İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İngilizce Öğrenmenizi Sağlayacak İngilizce-Türkçe Hikayeler Serisi 1 – The Poor Fisherman (Fakir Balıkçı) // Fono Yayınları

İngilizce-Türkçe Hikayeler The Poor Fisherman (Fakir Balıkçı) 1. Hikaye

Merhabalar.

Bir süredir aklımda olan, ama bir türlü kafamda düzene oturtamadığım bir İngilizce-Türkçe hikayeler serisine şuandan itibaren başlamış bulunuyorum. Sitemi ziyaret eden kişilere de İngilizce-Türkçe hikayeler konusunda yardımcı olmaya çalışacağım.

Şuan için elimde edindiğim bir İngilizce-Türkçe basitleştirilmiş, Birinci seviye hikaye kitabı mevcut. Oradaki hikayeleri İngilizce ve Türkçeleriyle burada paylaşacağım. Ayrıca Fono yayınlarıyla irtibata geçtiğimde kaynak belirttiğim takdirde telif konusunda sıkıntı yaşamayacağımı söylediler. Buradan sonsuz teşekkürlerimi de sunuyorum. <3

Elimdeki FONO yayınlarının, 1983 yılında bastığı İngilizce-Türkçe Hikayeler The Poor Fisherman kitabıdır. (Buraya tıklayarak resmine de bakabilirsiniz. Hatta benim elimdeki epey yıpranmış, sanırım benimki ilk baskısı. Aynı zamanda kitaba buradan ulaşabilirsiniz.) Bu Birinci Derece İngilizce-Türkçe Hikayeler The Poor Fisherman kitabının içerisinde 6 farklı İngilizce hikaye mevcut. Bu hikayelerin hepsinin de karşı sayfalarında Türkçe çevirileri de yazıyor, oldukça kullanışlı bir kitap olduğunu söylemek istiyorum. Hikayelerin sonunda da bu hikayeye ait İngilizce sorular mevcut. Eğer kitabı almak isteyen olursa da yeni basılmış hali mevcut, tabii belirttiğim gibi benim elimdeki İngilizce-Türkçe Hikayeler The Poor Fisherman kitabı, 1. derecenin 3. kitabı. (tık.)

KİTABIN ÖNSÖZÜ:

Türkçe çevirileriyle birlikte basit İngilizce hikayeler serisinden olan ”The Letter” ve ”The Old Man’s Shop” isimli hikaye kitaplarıyla aynı düzeyde olan bu kitapta belli bir sözcük çerçevesi içinde ve basit gramer bilgisi dışına çıkmadan yazılmış hikayeleri ve bu hikayelerin karşısında Türkçe çevirilerini kapsamaktadır.

Hikayeler Türkçeye çevrilirken güzel bir Türkçe yerine karşılaştırarak izlemeyi kolaylaştırmak amacıyla iyi bir ifade şekli olmasa da metne sadık ve mümkün olduğu oranda sözcük sözcük çeviri tercih edilmiştir.

FONO
MEKTUPLA ÖĞRETİM KURUMU

Ben de burada hikayeyi paylaşırken kitaptaki gibi gideceğim. İlk önce İngilizcesini, sonradan Türkçesini paylaşacağım. Bu sayede paragraf paragraf kitaptaki gibi hem İngilizce hem de Türkçesine bakabileceksiniz. Umarım faydalı bir içerik olur. 🙂

~ ~

İngilizce-Türkçe Hikayeler The Poor Fisherman
(Fakir Balıkçı)
PART 1

THE POOR FISHERMAN
İNGİLİZCE

A

Once there was a man and his wife. They had no house to live in. They lived in the fields and they slept at the foot of a tree. The man caught fish: he was a fisherman.

The man was happy. He said, ”Why do men live in houses? This tree is my house. Why do they sleep on beds? The fields are my bed.”

But his wife was not happy. She said, ”Why did I marry a poor fisherman? We have no house, we have no bed.”

B

One day the fisherman went to the sea to catch fish. He put his net in the water. Then he sat on a stone. The sun was hot; and he fell asleep.

When he awoke, he took his net; there was one fish in the net; it was large and golden – a beatiful fish. He was very happy. He said, ”My wife will be glad when she sees this beatiful fish.”

Then the fish spoke: he said, ”Good man, do not kill me. Put me back in the sea.”

The fisherman said: ”Can you speak? I did not see a fish that could speak.”

