İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Katla 1. Sezon; Küllerinden Yeniden Doğmak! | Dizi İncelemesi

Son güncelleme tarihi 26 Eylül 2021

Merhabalar, 2021 Haziran ayında Netflix’te, henüz ilk sezonu yayınlanmaya başlamış, 10 bölüm süren, İzlanda yapımı, Katla isimli ilginç bir dizi incelemesiyle karşınızdayım. Dizi kapağına baktığımda bile konunun farklı olduğunu anlamıştım.

Çoğu insan, bir volkanik ada olan İzlanda’da bulunan Katla Yanardağı’nı duymuştur. En azından okullarda volkanik dağlar işlendiğinde bir kez olsun duymuşsunuzdur. Ya da nerede olduğunu bilmeseniz dahi ismini bir kez olsun duymuşsunuzdur, benim gibi. Bu diziden sonra araştırma gereksinimi hissettim. Daha doğrusu diziye başladığım anda Katla Yanardağı’nın gerçekten de İzlanda’da, dizinin çekildiği yerde olduğunu öğrendim. Bu da diziye daha bir ilgiyle yaklaşmamı sağladı. Zaten ilk bölümden itibaren esrarengiz bir dizi olduğunu kanıtlamıştı.

Buzul altındaki Katla Yanardağı, güney İzlanda’da bulunan büyük bir yanardağdır. 1918 yılında bu yana şiddetli bir patlama görülmemiştir, fakat 1955, 1999 ve 2011’de küçük de olsa patlamalar yaşanmıştır. Özellikle de 2011 yılında orada bulunan çoğu insanın hayatını tehdit etmiş, insanlar bir süre için dışarıya çıkmakta zorlanmıştır. Hatta okul kapanmış, kar tatili yerine yeni bir isim koyarak, buna kül tatili denmiştir. (Bilgi)

Katla Yanardağı çok aktif olmasa da hala aktif bir yanardağdır. Netflix’de yayımlanan Katla dizisi de buradan esinlenilmiş bir dizi. Yazımın başında da söylediğim gibi ilginç ve fazlasıyla çarpık bir konuya sahip ve ilk bölümünden itibaren neler olacağını merak ederek izlemeye devam ediyorsunuz. Yanardağın bulunduğu mekan atmosfer açısından harika resmedilmiş. Sis, küller, kasvetli bir ortam… İlk bölümlerde biraz sıkıldığınızı düşünebilirsiniz, ama bölümler ilerledikçe neler olacağına dair merak artıyor ve gerçekleri öğrenmek için dizinin sonuna gelmek istiyorsunuz. İnsanın kendisini sorgulayacak ve hayatını daha anlamlı yaşamasını sağlayacak derin bir konusu da var. Gerçekten de hem fiziksel hem de zihinsel olarak bir küllerinden doğma mevcut.

Son kısma baktığımızda da oldukça etkileyici ve izleyiciyi merakta bırakarak bitti. Zaten hep öyle olmuyor mu? Hiç bilmediğimiz bir diziye başladığımızda ilk başta sıkıcı geliyor, ama sonra ilerledikçe sonunda karakterlere alışıyor ve bittiğinde de garip bir boşluğa giriyor.

KARAKTERLER:

Katla, buzul altındaki Katla Yanardağı’nın korkunç bir şekilde patlamasından sonra Vik kasabasında yaşanan doğaüstü olayları konu alıyor. Patlamanın ardından bir yıl geçmiştir. Orada bulunan buzul ve yanardağ araştırmacıları patlama sırasında korkunç bir sondan kurtulurlar, fakat yaşadıkları hiç de hafife alınacak şeyler değildir. Artık hiçbir eskisi gibi olmayacaktır.

Aradan geçen bir yıl, volkanik patlama alanında yaşamlarını fazlasıyla etkilemiştir. Patlama sırasında Gríma ekiple kaçmayı başarmış, fakat kardeşi Ása kaybolmuştur. Gríma, bir yılını neredeyse kardeşini arayarak geçirmiştir, ama ondan herhangi bir haber alamamıştır. Bu da hayatını tahmin ettiğinden de fazla etkilemiş, ruhunun küllerle kaplanmasına sebep olmuştur. Hüznün verdiği durgunluk Gríma’nın ruhuna iyice işlerken etrafındaki insanlar da bundan nasibini almıştır, özellikle de kocası.

(Açıkçası, burada bir şey söylemeden geçemeyeceğim. Neden kadının ruhu hasar gördüğünde adam gitmek zorunda? Neden kadına ilgili göstermiyor da ondan ilgili bekliyor? Yahu kadının kardeşi kaybolmuş/ölmüş, ne yapsın? Her şeyi bırakıp yoluna devam mı etsin? Tamam, etmeli, ama adam neden kadından ilgi bekliyor ve kadın ilgi göstermeyince her şeyi mahvediyor? Adam neden kadına ilgi göstermiyor ve onun hüznüne ortak olup, onu iyileştirmeye çalışmıyor? Vallahi bu konuda genel olarak kızgınım ve dizinin son bölümlerinde Gríma ve kocası arasında yaşanan şeyler hala sinirlerimi bozuyor. Her neyse, bu konu uzun olduğu için sonraya bırakıp incelememe devam ediyorum.)

