Article,  Film Kategorisi

Umut Bir Yerlerde Gizlidir; Esaretin Bedeli | Film İncelemesi

Overall
5
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Esaretin Bedeli, bir bankacının, karısını öldürme suçundan, Shawshank hapishanesine müebbet suçla girmesinden sonra hapishanede gelişen olayları konu alıyor.

  • Çıkış Tarihi: 1994
    Orjinal Adı: The Shawshank Redemption 
    Ülke: ABD
    Yönetmeni: Frank Darabont
    Süresi: 2 saat 22 dakika
    Kategorisi: Dram
    IMDb Puanı: 9,3

Shawshank hapishanesi sakinleri, Andy Dufrenes’le (Tim Robbins) tanıştığında kendilerinin bu kadar değişebileceğini hiçbir zaman düşünmedi. Hapishaneler her yerde aynıdır, dayak, işkence, tecavüz gibi olaylar insanın kanını dondururken, kötü insanların ne kadar zaman geçerse geçsin iflah olmadıklarını gösterirler. Andy Dufrenes ise, işlediği suç yüzünden, tüm bu kötü insanların arasına atıldığında, kısa sürede başına kötü bir şey gelmesi muhtemeldir. Nitekim 20 yıldır orada bulunan ve hapishaneye dışarıdan malzeme gelmesini sağlayan ve müebbet hapis cezasıyla orada bulunan Red (Morgan Freeman) ile tanıştığında bile bu kötü olayların oluşmasını engelleyemez. Fakat Andy, başına ne kadar kötü bir şey gelirse gelsin iyimserliğinden ve hayata bağlılığından hiçbir zaman vazgeçmez. Bu vazgeçmeyiş de, mahkûmlar arasında bir kaçış noktası olacaktır.

Andy, Red’in grubuna kısa sürede dâhil olurken hapishanenin görevlerini yapmaya başlarlar. Bir süre sonra, Brooks (James Whitmore) adında yaşlı bir mahkûmun çekip çevirdiği kütüphane görevine atanır. Beklemediği bir anda gardiyanlardan biri, bankacılıkla ilgili soru sormaya geldiğinde ona yardımcı olur. Bu durum çok geçmeden bir sürü gardiyanın banka işleriyle ilgilenmesine olanak sağlar. Bunun yanında, Müdür Norton’un (Bob Gunton) işleri de vardır ve bununla birlikte Andy, bir mahkûm olmasına rağmen çoğu mahkûmun almadığı inisiyatifler alır. Kütüphaneye bir sürü kitap talep eder, insanları kitap okumaya teşvik ederek bir nebze de olsa, kendi içerisinde kabullendiği durumu dışarıya yansıtıp, umudun ne olduğunu bilmeyen kişilere umut aşılar. Bu sayede de onları tıpkı kendisi gibi hayata bağlar.

Hayat, bir hapishanede olması gereken gibi normal seyrinde giderken, beklemediği bir anda Andy hayatını baştan yaratmasını sağlayacak bir haberle sarsılır ve bu haberden sonra hiçbir şey aynı kalmaz. Bütün umutlar yeniden umutsuzluğa bürünürken Andy ne olursa olsun artık bir şey yapması gerektiğini düşünerek harekete geçer.

*

Anlatılmak istenenle, yaşananlarla ve karakterlerin derinliğiyle bu zamana kadar izlemediğim için pişmanlık yaşadığım bir filmdir Esaretin Bedeli. Kitabını okumak istiyorum, ama ona da bir türlü fırsat olmadı. Filminin yüksek puanı ve çıktığı dönemde (1995) toplam 8 dalda Oscar adaylığı gösterilen film gerçekten de izleyicinin yüreğini burkuyor, ağlatırken gülümseten, birçok duyguyu bir arada yaşatan bir yapıt. İlk başlarda belki sıkılabilirsiniz, ama bir süre sonra iki buçuk saatin nasıl geçtiğini anlayamıyor, film bittiğinde tüm karakterlere alıştığınız için garip bir duygu durumu içerisine giriyorsunuz.

Filmin sonundan bahsetmeyeceğim elbette, çünkü filmin sonu gerçekten de çok iyiydi. İki buçuk saat boyunca Andy ve Red’in yaşamlarını izlerken filmi sonunda insan epey duygulanıyor, detayları da akıllardan çıkmayacak incelikle zihninize kazınıyor.

“Bu duvarlar tuhaftır. İlk önce nefret edersin. Sonra alışırsın. Zaman geçtikce dayandığın tek şey olurlar. Kurumsallaşmak budur.” 

Red’in de dediği gibi, insanların bir süre sonra hapishaneye alışıp, kurumsallaşıp, dışarıya çıktıklarında bambaşka bir hayat ve bambaşka bir insan olduklarını anlatıyorlar. Kimisi buna dayanabiliyor kimisi de eski hapishane yaşamını özlüyor… Yaşamayanın anlayamayacağı inanılmaz bir değişim…

Eğer hala izlemeyenleriniz varsa, film listenizin en üst kısmına koyarak, sakin bir kafayla izlemenizi tavsiye ediyorum. İnanın bana pişman olmayacaksınız. Film hakkında söylenmesi gereken çok fazla şey var, ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. İzlediğinizde isterseniz konuşabiliriz.

       Filmde akıllara kazınan bazı replikler ise şöyle;

🍃 “Oturduk ve güneş omuzlarımıza vururken özgür insanlar gibi içtik. Tüm evrenin sahibi gibiydik.”

🍃  Andy: “ Onu ben öldürdüm, Red. Tetiği ben çekmedim… fakat onu uzaklaştırdım. Bu yüzden öldü, benim yüzümden… davranışım yüzünden.
Red: ” Bu seni katil yapmaz. Kötü bir koca, belki.
İstiyorsan bu konuda kötü hisset, fakat tetiği sen çekmedin.”

🍃  Andy Dufresne:  “Unutma Red umut iyi bir şeydir. Belki de en iyisi ve iyi şeyler asla ölmez.”  

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir