video Oyun Serisi İncelemesi

Son güncelleme tarihi 23 Ağustos 2021

Uncharted video oyun incelemeleri Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu ve bir yan oyun olan Kayıp Miras ile hız kesmeden devam ediyor. Şimdi sıra Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu oyununun incelemesinde. Önceki üç oyunun incelemesine buraya tıklayarak bakabilirsiniz. Bu sefer PS4’e çıkan ve ilk oyunlara nazaran kesinlikle harika görsellere sahip. Nathan’ın ilk üç oyundan sonra karakter değişimi mükemmel. İlk dakikada bunu anlıyoruz. Nathan Drake’i bir gece yarısı, okyanusun ortasında, dalgaların coşturduğu bir teknenin içerisinde Nathan’ın kardeşi Sam ile hayatta kalmaya odaklı buluyoruz. Samuel Drake karakterini de Rıza Karaağaçlı seslendiriyor.

Birinci oyunda okyanusun ortasında Francis Drake’in hazinesini çıkardıktan sonra Elena ile düşmanlarla çatışma arasında kalmıştık . İkinci oyunda en heyecanlı ve harika bir başlangıç olduğunu düşündüğüm, Nathan’ı uçurumun kenarında asılı kalmış bir trenin içerisinden kurtarmaya çalışıyorduk. Üçüncü oyunda Sully ile birlikte bir bar kavgasına karışmalarından sonra yaşadıkları aksiyonla başlamıştı. Şimdi ise harika görsellerle önce Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu karşınızda.

UNCHARTED 4: A THIEF END

”Ben bir şans adamıyım ve kendi şansımı aramalıyım.”

HENRY AVERY (1694)

Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu, başlangıçta, Nathan ve ağabeyi Sam’in, okyanusun ortasında teknede çatışmalarından bir süre sonra flashback yaşayarak geçmişe giderler. Aynı durum üçüncü oyun Drake’s Deception’da da mevcuttu. O zaman yirmi yıl önceye, Kolombiya’da giderken, şimdi çok daha önceye, Nathan’ın yetimhanede kaldığı zamanlara gidiyoruz.

Küçük yaşında yalnız kalmasının verdiği zorluklarla baş etmeye çalışırken, haliyle kavgalardan da geri durmuyor, okulun sorunlu çocuğu unvanını çoktan kapmıştır. Ağabeyi Sam, onu yetimhanede bıraktıktan sonra daha da yalnız bir çocuk haline gelmiştir. Fakat arada sırada da olsa ağabeyinden haber alabiliyordur. En azından Sam, bunun yollarını çok iyi biliyordur. Yine bir gün, yetimhaneden kaçıp ağabeyiyle takıldığı sırada başına hiç beklemediği, hayatını tamamen değiştiren bir olay gelecektir.

Sonrasında, bu sefer ondan birkaç yıl sonrasına gidiyoruz ve Nathan’ı hapishanede bir adamla dövüşürken buluyoruz. O dövüşmenin sonrasında hücreye giriyor ve ertesi gün bir gardiyan vasıtasıyla oradan çıkıyor. Tabii gardiyan Vargas’ın bunu yapmasının nedeni menfaat oluyor. Menfaati, Henry Avery adında bir korsanın sakladığı bir hazineden pay almaktır. Nathan’ın da bu hazine için çalıştığını bildiği için ona bu hazineden pay almak istediğini söyler. Tabii bir yönden de Nathan’ın işine gelir. Bu iğrenç Panama Hapishanesi’nden kurtulmak için yapmayacağı şey yoktur. İşin içinde hazine olursa daha da bir zevkle yapacaktır.

Nathan, vakit kaybetmeden, eskiden Henry Avery’nin de içinde bulunduğu, aynı mürettabattan olan Joseph Burnes adındaki bir korsanın hücresine gider. Yıllar önce, bu yerde onun gibi bir sürü korsan ölmeyi beklemektedir. Joseph Burnes’ün hücresinde hazineye dair bir ipucu aramaktadır. Hem elindeki mektuba bakarak hem de hücre duvarlarında yazılı sembolleri inceleyerek bir şeyler bulmaya çalışır. Çok geçmeden elindeki üç yüz yıllık mektup sayesinde saklanılan ipucunu bulur. Bu, altın ve gümüş işlemeli ahşaptan yapılmış bir hac üzerine çarmığa gerilen bir adamın küçük bir sembolüdür. Arkasında da Latince, ”Digna Factis Recipimus” bir yazı yazar. ”Yaptıklarımızın ödüllerini er ya da geç alırız.” demektir.

