İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Makoto Şinkai – Senin Adın; Ruhunun Bir Parçası | Manga İncelemesi

Son güncelleme tarihi 27 Temmuz 2021

”Ne gizemli bir rüya…”

Lise öğrencisi Mitsuha Miyamizu’nun da dediği gibi, ne gizemli bir rüya!

Senin Adın…

Anime filmini iki sene önce izlediğimde ne kadar etkilendiysem, yıllar geçtikten sonra mangasının çıkmasının sevinciyle kitabı aldım ve kısa sürede bitip gözyaşlarıma hakim olamadım. İki gizemli ruhun tanışmasının ardından birbirini arama macerası… Ah, gerçekten de Senin Adın mangasının her detayı ayrı mükemmeldi. Çizimler, hikaye, kurgu. Hangisini övmem gerektiğini bilmiyorum. Okurken animesini yeniden izlemiş gibi hissettim. Mitsuha Miyamizu ve Taki Tachibana’nın birbirlerinden habersiz olarak ansızın birbirlerinin hayatına girmesi hem de hiç olmadık bir şekilde.

Senin Adın, birbirlerinden farklı yerlerde yaşayan ve birbirini tanımayan Mitsuha ve Taki adındaki iki lise öğrencisinin hayatlarını konu alıyor. Fakat bunların hayatlarını öyle sıradan bir şekilde işlemiyor. Taki Tachibana, Tokyo’da, küçük bir dairede babasıyla yaşıyor, Mitsuha Miyamizu ise, küçük kırsal bir kasabada küçük kız kardeşi ve ninesiyle birlikte yaşıyor. Taki, bir gün uyandığında, hiç tanımadığı bir yerde hiç tanımadığı bir kızın bedeninde olduğunu fark eder. Aynı anda, aynı durum Mitsuha için de geçerlidir. O da, Taki’nin bedenine hapsolmuştur ve bu hapsolma zaman içerisinde ruhlarının farkında olmadan birbirine bağlayacaktır.

Kırsal bir taşra kasabasında yaşayan lise öğrencisi genç Mitsuha hayatından ve yaşadığı kasabadan sıkılmıştır. Babasının belediye başkanı olma adaylarının üzerine bunalan ve sürekli olarak ilginin kendi üzerine olmasından sıkılan kız hem Tokyo gibi büyük şehre gitme hayali kurarken hem de çoğu kişinin aklına dahi gelmeyecek bir başka hayal daha kuruyordur. Bir erkek olarak yaşamak… Tabii ki ilk olarak kulağa garip geliyor olsa da erkeklerin rahat ve özgür tavırları onu ezbediyor, erkek olmanın herkesten daha özgür yaşamak olduğuna inanıyordur.

Mitsuha, ansızın öyle bir dilek diler ki rüyalarında dahi olsa bir erkek olmak ister. Ve bir gün uyandığında dileği gerçekleşmiştir. Tokyo’da, Taki adındaki bir liseli gencin içindedir. Evet, tam olarak tanımadığı bir gencin içinde uyanır. Aynı zamanda Tokyo’daki o genç de Mitsuha’nın içinde yani bir kadın olarak uyanacaktır. Bu karmaşa o kadar eğlenceli ilerliyor ki sayfalar hızla akıp gidiyor. (Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum ki, ilk kez manga okuduğum için sağdan sola okumak konusunda baloncuklar açısından bir süre kafam karışsa da kısa sürede toparladım ve konu hızla akmaya devam etti.)

Mitsuha’nın dileği gerçek olmuştur, birkaç günde bir de olsa birbirlerinin hayatlarını yaşıyorlardır. Bir süre bunun şaşkınlığını yaşasalar da kısa sürede neler olduğunu anlayıp ikisi de buna ayak uydurmaya başlar. Mitsuha, Taki’nin bedeninde uyandığı zamanlarda Tokyo’nun ışıltılı dünyasına ayak uyduruyor, sonunda başka bir şekilde de olsa büyük şehre gitmenin verdiği heyecanı iliklerine kadar yaşıyordur. Taki de Mitsuha’nın yaşadığı İtomori kasabasında büyükannesi, küçük kız kardeşi, arkadaşları Teşşi ve Saya ile vakit geçiriyordur. Birkaç günde gerçekleşen bu olay farkında olmadan ikisini birbirine ruhen bağlamıştır. Bunun nasıl olduğunu bilemezler, ama bir şekilde gerçek gibi olan rüyalarında da olsa yaşanan bu olaya alışmışlardır.

Taa ki bir gün beklenmedik bir şey gerçekleşene kadar…

İtomori kasabasının üzerinden bir kuyruklu yıldız geçecektir ve bu, tüm kasaba halkının ilgisini çekiyordur. Bu sırada Mitsuha, büyükannesiyle birlikte gittiği gezide Taki Mitsuha’nın bedenindedir ve büyükannesi ruhların bağlarıyla ilgili hoş sözler söyler. İplerle birbirine bağlanan ruhlarla ilgili söylediği sözler Taki’yi fazlasıyla etkiler ve bu sözler ileride ona fazlasıyla yardımcı olacaktır.