The fish said: ”Good man. Put me back in the sea.”

”I do not eat a fish that can speak,” said the fisherman. ”Go away. I cannot kill a fish that can speak.” Then he threw the fish back into the sea.

C

The fisherman went back to his wife that night. He had no fish; so they had no food to eat. He said to his wife, ”I caught one fish; but the fish spoke. So I threw him back into the water. I could not kill a fish that could speak.”

The fisherman’s wife said, ”A fish that spoke is a wizard. It was not a fish, but some wizard that became a fish.”

”I do not know if it was a wizard,” said the fisherman; ”the fish did not say that he has a wizard.”

”He was a wizard,” said the man’s wife. ”Did you ask him for anything?”

”I did not ask him for anything,” said the man.

”Why do we live in the fields?” said the man’s wife. ”You must ask him for a hut.”

D

The next day, the fisherman went back to the sea. He stood on the stone and called.

”Man of the Sea, come to me.”

Then the fish put his head out of the water and asked him, ”What do yuou want?”

The fisherman said, ”O do not want anything, but my wife wants to live in a hut.”

”Go back to your wife,” said the fish. ”You will find her in a hut.”

E

The fisherman went back to his tree. Near the tree he saw a hut. It was a new hut. It was a very pretty hut; it was two pretty windows and a pretty blue door. There was a pretty garden at the back, full of pretty flowers. Near the hut there was a little feild full of hens.

F

He went into the hut. There was one room. The sunlight was coming in through the window and the room was full of light. His wife was sitting at the table.

”You must be happy now,” said the fisherman.

”It was a pretty hut,” said his wife.

For some days the fisherman’s wife was happy.

Then one night the fisherman came home and his wife said to him, ”I am not happy in this little hut. The hens run in my room. We must live in a good house. Go at once to the fish and ask for a house.”

FAKİR BALIKÇI
TÜRKÇE

A

Vaktiyle bir adam ve karısı vardı. İçinde oturacak evleri yoktu. Tarlada yaşıyorlardı ve bir ağacın dibince uyuyorlardı. Adam balık tutardı: bir balıkçıydı.

Adam mutluydu. ”İnsanlar niçin evlerde yaşarlar? Bu ağaç benim evimdir. Niçin yatakta uyurlar? Tarlalar benim yatağımdır,” diyordu.

Fakat karısı mutlu değildi. ”Niçin fakir bir balıkçıyla evlendim? Evimiz yok, yatağımız yok,” diyordu.

B

Bir gün balıkçı balık tutmak için denize gitti. Ağını suya koydu. Sonra bir taşın üstüne oturdu. Güneş sıcaktı; uyuyakaldı.

Uyandığı vakit ağını aldı; ağda bir balık vardı; büyük ve altındandı – güzel bir balık. Çok mutluydu. ”Bu güzel balığı görünce karım memnun olacak,” dedi.



O zaman balık konuştu: ”İyi adam, beni öldürme. Beni tekrar denizin içine koy,” dedi.

Balıkçı, ”Sen konuşabilir misin? Konuşabilen bir balık görmedim,” dedi.

Balık, ”İyi adam, beni tekrar denizin içine koy,” dedi.

Balıkçı, ”Konuşabilen bir balığı yemem,” dedi. ”Git, konuşabilen bir balığı öldürmem.” Sonra balığı tekrar denizin içine attı.


C

Balıkçı o gece karısına döndü. Balığı yoktu; bu yüzden yiyecek yemekleri yoktu. Karısına, ”Bir balık tuttum, fakat balık konuştu. Bu yüzden onu tekrar suyun içine attım. Konuşabilen bir balığı öldüremedim,” dedi.

Balıkçının karısı, ”Konuşan bir balık sihirbazdır. O bir balık değildi, balık olan bir sihirbazdı,” dedi.


Balıkçı, ”Onun bir sihirbaz olup olmadığını bilmiyorum,” dedi; ”balık bir sihirbaz olduğunu söylemedi.”

Adamın karısı, ”O bir sihirbazdı,” dedi. ”Ondan bir şey istedin mi?”

Adam, ”Ondan bir şey istemedim,” dedi.

Adamın karısı, ”Niçin tarlada yaşıyoruz,” dedi. ”Ondan bir kulübe istemelisin.”

D

Ertesi gün balıkçı tekrar denize gitti. Taşın üstünde durdu ve bağırdı.

”Denizin adamı, bana gel.”

