İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sweet Tooth 1. Sezon; Geçmiş, Şimdi, Gelecek | Dizi İncelemesi

Son güncelleme tarihi 13 Temmuz 2021

‘’Bu hikâye, çok özel bir çocuğun hikâyesi. Kendini dünyanın sonunda bulan bir çocuğun.’’

Sweet Tooth (Şeker Canavarı), DC evreninin, uzun zaman sonra izlediğim en iyi bilim kurgu hikâyesi olabilir.

Netflix, orijinal yapımlarını güçlendirirken sekiz bölümlük yayınladığı ilk sezonuyla Sweet Tooth, 8.0 IMDb puanı ile izleyicileri, bölümler bitmeden oldukları yere kenetliyor adeta. Her bir bölümü ortalama 50 dakika olan dizi, Kanadalı yazar Jeff Lemire’in aynı adlı çizgi roman serisinden uyarlandı. Oyuncularıyla da adından fazlasıyla söz ettirecek dizi, 2021 yılının ikinci çeyreğinde (4 Haziran) en çok ses getirecek yapımlar arasında şimdiden yerini aldı diyebilirim.

Sweet Tooth, post apokaliptik bir dünyada annesini arayan on yaşındaki yarı insan-yarı geyik bir çocuğun hayatını gözler önüne seriyor. On yıl önce yaşanan, Büyük Çöküş adı altında gerçekleşen olaydan sonra dünya virüsün etkisine maruz kalmış, bunun üzerine bir de insanlar melez adı altında yarı insan-yarı hayvan bebekler dünyaya getiriyorlardır. Tüm bu bilinmezlikler korkuyu da beraberinde getirirken ölümler de kaçınılmaz olacaktır.

Dizide üç hayat anlatılıyor. İlki, Gus’un babası Pubba’yla çitlerin gerisinde geçirdiği hayat. Pubba, Gus’u gerçek dünyadan izole bir şekilde büyütürken kendisine zarar verecek olan insanlardan bahsetmez. Onun yerine hayatta kalma içgüdülerini öğretirken çitlerin gerisinin tehlikeli olduğunu aşılar.

İkinci hayat Doktor Singh ve karısı Rani’nin virüsle olan mücadelesi. Rani, çoğu kişi gibi ne yazık ki virüse yakalanmıştır ve Doktor Singh, karısı için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. Aynı zamanda korkunç bir mahallede oturduklarının da farkındalardır. Bunun için Doktor Singh’in karısını sadece virüsten değil, insanlardan da koruması gerekecektir. Bu virüsün tedavisi de bir aşıda gizli olmakla birlikte, aşının içeriği de melez çocuklardan üretilmektedir. Kulağa korkunç gelen döngünün içerisinde Doktor Singh, herkesin hayatını şekillendirecek bir karar vermek zorunda kalacaktır.

Üçüncü hayat da, hayvanat bahçesinde yaşamını sürdürmeye çalışan ve minik bir domuz bebeğin kapısının önüne bırakılmasıyla hayatı değişen Aimee. Tıpkı Gus gibi, Wendy’de şanslı melez çocuklardan. Artık Aimee ve Wendy anne-kız gibi birbirlerine yakındır.

Birbirlerinden habersiz yaşayan üç aile, hayatın onlara çizdiği yol doğrultusunda farkında olmadan aynı çatı altında birleşecek, bu zamana kadar geldikleri hayatta aynı amaç uğruna mücadele etmeye devam edecektir.

Kaçmak, hayatta kalmak, öğrenmek, büyümek…

Gus, Pubba dediği Richard Fox ile tanıştığında henüz küçücük bir bebekti. Kafasının üzerinde iki tane minik boynuz, insan kulakları yerine de minik geyik kulakları vardı. Minicik bedeniyle her şeyden habersiz etrafını incelerken bir laboratuvar deneyinden farksız olduğunu çok sonra öğrenecek, hayatını şekillendirecek adımları o andan sonra gerçekleştirecektir. Ama o zamana kadar bildiği tek şey, babası olarak gördüğü, kendisini yetiştiren Richard Fox ve sadece fotoğrafından annesi olduğunu bildiği Birdie.

