Article,  Film Kategorisi

Unuttuğun Aşkı Ruhunda Hissetmek; Your Name (Kimi No Na Wa) | Film İncelemesi

Overall
4.8
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Farkı yerlerde yaşamalarına rağmen birbirlerine bağlı bir hale gelen iki yabancının hikayesini anlatıyor. Hayatından pek memnun olmayan Mitsuha, etrafı dağlarla çevrili bir bölgede yaşar. Vali olarak çalışan babası seçim kampanyaları ile uğraşmaktadır. Evde kendisi, kardeşi ve büyükannesi dışında kimse yoktur. Kırsal kesimdeki yaşamından fazlasıyla sıkılan Mitsuha, Tokyo’da yaşamanın hayalini kurar. Mitsuha ile aynı yaşlarda olan Taki ise, Tokyo’da yaşayan bir gençtir. Taki’nin günleri çalışarak ve arkadaşları ile vakit geçirerek geçer. Ancak bir gün, rüyasında kendini dağların sardığı bir kentte yaşayan bir kız olarak görecektir. Mitsuha ise tam tersi, kendini Tokyo’da yaşayan bir erkek olarak. Birbirine yabancı bu iki genç, garip bir şekilde kendilerini, birbirlerine bağlanırken bulacaktır.

  • Çıkış Tarihi: 2016
    Orjinal Adı: Kimi No Na Wa
    Ülke:
     Japonya
    Yönetmeni: Makoto Shinkai
    Süresi: 1 saat 52 dakika
    Kategorisi: Anime/Drama/Fantastik
    IMDb Puanı: 8,5

Bugün sizlere anime filmi ile geldim. Açıkça söylemek gerekirse ben, Japon animasyon filmlerinden çok, Amerikan animasyonlarını daha çok seviyorum ve ilgimi çekiyor. Fakat İngilizce adı Your Name, orijinal adı Kimi No Na Wa olan 2016 yapımı Japon Animasyon filmini, bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın yorumu vasıtasıyla gördüm ve ilk anda izlemem gerektiğini düşündüm. Gerek kapağı, gerekse renkleri itibariyle beni daha izlemeden etkilemişti. Ve iyi ki de izlemişim, kesinlikle pişman değilim. Aksine, izlediğimde harika duygular içerisinde hissettim kendimi. Filmin aynı zamanda fantastik olması da çok güzel bir ayrıntı katmış. Tıpkı kapağı gibi kurgusu da oldukça etkileyiciydi. Hatta bu filmle birçok anime filmlerine doğru yolculuğa çıkabilirim diye düşünüyorum. Daha önce neden izlemedim diye kendime kızmıyor değilim. Yine de başlamış olmak bile beni mutlu etti. Artık en az ay da bir kez izlerim diye umuyorum. Neyse, bu kadar konuştuktan sonra, şimdi filmin konusuna ve iyi-kötü düşüncelerime geçmek istiyorum. 🙂

Your Name, birbirlerinden farklı yerlerde yaşayan iki lise öğrencisinin hayatlarını konu alıyor. Fakat bunların hayatlarını öyle sıradan bir şekilde işlemiyor film. Taki Tachibana, Tokyo’da, küçük bir dairede babasıyla yaşıyor, Mitsuha Miyamizu ise, küçük kırsal bir kasabada küçük kız kardeşi ve ninesiyle birlikte yaşıyor. Taki, bir gün uyandığında, hiç tanımadığı bir yerde hiç tanımadığı bir kızın bedeninde olduğunu fark eder. Aynı anda, aynı durum Mitsuha için de geçerlidir. O da, Taki’nin bedenine hapsolmuştur. İlk olarak neler olduğunu ikisi de anlayamaz ve bir süre kadar olanları anlamaya çalışırlar. Bu durumun nasıl olduğunu bilmezler. İkisi de her zaman kalktıklarında başka bedenlerde olduğunu fark ederek uyanırlar.

