İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fate: The Winx Saga; Alfea’ya Hoş Geldiniz! | Dizi İncelemesi

Son güncelleme tarihi 23 Ağustos 2021

Winx, Winx, Winx…

Ah Winx diyince herkesin aklına harika şeyler geliyor, öyle değil mi? Aradan yıllar geçmesine rağmen, çoğumuzun çocukluğunun çizgi kahramanları, değil mi? Baştan sona kadar izlemesek dahi karakterlerin çocuğunu bilmiyor muyuz? Özellikle de herkesin aklında her etmiş olan, kıpkırmızı saçlarıyla ateş perisi Bloom. İtiraf etmem gerekirse çocukluğumda Winx’i bir kere bile açıp izlediğimi hatırlamıyorum. Neden bilmiyorum, ama bana pek cazip gelmiyordu, ama şimdiki aklım olsa izlemeyi tercih ederdim.

Ben daha çok Looney Tunes, Pokemon, Şirinler, Tom ve Jerry hastasıydım ve hala onları ne zaman görsem hayranlıkla izliyorum. Gerçi Winx Club 2004’te Nickelodeon adlı kanalda çıktı, o zaman 11 yaşındaydım. Bizde de o zamanlar internet ve bilgisayar olmadığı için televizyonda o kanal da yoktu. Dersler neticesinde üzerine düşmemiş de olabilirim, çünkü diğer bahsettiğim harika çizgi filmler henüz okula başlamadan, yani 7 yaşıma gelmeden izlemeye başladığım çizgi filmlerdi. Bu çizgi filmler de televizyonda verildiği için izlemesi oldukça rahattı. 11 yaşımdan sonra da Harry Potter’ı keşfettim ve sonrasında benim büyümemde büyük yardımcı olan bir detay haline geldi. Aynı şekilde 14 yaşımda bilgisayarımızın olmasıyla birlikte, Harry Potter üzerinden yazma serüvenimin başladığı anlar da diyebilirim. Winx deyince eskiye gitmeden edemiyor değil mi insan?

Alfea

Şimdi de Netflix sayesinde, 2021’de ilk sezonu 6 bölüm olarak vizyona giren Netflix orijinal dizisi Fate: The Winx Saga’yı konuşuyoruz. En azından çizgi filmlerini baştan sonra doğru düzgün izlemesem de dizisini izlemek oldukça keyifliydi. Her ne kadar bazı detaylar fazla irrite edici kaçsa ve altı bölüm olmasına rağmen neredeyse ilk üç bölüm sıksa da karakter tanımlama açısından iyiydi diye düşünüyorum. Tabii günümüze uyarlamalarında çoğu sigara ve içki detayının katılması kaçınılmaz olmuş olabilir. Belki de ben annemle izleyip, aynı zamanda Türkçe dublaj izleme fedakarlığında bulunduğum için olabilir bu sıkkınlık. Çünkü altı bölümlük, her bölümü ortalama bir saat olan Fate: The Winx Saga dizisi üçüncü bölümden sonra güzel bir hal almaya başladı.

Ateş Perisi Bloom, Su Perisi Aisha, Toprak Perisi Terra, Işık Perisi Stella ve Zihin Perisi (Telapat) Musa’yı görmek çok güzeldi. İlk önce karakterlere pek ısınamamış olsam da sonrasında güzel bir cast sisteminin oluştuğunu fark edebiliyorsunuz. Yakışıklı kahraman Sky ise güzel bir karşılaştırma olmuş bana göre. Tatlı, nazik ve dokunaklı Sky. 🙂 Onun aksine dostu Riven da bir nevi karaktere uymuş diye düşünüyorum. Dediğim gibi ben çizgi animasyonunu izlemediğim için sadece karakterlerin isimleri açısından biliyorum ve internette gördüğüm kadarıyla biliyorum ve oldukça farklılık olduğunu sezebiliyorum. Kötü karakter Beatrix’in de iyi resmedildiğini düşünüyorum. Günümüz potansiyeli ve dizisi olarak Alfea’da sihirli bir yatılı okulu iyi yansıttıklarını düşünüyorum. Hani insan yine Alfea’da bir peri olmadığı için hayıflanmıyor değil.

Büyüleyici güçlerini kontrol etmeye kararlı bir grup genç, Alfea adlı sihirli bir yatılı okulda rekabet, aşk ve doğaüstü çalışmalarla başa çıkmaya çalışır. Arkadaşlık, aşk, ihanet ve büyümenin verdiği zorluklarla peri güçlerini kontrol etmeye çalışan beş genç Alfea’da hayatta kalmaya çalışırken bir de yaratıklarla mücadele etmek zorunda kalırlar.

Bloom, Alfea’da geçirdiği zamanlar içerisinde geçmişinden detaylar öğrenirken, her şeyden habersiz insan anne ve babasını idare etmeye çalışır. Onlara bir peri okulunda değil de, İsviçre’de bir yatılı okulda kaldığını söyler. Bu durum başlı başına Bloom için rahatsız edici olsa da şimdilik her şeyi onlardan saklamalıdır. Daha henüz kendisi hakkında neler olduğunu dahi tam olarak bilmemektedir. Aynı yatakhanede kaldığı diğer dört arkadaşına da uyum sağlamalı, güçlerini kontrol etmeye odaklanmalıdır. Tabii Alfea’daki hayatı tahmin ettiğinde de zor olacaktır.

Kendini bulmaya, güçlerini kontrol etmeye odaklandığı sıralarda bir de okula Yanık adında bir tehdit baş göstermiştir. Yanıklar, siluet olarak korkunç ve kapkara görünen yaratıklardır. İnsanları pençeleriyle yaraladıklarında zehirlerini vücutlarına aktarırlar. Yaralanan insanın tam anlamıyla iyileşmesi için yaralayan Yanık’ın öldürülmesi gerekmektedir. Başka türlü kısa bir süre kadar yaralı hayatta kalabilmektedir. Yıllar önce tüm Yanıklar’ın öldürüldüğü düşünülse de yeniden ortaya çıkmışlardır ve Alfea’ya büyük bir tehdit oluşturmaktadırlar. Özellikle de Bloom’a…

Dizinin son üç bölümünde konu daha ilginç ve anlaşılır olmaya başlıyor. Fark ediyoruz ki Bloom bir Değiştirilen’dir ve yanıklar onun peşindedir. Bu korkunç yaratıklar aynı zamanda Bloom’un kendisini tamamen keşfetmesine de yardımcı olacaklardır. Tabii Alfea’nın tehtidi o kadar kolay son bulmayacaktır. Bir süre kadar Yanıklar’ın işi bitip, okul refaha kavuşsa da, Rosalind adındaki kadın yüzünden aslında her şey yeni başlıyordur.

KARAKTERLER

Abigail Cowen (Bloom)
Elisha Applebaum (Musa)
Precious Mustapha (Aisha)
Eliot Salt (Terra)
Hannah van der Westhuysen (Stella)
Sadie Soverall (Beatrix)
Danny Griffin (Sky)
Freddie Thorp (Riven)

Bloom, Musa, Aisha, Terra, Stella

Fate: The Winx Saga, aslında birinci sezondan sonra başlayacak gibi görünüyor. Her şey yolundayken öyle merak uyandırıcı bir yerde bitti ki kızların bu durumu nasıl toparlayacaklarını merak ediyorum. İkinci Sezonu sekiz bölümden oluşacağı ve 2022’nin ilk aylarında çıkacağı biliniyor. Kesin bir tarih verildiğinde burayı da güncelleyeceğim.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.