Dünya, bu melez bebekleri arayıp korkunç deneyler yapmayı düşünürken virüs de hızla etkisini insanlara gösteriyordur. Bir de şu durum vardır ki, virüsün bu melez bebeklerden ortaya çıktığı kanısındadırlar. Aşı tedavisi için de melez çocuklar kullanılıyordur. Hayata gözlerini açtıkları andan itibaren melezlerin kaçmaktan başka yapabilecekleri hiçbir şeyleri yoktur.

Gus şanslıydı, onu eğitecek ve hayatta kalma becerilerini öğretecek, on yaşına kadar bir babası vardı. Minik domuzcuk Wendy’de şanslıydı. Fakat çoğu melez bu kadar şanslı değildi. Pubba, hayatta kaldığını bildiği tek ailesini korumak için mücadele ederken ne yazık ki virüse yenik düşer ve Gus’u bilmediği bir dünyada yalnız bırakır. Gus, Pubbasının öğrettikleriyle bir süre kulübede yaşamaya devam eder, ama aynı zamanda da çitlerin ardındakileri merak ediyordur. Kuralları çiğnememesi gerektiğini bilse de çitten geçtiği andan itibaren bilinmezliğin girdabına yenik düşecektir.

Yolculuğunda aynı zamanda ona eski spor oyuncusu Jepperd, namı diğer Koca Adam eşlik edecektir. Salgın başladığından itibaren bambaşka bir adama dönüşen Koca Adam, melezleri avlama işinden Gus’u gördüğü andan itibaren vazgeçer. Gus, ona geçmişini hatırlatırken aslında nasıl bir adam olduğunu hatırlamasına yardımcı olacaktır. Tıpkı melezleri korumak için bir ordu kuran Ayı lakaplı kız gibi…

Sweet Tooth, her şeyden habersiz, masum geyik bir çocuğun gözünden dünyanın nasıl bir bataklığa dönüştüğünü gözler önüne seriyor. İzlerken her bölümde öyle güzel detaylar var ki, o detayları gördükçe diziye olan bağlılığım ve merakım o kadar arttı. Özellikle Gus’un zor durumda kaldığında geyiklerin o sıradaki detayları muazzamdı. Söylemeden geçemeyeceğim ki nefesimin kesildiği an: Gus’un, Jeppard ile gittiği dağ evinde bir aileye rastlaması ve orada bir süre kaldıktan sonra Son Adamların evi kuşatması. Gus zor durumdayken arkada, kapı girişinde karanlıkta kocaman bir geyik silueti görünüyor. Gus’a ateş edecek adam onu görünce bir an duraksıyor. O sahne gerçekten de nefesimi kesmişti.

Gus’un nereden geldiği, melezlerin ve virüsün nasıl oluştuğu, neler olduğu hakkındaki tüm soru işaretlerini dizinin sonunda öğreniyoruz. Kafamızda herhangi bir soru işareti bırakmamalarını da ayrıca beğendiğimi söyleyebilirim. Bir solukta izleyebileceğiniz bir yapım. Öyle bir yerde bitti ki ikinci sezonu iple çektiğimi söyleyebilirim. Bu dönemde izleyebileceğiniz en harika yapım diyebilirim. Aynı zamanda oyun severler bilir, video oyun olan Last of Us’ı da hatırlamadan geçmeyelim. Tabii Last of Us’ın ilkini anımsatıyor. İkinciyi konuşmak istemiyorum…

Diyeceğim o ki, Last of Us severler bu diziyi kaçırmasın. Yeni bir dizi inceleme yazısında görüşmek üzere.

Ayrıca buraya kadar okuduysanız da ayrı bir teşekkür ederim. Harikasınız. <3

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.