Vargas’ın yanına geri döndüğünde hiçbir şey bulamadığını söyler. Bunu tabii ki menfaat peşinde koşan bir adama söylemeyecektir. Vargas’ın yanından ayrıldığında Sam ve onun arkadaşı Rafe adında bir adamla konuşarak plan yapmaya başlarlar. Nathan, bulduğu şeyi getirdiğinde aslında sembolün ne demek olduğunu fark ederler. Bunun bir hikayesi vardır. Figürün adı Tövbekar hırsız demektir. Adı da Aziz Dismas. Çarmığa gerilme esnasında İsa iki hırsızın önüne konulmuştur. Bir tanesi İsa ile dalga geçti, diğeri de tövbekardı. O da elindeki sembolde bulunan bu adamdır. Ve cezasını büyük bir ağırbaşlılıkla kabul etti. Ve sonunda İsa da onu cennete götürmüştür.

Tüm bunları hatırladıktan sonra Sam bir şey fark eder. İskoçya’da, Aziz Dismas adında bir katedral vardır. Bir de Henry Avery, ölmeden önce en son İskoçya’da görüldüğü için bunun bir rastlantı olmadığını fark ederler. Şimdi gidecekleri yer İskoçya’dır. Ve neden, korsanların öldürüldüğü eski hapishaneye yakın bir hapishaneye girdiklerini de bu sayede anlıyoruz. Her şey bu ipuçlarına ulaşmak içinmiş. Tabii İskoçya’ya gitmeden önce hazineden pay isteyen ve her an işlerine köstek olabilecek gardiyan Vargas’ı susturmaları gerekecektir. Ama ne yazık ki işler öyle yürümez.

Her şeyi yoluna soktuklarını düşündükleri sırada dövüştüğü adam bu sefer başka arkadaşlarını toplayarak Nathan’ı dövmeye gelir. Kısa sürede ortalık kan gölüne döner, ama Vargas olaya dahil olur ve Nathan, Sam ve Rafe’i odasına alır. Nathan, daha önce sorduğunda bulduğu sembol konusunda bir şey söylememesi işleri biraz etkiler. Hazinenin yüzde yirmi beşini almak konusunda anlaştıklarında Rafe ani bir hamle yaparak onu böğründen bıçaklar. Şimdi kolay yoldan çıkabilecekleri hapishaneden zor yoldan, yani kaçarak kurtulmak zorundadırlar. Aynı zamanda hazinenin yerini Rafe de biliyordur ve o pek de güvenilir birisi değildir. Bunu Sam’in sonradan söylemesi hoş olmasa da bir şekilde ona yetişmeleri gerekecektir. Hapishaneden kaçtıkları sırada beklenmedik bir şey olur ve Sam vurulur. Nathan, kendi hayatı için savaşmaya devam etmek zorundadır ve Rafe ile kaçar. Uncharted 4 oyununun harika bir girişi de böyle son bulur.

Sonrasında aradan 15 yıl geçer ve bu sefer nehirlere dönmüştür, fakat artık İrem şehrinde yaşadıklarından sonra Elena ile mutlu bir hayat kurmuştur. Yaşadığı şehirde bir balıkçının yanında kurtarma ekibine, onunla birlikte enkaz çıkarma işine başlamıştır. Her şey, bir şekilde yolundadır. Hazine işlerine yeniden bir emeklilik sınırı koymuştur. Çalıştığı kurtarma ekibinden Jameson, Malezya’da deniz altında yatan tertemiz bir gemi olduğu fikrini Nathan’a söyler. Nathan, bu tür izin olmadan yapılan işler konusunda artık elini eteğini çekmiştir. Jameson, bir düşünmesini söyler, ama Nathan şimdilik fikrini değiştirmeme konusunda ısrarcıdır. O kadar şeyden sonra sevdiği kadınla sıradan bir hayat kurmuştur ve her şeyi geride bırakmıştır.