Açıkçası ilk başta burayı çok açıklayıcı işlemediklerini düşünüyorum. Ben onların farklı bedenlerde uyandıklarını anlayana kadar epey bir süre geçmişti ve anladığımda da animenin akışı daha iyi gitmeye başladı. Burayı daha farklı bir şekilde işleyebilirlerdi. Tamam, bir saat kırk dakikaya sığdırmaya çalışılmış onlar da haklı, ama ne bileyim en azından ilk başı anlaşılır olmalıydı. Açıkçası, sitelerde yazıldığı kısa tanıtımlara pek uymuyor. İzledikçe daha çok anlaşılıyor. Neyse, o kadar da önemli değil, şimdi kendi yorumumdan sonra konuya devam etmek istiyorum.

Mitsuha ve Taki, bir süre sonra birbirlerine mesajlar vermeye başlayarak olayın farkına varmaya çalışırlar ve zaman ilerledikçe az da olsa bir şeylerin farkına varırlar. Fakat filmin ikinci kısmında işler eğlencesinden çıkarak beklenmedik yerlere gitmeye başlar. Bu süreden sonra birbirlerine farkında olmadan ne kadar da bağlandıklarını anlayacaklar.

O sırada, Mitsuha’nın yaşadığı kırsal kasabanın üzerinden, yüz yılın kuyruklu yıldızı geçecektir. Burada izlemeyenleriniz için spoiler vermek istemiyorum, ama asıl olay burada başlayacaktır. İşler tam anlamıyla eğlencesinden sıyrılarak hüzne doğru yolculuğa çıkacaktır. Ben daha önce izlemediğim için buraları hayretler içerisinde izledim. Gerçekten de çok güzeldi. Aynı zamanda da duygu vericiydi. Taki ve Mitsuha’nın gelecekleri o kuyruklu yıldıza bağlıydı. Hiçbir şey düşünüldüğü gibi ilerlemiyordu.

Çok küçük bir şey söylemek istiyorum. Gökyüzünden kuyruklu yıldız geçerken bir daha birbirlerinin bedenlerine giremezler. O an, bir şeylerin farkına varmaya başlarlar ve inanın bana, neden birbirlerinin bedenlerine giremediklerini öğrendiğinizde hayret edeceksiniz. Sanırım, sırf bu yüzden filmden çok etkilendim. Bu kısmı söylemeyeceğim, izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Anime boyunca o kadar duygu değişimleri yaşadım ki. Bir tek duyguyu vermiyor film. Aşkı, eğlenceyi, macerayı, arkadaşlığı, aileyi, yaşamanın ne demek olduğunu düşünmenizi sağlıyor. Sonunu o kadar güzel işlemiş ki, yine gözyaşlarını tutamadım. Aslında daha önce söylediğim gibi filmlerde o kadar ağlayan birisi değilimdir, ama sanırım bu aşk konuları beni farkında olmadan etkiliyor. Daha önceden aşk filmlerini sırf bu yüzden izlemezdim, yeni yeni izlemeye başladım. Bir aşk romanı yazarı olarak bunun daha çok farkında olmam gerektiğini düşündüm. Ne kadar etkilenmemeye çalışsam da yine de etkileniyorum. Sonra da böyle yazılarımı sonlandıramıyorum, uzayıp gidiyor. 🙂

Anime’nin sonunda verdiği tatlı mesajdan da bahsetmeden geçemeyeceğim ki filmin adınında ne demek istediğini sonunda anlıyoruz. Taki ve Mitsuha büyüdüklerinde yaşamları boyunca bir arayış içerisinde olduklarını hissediyorlar. Etrafındaki insanlardan, yaşadıkları aşklardan feyz alamıyor, hayatlarına girenlerin doğru kişi olmadığını fark ediyorlar. Filmi izlediğinizde bu demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bizim hayatlarımız da öyle değil mi? Aşk konusunda sürekli olarak bir arayış içerisindeyiz. Hayatlarımıza giren insanların doğru kişi olup olmadığını hiçbir zaman bilemiyoruz, ta ki gerçek kişiyle karşılaşana kadar.

Acaba bizim de hayatlarımızda önceden Taki ve Mitsuha gibi yaşadığımız anılarımız olabilir mi?
Açıkçası, bir bakıma kulağa hoş geliyor. 🙂

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir