İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Uçurtma Avcısı – Khaled Hosseini; Afganistan’da Çocuk Olmak | Kitap İncelemesi

Last updated on 29 Ağustos 2020

Kitabın Günümüz Yayınevi: Everest Yayıncılık
Kitabın Yazarı: Khaled Hosseini
Yayınlanma Tarihi: 2003
Sayfa Sayısı: 375
Tür: Dram

‘’Senin için bin tane olsa yakalarım!’’

Uzun zaman sonra okuduğum en etkileyici romanlardan bir tanesiydi. İnsanı etkileyen, her detayında derin bir soluk aldıran… Zaman zaman o gerçekleri öğrendiğimde kitabı bırakmayı dahi düşündüm, ama Emir gibi yaşamaya, kitabın sayfalarını arşınlamaya devam ettim. Uçurtma Avcısı, hem güzel hem de o kadar hüzünlüydü ki, kitabı okumayı bitirdiğinizde uzun bir süre hafızanızdan silinmeyecek.

Hikâyemiz, Afganistan’ın Kabil şehrinde geçiyor. Ana karakterlerimiz Emir ve Hasan, henüz on iki yaşında, Afganistan’ın puslu sokaklarında yaşama dair umutlarını dinç tutmaya çalışan iki çocuk. Emir, Kabil’de varlıklı bir ailenin çocuğu, Hasan ise o ailenin hizmetkârının oğlu. Aynı zamanda da Kabil’de pek sevilmeyen etnik bir azınlığa, Hazaralara mensup. Bu durum, Emir ile Hasan’ın Kabil’de başlayan yolculuklarında tahmin etmedikleri bir dönüm noktası olacak ve tek bir an, her şeyin başlangıcı olacak.

Uçurtma Avcısı, Kabil’de, monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk, Emir ile Hasan’ın çarpıcı hikâyesini gözler önüne seriyor. Emir ile Hasan aynı evde büyüyüp, aynı anneden süt emmişlerdir. Bu durum farklı etnik kökenlere sahip olsalar da Hasan için Emir’i kardeşi olarak görmesinde bir sakınca teşkil etmemiştir, fakat Emir için aynı şey geçerli değildir. Emir, konumu nedeniyle ve insanların Hazaralar hakkında söylediği sözler çerçevesinde kendisini Hasan’dan bir nebze de olsa çekmektedir. Arkadaşları ile birlikteyken Hasan ile oynamaz, yanlarına çağırmaz, onunla sadece yalnız kaldıklarında arkadaşlığını sürdürür. Hasan ise Emir’i koşulsuz şartsız sevmektedir. Onun için küçük yaşına rağmen tüm cesaretini konuşturur,  her şeyi yapar. Uçurtma yarışlarında Emir için tüm uçurtmaları avlamak Hasan için sıradan bir eğlencedir, çünkü Hasan tam bir uçurtma avcısıdır. Aynı zamanda da sapanı oldukça iyi kullanmaktadır.

Emir ile Hasan’ın hayatını sonsuza kadar etkileyecek olay ise, 1975 kışında bir uçurtma yarışının sonunda gerçekleşecektir. Bu olay, yaşadıkları her anı öyle etkileyecektir ki bir daha asla eskisi gibi olamayacak, aksine birbirlerinden sonsuza kadar ayrılmalarına sebebiyet verecektir.

Uçurtma Avcısı, arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin çarpıcı bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları…

Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

DİKKAT: Bu andan sonra bazı spoiler detaylar içerebilir, kitaptan detaylar vereceğim. Canınızın sıkılmasını istemiyorsanız bu andan sonra okumayı bırakabilir, direk olarak kitaba sarılabilirsiniz.

O çarpıcı gün, 1975 kışına kadar Emir ile Hasan Kabil’de çocukluklarını yaşamayı sürdürüyorlardı. Her ne kadar Emir, Hasan için fazla fedakârlıklarda bulunmasa da Hasan’ın Emir’e olan sevgisi ve cesareti sonsuzdur. Emir, yalnız kaldıklarında Hasan’a kitap okuyor, okuma yazma bilmediği için onun zayıf yönlerini kapatmaya çalışıyordur, fakat bazı zamanlar yaratıcılığının verdiği detayları da göz ardı etmiyordur. Hasan’ın en sevdiği roman Şahname’dir. Emir de bazı zamanlar Hasan’ın okuma yazma bilmemesinden yararlanarak romanı kendi cümleleriyle kurguluyor, Hasan’ın zevkle dinlemesine olanak sağlıyordur. Fakat kitaba dair kendi cümlelerini kurduğunu ona söylemez.