Bir gün, volkanik dağa yakın, sislerle kaplı bir bölgede çırılçıplak bedenine simsiyah kömürle kaplanmış bir kadın bulurlar. Kimse ne olduğunu anlayamaz. O kadın da nerede ve neler olduğunu bilmiyordur. Sadece tepeden tırnağa kapkara küllerle kaplıdır ve üşüyordur. Vakit kaybetmeden kliniğe yatırılır. Kadın kendisine geldiğinde isminin Gunhild olduğunu ve tanıdığı tek bir kişinin adını söyler; Þór. (Thor) Thor, Gríma’nın babasıdır. Adam, adının Gunhild olduğunu söyleyen kadının yanına gittiğinde onu tanımadığını söyler, ama tabii ki de tanıyordur. Kadın, yirmi yıl önce orada bulunan, şuan hala işletme halinde olan otelde çalışmıştır ve adamın sevgilisidir. Ama bir terslik vardır. Tüm bunlar yirmi yıl önce yaşanmıştır ve kadın, tıpkı o anki hali gibi, Thor’un aksine gencecik duruyordur. O andan itibaren gizemli olaylar hız kesmeden yaşanmaya devam eder, fakat tüm bunların bir açıklaması olmak zorundadır.

Açıklanması gereken çok fazla şey vardır, çünkü Gunhild, şuan Björn adındaki oğluyla yaşamaktadır. Genç yaştaki bu kadın da kimdir? Gunhild’in bir kopyası mı? Cevapları öğrenmek için bu iki kadın karşı karşıya gelir. Yaşlı Gunhild’in bildiği, son yirmi yıldır yaşadığı şeyler hariç, diğer her şeyi biliyordur. Nasıl olur da böyle bir şey olabilir?

Henüz soru işaretleri cevaplanmamışken bir diğer soru işareti daha ortaya çıkar. Gríma’nın kız kardeşi Ása da tıpkı Gunhild gibi küllerle bezenmiş bir şekilde ortaya çıkar. Grima, kardeşinin öldüğünü kabullenmeye başladığı sırada bir an da ortaya çıkması kafasını daha da karıştırır. Ne yapacağını bilemez. Dizinin ilerleyen bölümlerinde aralarındaki ilişkinin hiç de eskisi gibi olamayacağını fark ediyoruz. Grima, kız kardeşinin cesedi olmadığı için onun bir an da çıkıp gelmesini garipsemez, ama bir yandan da endişeleniyordur. Çünkü davranışları kız kardeşi gibi değildir. Zaman geçtikçe daha da rahatsız edici bir hal almaya başlar.

Ása’nın gelmesinden sonra Darri’nin 12 yaşındaki ölen oğlunun, Gisli’nin hasta karısının tamamen iyileşmiş bir şekilde gelmesi ve sonrasında Grima’nın da kendi yansımasının gelmesi karmakarışık bir halin ortaya çıkmasını sağlar. Kesinlikle buzul patlamasından sonra büyük bir değişim geçireceklerdir. Neyse ki biraz da olsa sezonun son bölümünde neler olduğunu anlayabiliyoruz. En azından kafamızdaki soru işaretlerinin çoğu ortadan kalkıyor. Küllerinden doğarak gelen tüm bu insanlar, aslında herkesin çözemedikleri kendi sorunlarını temsil ediyor.

Grima’nın, daha canlı ve hayat dolu kendi yansıması, onun hayatına bakması gerektiğini gösteriyor. Asa’nın ölmüş olduğu için aslında hiçbir amacı olmadığını yansıtıyor ve bu yüzden kendisini, annesi gibi ait olduğu soğuk dalgalara teslim ediyor. Darri’nin oğlunun gelmesi, aslında Darri ve karısı Rakel’in arzuladığı hayatı geri kazanmak istedikleri için bir uyarıydı. Ki oğlu gerçekten korkunç… Gisli’nin sapasağlam karısı Magnea’da onun içten içe arzuladığı bir gerçek. Son olarak Gunhild’in en başta gelmesi de, Thor ile yaşadığı, aslında yaşanmaması gereken anılar neticesinde oğlunun sakat doğmasında kendisini suçlamasıydı. Kendisini suçlayacak bir şey olmadığını öğrendiğinde ise her şey onun için daha kolay bir hale gelecektir.

Aslında, tüm bu karakterler, vücut bulmuş yüklerinden kurtulduklarında yeniden hayata tutunmanın ne kadar kıymetli olduğunu öğrenecektir. Katla dizisi bu yüzden muazzam bir derin yapıya sahip. Aynı zamanda da aşırı çarpık bir hikaye. Dizi bittiğinde neler oldu öyle diye bir anlık etkisinden çıkamıyorsunuz. Ve benim dizinin etkisinden kurtulmam epey zamanımı alacak. Daha da fazla yazmak istiyorum, ama yeterince spoiler verdim, bu yüzden bu kadar yeter diye düşünüyorum.

Yeni sezonun başka hikayeleri anlatacağını okudum. Ne zaman çıkacağına dair bir fikrim yok, fakat çıktığında hemen izleyeceğim. Merakla yeni sezonu bekleyenler kervanına ben de katıldım, muhteşem bir yerde bitti çünkü.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.