”Mitsuha, Yotsuha Musubi’yi bilir misin? Eski dilde yerli tanrımıza Musubi denir. Bu kelime çok derin anlamlara sahiptir. İpliklerin bağlanması, insanlar arasındaki bağ ve zamanın akışı gibi anlamları vardır. Bunların hepsi tanrının güçleridir. Bizim iplik örmemiz de tanrının bir tekniğidir. Zamanın akışını ifade eder. Musubi diğer yandan da zamandır. Bedeni oluşturmak için bir araya gelir, sarılır. Düğümlenir ve bazen de çözülür, kopar ve yeniden bağlanır. Pirinç olsun, sake olsun, su olsun. İnsanın vücuduna giren her şey ruhuna bağlanır, buna da Musubi denir. Tanrılarla insanları bağlayan çok önemli bir gelenek.”

Kuyruklu yıldız İtomori kasabasından geçtikten sonra Taki ve Mitsuha bir daha birbirlerinin bedenlerine giremezler. Taki bir süre kadar bu rüyadan kurtulduğu için rahatladığını hisseder, ama sonrasında Mitsuha’nın yokluğunu ruhunu içten içe kemirmeye başlar. Onu özlüyordur ve bu özlem, Mitsuha’nın bedenindeyken gittiği İtomori kasabasını çizip gerçek hayatında onu aramaya koyulmasına kadar ileriye gidecektir.

Taki, iki arkadaşı ile birlikte çıktığı yolculukta umudunu kaybettiği sırada İtomori kasabasını bulur, fakat beklenmedik bir şeyle karşı karşıya kalır, çünkü İtomori kasabası üç yıl önce kuyruklu yıldız felaketiyle yok olmuştur. Kuyruklu yıldızın düştüğü yerde 500’den fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Bu bilgi Taki’yi dehşete düşürür. Bu nasıl olur? Daha birkaç gün önce Mitsuha’nın bedenindeydi. Mitsuha ölmüş olamaz!

Taki, şaşkınlık içinde de olsa bu işin peşini bırakmaz ve bu felaket hakkındaki gerçekleri araştırmaya devam eder. Ölüm listesinde Mitsuha ve arkadaşlarının isimlerini gördüğünde dahi pes etmeyecektir. Sonunda büyük annesinden duyduğu sözler aklına gelir ve ruh ve bağlanmışlık konusunda Mitsuha’nın ruhunun yarısını sunduğu yere gider. Taki o sudan içtiğinde gerçekten de Mitsuha ve İtomori kasabasının kaderini değiştirecektir.

”Buradan sonrası Kakuriyo, yani öteki dünya. Eğer geri dönmek istiyorsanız karşılığında size ait olan en değerli şeyi sunmanız gerekir. Yani Kuçikamizakenizi. Bunu tanrıya sunacaksınız, bu sake ruhunuzun yarısıdır.”

Taki, kuyruklu yıldız felaketini bildiği için Mitsuha’nın ölmeden önceki bedenine yeniden girdiğinde onu uyarır. Kuyruklu yıldız kasabanın üzerinden geçtiğinde öngörülemez bir şekilde parçalanacaktır ve parçası göktaşı biçiminde insanların göktaşını izlemek için toplandığı yerin üzerine düşecektir. Bunun için Mitsuha’nın herkesi uyarması ve göktaşının düşeceği yerin boşaltılması gerekecektir. Tüm kasaba göktaşı için heyecanlıdır, bu oldukça zor olacaktır, ama zor da olsa Teşşi ve Saya ile bir olup insanları felaketten kurtaracaktır.

Ama birbirlerinden ayrıldıkları andan itibaren ne kadar istemeseler de birbirlerinin isimlerini unutmaya başlarlar. Birbirlerinin isimlerini ve yaşadıkları bu macerayı unuttuklarında ise yıllar içerisinde bir arayış ve beklenti başlayacaktır. Mitsuha için sekiz, Taki için aradan beş yıl geçtikten sonra ikisi de hayatlarında bambaşka bir boyuta ermiştir. Artık o küçük lise öğrencileri değillerdir, fakat isimlerini bilmeseler de ruhları birbirine bağlıdır ve bu bağ yıllar geçse de arayışları içerisinde birbirlerini bulduklarında yeniden filizlenir. Birbirlerinin gözlerinin içine bakmaları yeterli olacaktır.

Senin Adın ne muazzam bir eser…

Orjinal hikaye Makoto Şikai ve manganın çizeri Ranmaru Kotone muhteşem bir iş çıkarmış. Sayfalar arasında okumak daha bir etkiledi ve iki yıl önce anime filmi için yaptığım spoilersız incelemeyi oldukça solladı. (Buradan bakabilirsiniz.) Aşka dair solmuş ruhumu yeniden filizlendirdi Senin Adın mangası. Doğru insanı bulduğunuzda aşk gerçekten de muazzam duygulara ve maceralara yol açabiliyor. Okumadıysanız okuyun lütfen, izlemediyseniz izleyin. Ruhunuza iyi gelecek bir başyapıt.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.