Emir’in o zamandan beri güçlü bir yazar olacağı aşikârdır. Fakat o uçurtma yarışından sonra Emir’in gözleri önünde Hasan’ın başına gelenler… Ah, işte o anda o satırları okuduğumda kitabı bırakıp bir daha elime almamak istedim. Kötü bir şeylerin olacağını biliyordum, ama bu kadar derinden etkileneceğimi bilmiyordum. O detayı tam anlamıyla söylemeyeceğim, okumayanlar için rahatsız içerebilir, ama hala düşündüğümde gözlerim doluyor ve Emir’e sinirlenmeden edemiyorum. Bu olaydan sonra başına gelenler için de açıkça söylemek gerekirse bir süre üzülmedim. Mağarada yaşanan o olay, Emir ve Hasan’ın yollarını tabiri caizse sonsuza kadar ayırır.

GÖZ ATIN: Kalbin ve Zihnin Sınırlarını Keşfetmek; Gör Beni – İki Devrin Hikayesi | Kitap İncelemesi

Hasan, bir süre kendini toparlama sürecine girse de hayat onun için hiçbir zaman eskisi gibi olamaz ve sonunda babası Ali’ye her şeyi anlatarak Emir ile babasının yanından taşınır. Bu olay sonrasında Emir ile babası beş yıl sonra Soyvet işgali sonrasında Kabil’den ayrılarak daha güvenli olacakları bir yere, Kaliforni’ya giderler. Tabii, bu yolculukta ne yazık ki kolay olmayacaktır. Bir mülteci olarak zorluklarla Amerika’ya varırlar. Orada yeniden bir yaşam kurmaya çalışırlar. Emir’in geçmişinde yaşadığı kötü olaylar ise sandığından daha çabuk zihninde yer edecektir. Aslında hiçbir zaman oradan gitmemişlerdir.

Emir ve babası kısa bir süre de San Francisco’da, Afgan asıllarıyla kendilerine ait bir yer edinirler. O sırada hayatın kendisine getirdiği güzelliklere ayak uydurarak bir kızla tanışır ve evlenirler. Babası ise kötü bir hastalığın pençesindedir ve kısa sürede vefat eder.

Zaman içerisinde Emir için hayat yavaş yavaş da olsa rayına oturuyor olsa da bu uzun sürmez. Emir ve eşi Sümeyye bebek istemektedirler, fakat kaderin cilvesi bu ya hiçbir zaman çocuk sahibi olamazlar. Evlat edinmek isteseler de ileride başlarına dert açmamak için bunu da kabul etmezler. Aradan geçen yıllar, ikisini de bunu kabullenmeye itmiştir, fakat hayatın Emir’e çizdiği yol henüz sonlanmamıştır. Afganistan’dan, aile dostu Rahim Han’dan kötü bir haber alır. Rahim Han hastadır ve bu süre zarfında Emir’i yanında görmek istemiştir. Emir bu teklif karşısında zorlansa da eşinin rızasıyla kabul eder ve kısa süre de, ne kadar zor bir dönemden geçiyor olsa da Afganistan’a geri döner.

Rahim Han’dan, Hasan ve kendisi hakkında hayatını değiştirecek gerçekleri öğreneceğinin farkında değildir. Emir, farkında olmadan yeniden bir sınavın içerine hapsolur. Bu sefer Hasan’ın minik erkek çocuğu Sohrab’ı kurtarmalıdır. Emir, Hasan’ın aslında kardeşi olduğunu öğrenirken hayatının sorgusunu yapacaktır. Geçmişte yaşananlardan sonra Hasan’a o an yapamadığı iyiliği şimdi yapmalıdır. Bir de başına gelen kötü olayları Rahim Han’dan öğrenir. Hasan ve eşi askerler tarafından öldürülmüştür ve minik çocuğu Sohrab yetimhaneye verilmiştir.

Emir’in, geçmişte işlediği günahlarının hesabı burada sorulmaya başlarken Sohrab’ı kurtarmak da öldürülmüş, aynı babadan olan, aynı anneden süt emmiş üvey kardeşi Hasan’ın emanetine sahip çıkmaktan başka bir şey değildir.

Ah ah, bu andan itibaren sayfalar hızla akıp gitti. Uçurtma Avcısı nasıl bitti, nasıl sonlandı pek anlayamadım. Ama Emir’in geçmişteki günahlarının Sohrab sayesinde az da olsa temizlendiğini düşünüyorum. Buradaki detaylar, anlatım ve yaşananlar kesinlikle çok etkileyiciydi.

Uçurtma Avcısı, bazı ülkelerde yaşayan çocukların hiçbir zaman çocukluklarını yaşayamadıklarını acı bir şekilde gözler önüne seriyor ve düşündükçe insanın gözlerinin dolmasına sebep oluyor.

Khaled Hosseini, kalbe dokunmasını çok iyi başarıyor!

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.