Dosya oldukça detaylıdır ve Nathan’ın, bir nebze de olsa ilgisini çekse de o dosya da diğer aranmamış hazine dosyalarının arasına katılır. Sonrasında Nathan’ın tavan arasında geçmiş üç oyuna dair topladığı hazineleri teker teker inceliyoruz. Bu detaylar gerçekten de çok güzeldi. Çoğunu yeniden görme fırsatı yakaladık ve Nathan ile birlikte anılarımız tazelendi. Bununla birlikte çatışmalardan ve hazine avlarından uzak sıradan ev hayatının nasıl olduğunu da görüyoruz. Yine de geçmişte yaşadığı zorlu işlerin güzelliğini hatırlıyor ve Malezya işi kafasını oldukça karıştırıyor. Elena da işi alma konusunda ısrar etse de Nathan hala istememekte kararlıdır.

Düşünceli bir ofis sabahında beklenmedik bir şekilde yıllar önce vurulan ve öldüğünü gördüğü kardeşi Sam, Nathan’ın karşısına dikilir. Nathan, kardeşini gördüğüne hem şok olur hem de sevinir. Bu zamana kadar yaşadığı tüm maceraları teker teker anlatır. Tabii konuşmasının sonunda Sam’in asıl amacı belli olacaktır. Başı Hector Alcazar adında uyuşturucu kaçakçısıyla beladadır ve kardeşinden yardım istiyordur. Hapishaneden de onun sayesinde kurtulmuştur. Henry Avery’nin dört yüz milyonluk hazinesi onu da cezbediyordur ve bu konuşma sırasında çok geçmeden Hector’u hücresinde kurtarmaya gelirler. Bu sırada Sam de onun sayesinde kaçmayı başaracaktır. Artık ona bir nevi hayatını borçludur.

Hector Alcazar ise sabırsızdır. Samuel’in hazineyi nerede bulacağını biliyordur ve bunun için ona şantaj yapar. Üç ayda Henry Avery’nin hazinesini bulma zamanı verir. Bu da gerçekten de Sam’in başının belada olduğunun göstergesidir. Bunun üzerine hazinenin yarısını da alacaktır. Sam’in kabul etmekten başka şansı kalmamıştır.

Nathan’a her şeyi anlattığında Nathan o an yaşananları söyler. Rafe, İskoçya’da Aziz Dismas’ın katedralinin olduğu tüm arazileri satın almıştır. Her yeri didik didik aramışlardır, fakat hazine ne yazık ki orada değildir. Rafe hala kazılar yapıyordur, ama Sam’in bu konuda daha iyi bir fikri vardır. Araştırmaları sonucunda bulduğu bir resim, Panama’da bulduğu minyatür hacın aynıdır ve o anda o haç kırık ve boştu. Aynı hacın kopyasında ise tahminlere göre onun içinde saklıdır. Bu da hazineye dair yeniden ümitleri var demek oluyordur. O nadide parça, birkaç gün sonra, İtalya’da, Rossi Malikanesi’nde açık artırmaya çıkarılacaktır. Orası da, çok iyi korunan özel bir karaborsa müzayedesidir ve oraya girmek için davetiye bulmak oldukça zordur. Tabii Sam’in davetiyeye ihtiyacı olduğunu kim söyledi?

Bu çalma fikri ve sonrasında yaşayacaklar Nathan’ı rahatsız eder. Hazine işlerinden uzaklaştığını söylese de mutlaka bir şeyler çıkıyordur ve artık bundan sıkılmıştır. Fakat Sam’in gerçekten de yardıma ihtiyacı vardır: Nathan’ın yardımına. Nathan, başka bir yolu olmasını ister, ama ne yazık ki her şey başka bir yolu olmadığını gösteriyordur. Eğer yardım etmezse de Sam’in hayatı büyük bir tehlikeye girecektir. Nathan, beklenmedik bir çıkmaza girer ve kabul etmekten başka şansı kalmaz. Tam, ”Ah, yakışıklı, fedakar Nathan” diyecektim ki Elena’yı arayıp Malezya işini kabul ettiğine dair yalanı söylediğinde bir tık üzüldüm. Aile her şey demek, öyle değil mi? Ah be Nathan.