O zaman balık başını sudan çıkardı ve ona sordu, ”Ne istiyorsun?”

Balıkçı, ”Ben bir şey istemiyorum, fakat karım bir kulübede oturmak istiyor,” dedi.

Balık, ”Karına dön,” dedi. ”Onu bir kulübede bulacaksın.”



E

Balıkçı ağacına döndü. Ağaca yakın bir kulübe gördü. Yeni bir kulübeydi. Çok güzel bir kulübeydi; iki güzel penceresi ve güzel mavi bir kapısı vardı. Arkada güzel çiçeklerle dolu güzel bir bahçe vardı. Kulübeye yakın tavuklarla dolu küçük bir tarla vardı.


F

Kulübenin içine girdi. Bir oda vardı. Pencereden güneş ışığı içeriye doluyordu. Karısı masada oturuyordu.


Balıkçı, ”Şimdi mutlu olmalısın,” dedi.

Karısı, ”Güzel bir kulübe,” dedi.

Birkaç gün için balıkçının karısı mutluydu.

Sonra bir gece balıkçı eve geldi. Karısı ona, Bu küçük kulübede mutlu değilim. Tavuklar odamda koşuyorlar. Güzel bir evde yaşamalıyız. Derhal balığa git ve bir ev iste,” dedi.

GÖZ ATIN: Stephen King – Kubbe’nin Altında; Karınca Yuvası! | Kitap İncelemesi

İngilizce-Türkçe Hikayeler The Poor Fisherman
(Fakir Balıkçı)
PART 2

A

The fisherman went to the sea. He stood on the stone and called,

”Man of the Sea, come to me.”

The fish put his head out of the water and asked, ”What do you want?”

The fisherman said, ”I do not want anything, but my wife wants a house.”

”Go back to your wife,” said the fish. ”You will find her in a house.”

B

The fisherman went back to the hut. He saw a house where his hut was. It was a very pretty house made of stone. There were roses at the side of the door. There was a pretty garden at the side of the house: the garden was full of red and blue flowers. The house at two doors, one at the front and one at the side. There were six windows at the front and six at the back.

C

The fisherman found his wife inside the house. He said: ”Now you have a beautiful house and you must be happy.”

She said, ”The outside of the house is pretty, but the rooms inside are not very large.”

For some days the fisherman’s wife was happy.

Then she said, ”We live in a pretty house, but you are a fisherman and I am a fisherman’s wife. No one comes to see us. No one speaks to me in the street.

D

”What do you want?” asked the fisherman.

”I want you to be a king, then I shall be a queen. We shall live in a big house. We shall get what we want. What we say they will do. The rooms will be full of servants. They will do what we ask.”

E

The fisherman said, ”I do not want to be a king. I want to be a fisherman and live in the fields.”

”But I want to be a queen,” said his wife.

The fisherman went to the sea. He stood on the stone and said.

”Man of the Sea, come to me.”

Then the fish put his head out of the water and said, ”What do you want now?”

The fisherman said, ”I do not want anything, but my wife wants you to make her a queen.” The fish said, ”I will make her a queen. Go back. You will find her a queen.”

F

The fisherman went back. He found a big house. There were servants at the door. Two servants took the fisherman into the house and two other servants took him into a large room. His wife was sitting there. She had the clothes of a queen.

”You must be happy now,” said the fisherman. ”You are a wueen. You have this big house and all these servants.”

For some days she was happy. There was sunlingt. She went into the garden and servants in red coats went with her.

G

Then the rain came. It rained for many days and there was no sunlight. She could not go into the garden.

Then the fisherman’s wife said, ”I am a queen. I do not want this rain. I want the sun.” She said to the fisherman. ”Go and ask the fish to make me Queen of the Sun. Then I can have sun when I want; and when I say to the rain; ‘Go,’ it will go away.”

H

The fisherman went to the sea. He stood on the stone and said.

”Man of the Sea, come to me.”

Then the fish put his head out of the water and said, ”What do you want now? Speak!”

The fisherman said, ”My wife wants you to make her Queen of the Sun.”

The fish said, ”You wife will not be happy. You will go back to the fields and sleep at the foot of a tree.”

The fisherman went back. The big house and gardens were not there. His wife was sitting at the foot of a tree. There was no rain. There was sunlight and flowers in the fields.

She said, ”It is good to be away from all those servants. Look at the sun shining in the sky. I am happy now.”

A

Balıkçı denize bitti. Taşın üstünde durdu ve bağırdı,


”Denizin adamı, bana gel.”

