Siyah Orkide | Çizgi Roman İncelemesi #3

YEPYENİ, MOR RENKTE BİR ÇİÇEK-İNSAN KAHRAMAN!

Merhaba arkadaşlar, bahar ayının yavaş yavaş ortalarına gelirken, güneş bazı yerler de az da olsa kendisini gösteriyor. Her ne kadar, bir gün, yağmur bulutlarının ardına saklanarak kendisini göstermekten çekinse de ertesi gün, çok daha dinlenmiş bir şekilde görevine devam ediyor. Yine de, güneşe aldanarak kazakları veya montları bir kenara atmak olmuyor, esinti yine insanın içine işliyor. Ne de olsa daha yaz mevsimine çok var. 🙂

Her neyse, ne diyordum; bugün bir çizgi roman incelemesiyle sizlerin karşısındayım. Her ay olduğu gibi, bu ay da, ikinci hafta neticesinde aylık çizgi romanımı okudum ve taze bir şekilde görüşlerimi sizinle paylaşmaya geldim. İlk olarak söylemem gerekirse eğer, kitap hakkında nasıl bir yorum yapabileceğimi bilmiyorum. Kurgusundan nasıl bahsetmem gerektiğini ya da hangi cümleleri kullanabileceğimi de bilmiyorum. O yüzden, nesnel görüşlerden daha çok öznel görüş neticesinde bir yazı olacak her zamanki gibi. Konusuna da, haliyle, yüzeysel bir şekilde değineceğim. Zaten, yazımı okuduktan sonra çizgi romanı alıp okuduğunuzda neden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksınız diye düşünüyorum. Şimdi, bu kadar gevezelikten sonra çizgi romana değinmeye geçebiliriz.

Bu görseli gördüğünüzde nasıl düşündüğünüzü biliyorum. Mor bir süper kahraman! O kadar harika bir detay ki! Gerçekten, bu kitabı okuduğunuzda Neil Gaiman’ın hayal gücüne yeniden aşık olacaksınız. Kitap hakkında birçok güzelliklerden söz edeceğim, ama ilk önce kısaca konusundan bahsedip, kitap hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.

Öncelikle, kitabın arka kapağında kitap hakkında geniş bir bilgi vermiyor. Belki de bu yüzden, bu durum okuyucuyu merak içerisinde bırakıyor. Kahramanımız hakkında tek bildiğimiz şey, onun bir süper kahraman olduğu. O da, çizgi romanın tanıtımından anlaşılıyor. Bilinmeyen bir şirketin toplantı odasında bir süper kahraman kafasından vurulur. Bedenini ateşler yutar, katili ise elini kolunu sallayarak uzaklaşır. İşte, kitapta bu kısımdan sonra işler bambaşka bir hal almaya başlıyor, önemli olan da burası.

Fakat kitabı almadığınızda, sadece arka kapak yazısına bakarak değerlendirecek olursanız, bilinen tek şey kahramanımızın süper bir kahraman olduğu, ama onun hakkında başka hiçbir ayrıntıdan söz edilmiyor. Kadın mı, erkek mi, nasıl bir özelliği var, hangi süper kahraman? Tamam, kitabın kapağına bakıldığında bir şekilde kahramanımızın görünümüne dair düşünceler insanın kafasından geçiyor, ama kitap okunduğunda her şekilde ters köşe yapıyor. İnanın bana kitabı okumadan yapabileceğiniz her teori tamamen yanlış bir izlenime kapılmanıza neden olacaktır.

Kitabı elinize aldığınızda anlayacağınız üzere kitap fantastik ögeler içeriyor. Belki de, bu yüzden insanın içinin merakla dolmasına neden oluyor. Bir de, kapağında herhangi bir açıklama olmaması insanı daha fazla cezbediyor. Normalde, kitap hakkında hiçbir bilgi barındırmayan kitaplardan pek hoşlanmam, ama işin içinde çizgi roman ve Neil Gaiman ikilisi varsa kesinlikle bambaşka bir şeyler çağrıştırdığı için kitabı almak istemiştim. (Neil Gaiman bilmeyenler için, 10 Kasım 1960 Birleşik Krallık doğumlu.) Gaiman aynı zamanda ses getiren romanları kadar çizgi romanlarıyla da ünlü. Bilinen en ünlü çizgi romanı da, The Sandman serileri. Bu seriyi okumadım, ama onun serisine de başlayıp mutlaka ayrıntılı bir yorum yapacağım. Neyse, şimdi konumuz Siyah Orkide.