Bununla birlikte Nathan Drake’in ağabeyi Sam ve Sullivan ile birlikte Henry Avery’nin dört yüz milyonluk hazinesini aramaya başlarlar. Rossi Malikanesi’ne Sullivan sayesinde girerler. Uncharted 4 ‘te Sullivan’ın arkadaşı Nadine Ross adında bir kadınla karşılaşıyoruz. Nadine Ross, Shoreline kiralık ordusunun sahibidir. Aynı zamanda müzayede sırasında Rafe ile ortak olduğunu görüyoruz. Bu da işleri başka bir şekilde etkileyecek gibi görünüyordur. Çünkü açık artırmaya çıkma sırası işlemeli tahta haça geldiğinde Rafe beklenmedik bir hamle yapar ve bu işin kolay olmayacağını Sullivan’a gösterir.

Öyle de olur, uzun uğraşlar ve çatışmalar sonucunda tahtadan hacı çalarlar ve oradan uzaklaşırlar. Hacı kırdıklarında tahmin ettikleri gibi içinden bir kağıt çıkar. Üzerinde, Henry Avery’ye ait bir mühür vardır. Kağıdın üzerinde, ”Hodie mecum eris in paradiso” yazıyordur: ”Bugün bana eşlik edeceksin, Cennet’te.” Bu, İsa’nın çarmakta Aziz Dismas’a söylediği şeydir. Üzerindeki rakamlar da Avery’e ait tarihlerdir. Biri doğum yılı, biri de ölüm yılı. 1659-1699. Şimdi, dünyanın en büyük hazinesini bulmak için yapmaları gereken, İskoçya’ya gidip orada bulunan mezarlığı araştırmaktır. Tabii her zamanki gibi bu da kolay olmayacaktır. Rafe ve Nadine Ross’un kocaman ordusu vardır. Ama tüm bunlar Nathan Drake’i ne zaman durdurmuştu ki? Özellikle de bu sefer kardeşinin hayatı söz konusu olduğunda…

Harika bir maceraya, harika bulmacalar ve yönlendirmelerle harika bir şekilde adım atıyoruz ve bu sefer Uncharted 4: Bir Hırsızın Sonu ile Nathan’ın yolculuğu son buluyor. Grafikler, oynanış mekanikleri ve kurguyla öyle güzel son bulmuş ki insanın içi burkuluyor gerçekten. Sam ve Nathan’ın hikayeleri de güzel işlenmişti. Oyuna sonradan Elena katılıyor ve müthiş macerala adım atıyorlar. Her zaman olduğu gibi Nathan, ailenin daha fedakar insanı, elinden geldiğince kavgadan uzak ve aile babası rolünde, Sam, yani büyük ağabey de farkında olmadan işleri eline yüzüne bulaştıran kişi oluyor. Tabii küçük kardeş de arkasını topluyor.

Oyun içerisinde yine muazzam mekanlar ve görseller var. Doğa detaylarını izlerken resmen ağzım açık izledim ve hayranlığımı gizleyemiyorum. Oradan oraya geçişler, hazineye dair detaylar ve verilen ipuçları harika bir kurgunun ortaya çıkmasını sağlamış. İncelemeye daha da devam isterdim, ama şuan bile fazla uzun oldu, yeterince spoiler verdim, ama inanın bu anlattıklarım henüz başı neler neler olacak. En heyecanlı yerinde kaldığımı düşünüyorum. O yüzden ilk üç oyunun incelemesini yaptığım yazımda da belirttiğim gibi, PintiPanda ya da Eastergamers’tan izleyebilirsiniz.

Bir sonraki inceleme Uncharted 4’ün yan oyunu olan Kayıp Miras olacak. Bir sonraki incelemeye kadar görüşmek üzere. <3

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.