Balık başını sudan dışarı çıkardı ve sordu, ”Ne istiyorsun?”

Balıkçı, ”Ben bir şey istemiyorum, fakat karım bir ev istiyor,” dedi.

Balık, ”Karına dön,” dedi. ”Onu bir evin içinde bulacaksın.”

B

Balıkçı kulübesine döndü. Kulübenin olduğu yerde bir ev gördü. Taştan yapılmış çok güzel bir evdi. Kapının yanında güller vardı. Evin yanında güzel bir bahçe vardı: bahçe kırmızı ve mavi çiçeklerle doluydu. Evin iki kapısı vardı, önde bir ve yanda bir. Önde altı pencere vardı, arkada altı.




C

Balıkçı karısını evin içinde buldu. ”Şimdi güzel bir evin var, mutlu olmalısın,” dedi.

O, ”Evin dışı güzel, fakat içerideki odalar çok büyük değil,” dedi.

Birkaç gün için balıkçının karısı mutluydu.

Sonra, ”Güzel bir evde yaşıyoruz, fakat sen bir balıkçısın ve ben bir balıkçının karısıyım. Kimse beni görmeye gelmiyor. Sokakta kimse benimle konuşmuyor,” dedi.



D

Balıkçı, ”Ne istiyorsun?” diye sordu.

”Senin bir kral olmanı istiyorum; o zaman ben kraliçe olacağım. Büyük bir evde yaşayacağız. İstediğimizi elde edeceğiz. Ne dersek yapacaklar. Odalar uşaklarla dolu olacak. Ne istersek yapacaklar.


E

Balıkçı, ”Bir kral olmak istemiyorum. Bir balıkçı olmak ve tarlalarda yaşamak istiyorum,” dedi.

Karısı, ”Fakat ben bir kraliçe olmak istiyorum,” dedi.

Balıkçı denize gitti, taşın üstünde durdu ve:

”Denizin adamı, bana gel,” dedi.

O zaman balık başını sudan çıkar ve ”Şimdi ne istiyorsun?” dedi.

Balıkçı, ”Ben bir şey istemiyorum, fakat karım onu bir kraliçe yapmanı istiyor,” dedi. Balık, ”Onu bir kraliçe yapacağım. Geri dön. Onu bir kraliçe olarak bulacaksın.


F

Balıkçı geri gitti. Büyük bir ev buldu. Kapıda uşaklar vardı. İki uşak balıkçıyı evin içine götürdü ve iki başka uşak onu büyük bir odaya götürdü. Karısı orada oturuyordu. Bir kraliçenin elbiselerine sahipti.

Balıkçı, ”Şimdi mutlu olmalısın,” dedi. ”Bir kraliçesin. Bu büyük eve ve bütün bu uşaklara sahipsin.”

Birkaç gün için mutluydu. Güneş vardı. Bahçeye gitti ve kırmızı ceketli uşaklar onunla gittiler.




G

Sonra yağmur yağdı. Günlerce yağdı. Güneş yoktu. Bahçeye gidemedi.

O zaman balıkçının karısı, ”Ben bir kraliçeyim. Bu yağmuru istemiyorum. Güneş istiyorum,” dedi. Balıkçıya, ”Git balıktan beni Güneşin Kraliçesi yapmasını iste. O vakit istediğim zaman güneşe sahip olabilirim; yağmura, ‘Git’ dediğim zaman o da gider,” dedi.

H

Balıkçı denize gitti. Taşın üstünde durdu ve,

”Denizin adamı, bana gel,” dedi.

O zaman balık başını sudan dışarı çıkardı ve ”Şimdi ne istiyorsun? Konuş!” dedi.

Balıkçı, ”Karım, onu Güneşin Kraliçesi yapmanı istiyor,” dedi.

Balık, ”Karın mutlu olmayacak. Tekrar tarlalara gideceksiniz ve bir ağacın dibinde uyuyacaksınız,” dedi.

Balıkçı geriye döndü. Büyük ev ve bahçeler orada değildi. Karısı bir ağacın dibinde oturuyordu. Yağmur yoktu. Tarlalarda çiçekler ve güneş ışığı vardı.

O (kadın), ”Bütün şu uşaklardan uzak olmak iyi. Gökte parlayan güneşe bak. Şimdi mutluyum,” dedi.

Buradan tıklayarak kitaba da ulaşabilirsiniz. <3

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.