İsminden de anlaşılacağı gibi, daha kitabın ilk sayfalarında ve aynı zamanda tanıtım yazısında bahsedildiği gibi, Siyah Orkide bizim süper kahramanımız. Ne diyordu; …bir süper kahraman kafasından vurulur. Ah, evet bu kelime kesinlikle yerinde en doğru zamanda kullanılarak, kitabın tam anlamıyla temelini oluşturmuş. Öyle ki, bilinen süper kahramanlar insan olmakla birlikte genellikle ölümcül yara almamalarıyla bilinir ki, önemli olan da bu değil midir? Sonuçta, onlar süper kahraman ve süper kahramanlar ölmez, ölemez diye bir düşünce var, ki bence de olmalı, çünkü onlar süper kahraman! 🙂

Her neyse, işte bu bizim süper kahramanımız bilinmeyen bir şirket tarafından kaçırılıyor ve süper kahramanlar hakkında her şeyi bildiğini sanan bir adam tarafından kafasından vurularak öldürülüyor. Hatta o arkadaşımız kahramanımızı öldürmeden önce şöyle diyor; Bak ne diyeceğim, biliyor musun? James Bond falan, bütün o filmleri izledim. Çizgi romanları okudum. Peki ne yapmayacağım biliyor musun? Seni sorgulamadan önce bodruma kilitlemeyeceğim. … Bunlar çok saçma şeyler. Seni öldüreceğim şimdi! İşte bu sözlerden sonra tereddüt etmeden kafasına sıkıyor ve kahramanımızı son yolculuğuna uğurluyor. Tabii, haliyle de biz okuyucular bir çeşit, acaba şimdi ne olacak, resmen kitabın henüz başında başrol öldü, gibi düşüncelere kapılıyoruz, ama bir yanımızda, asıl olay şimdi başlıyor, diyerek heyecandan okumaya devam ediyoruz. En azından ben bu şekilde okudum ve bu kilit noktasından sonra da olacakları hayretle izledim.

Bu noktadan sonra, kahramanımız yeniden doğuyor! Evet, doğru duydunuz, bir orkide çiçeğin içerisinden yeniden yaratılıyor ve o süreden sonra bir çiçek-insan modeli olduğu öğreniliyor. Bu düşünce o kadar harika ki! Bir yazar olarak aklımdan, benim neden böyle bir şey aklıma gelmedi, bunu ben yazmalıydım diye düşünmeden edemedim. Tamam, bir şekilde bunu yazan adam Neil Gaiman, ama benim de aklıma gelebilirdi, her neyse ileride gelecek inanıyorum. :’D

Her neyse, bu vakitten sonra da kitap akıp gidiyor zaten, çünkü okuyucuyu bir merak salıyor. Bu çiçek-insan kadınlar nasıl ortaya çıktı, güçleri nedir? Tam olarak bunun cevabını alamıyoruz, okuyucu da tıpkı kahramanımız gibi sorguluyor, anlamaya çalışıyor, ama sadece az bir şekilde anlatılıyor bu durum. Sanırım gelecek ciltlerinde daha ayrıntılı bir şekilde işlenecek. Sonuçta, biraz araştırma yaptığımda tıpkı Sandman gibi seri olduğunu duydum ve dilimize henüz, İthaki yayınlarından çevrilmiş olsa da kitap 1988li yıllarda yazılmış. Dilimize bu kadar uzun bir süre sonra çevrilmesi üzücü, ama yine de çevirdiği için İthaki yayınlarına kocaman teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Kitap boyunca biz de, tıpkı mor kahramanımız gibi, neler olduğunu sorup soruşturarak öğrenmeye çalışıyoruz. Öyle ki, resimde görülen görselde kahramanımız Gotham City’e gidiyor ve Batman’le karşılaşıyor, tabii onun kim olduğunu bilmiyor, ama Batman ona Arkham Tırmarhanesi’ne girebilmesi için yardım ediyor. Orada da kısa bir şekilde Joker’i görüyoruz, ardından da Batman çizgi romanlarında karşılaştığımızda Posion Ivy, yani Zehirli Sarmaşık ile karşılaşıyoruz. Öyle ki, tüm bu DC evrenleri içerisinde, bir de bizim çiçek kahramanımız girince ortaya gerçekten harika bir iş çıkmış. Gaiman kesinlikle çizgi romana yeni bir soluk getirmiş.

Kitabın sonlarına doğru, biz de yavaş yavaş öğrenmeye, neler olduğunu anlamaya çalışırken bir süre sonra bu çiçek-insanların nasıl yapıldığını öğrenebiliyoruz. Çiçek-insan kadınları, mor bir bedene sahipler ve saçları gökyüzüne doğru savrulur bir şekilde havaya kalkık duruyor. Bununla birlikte uçabiliyor. Aynı zamanda kahramanımız, Suzy adında, kendisine anne diyen bir kızla ilerliyor. O da ona kızım diyor. Kitabın bir sayfasında sadece iki kişi kaldıklarını söylemişti, belki de bu yüzden birbirlerine bu şekilde sesleniyorlar, açıkçası orasını pek anlamadım. Zaten, yapılma aşaması da tam olarak ayrıntılı bir şekilde anlatılmıyor, ama bir şekilde Carl Thorne ve Holland adında iki adam tarafından geliştirildi, gibi ayrıntıları söz ediyorlar, ama o kadar da geniş bahsedilmiyor. Önceden de söylediğim gibi ileride çıkan ciltlerinde her şey daha fazla açığa çıkar diye düşünüyorum.

Çizimler konusunda da kesinlikle harika iş çıkarılmış. DC’nin birçok çizgi romanlarında emeği geçen İngiliz çizer Dave McKean, kesinlikle harika bir iş başarmış. Yine kendisinden söz ettiriyor ve çoğu kişiyi imrendirmeyi başarıyor. Siyah Orkide, gerek ismi, gerek konusu gerekse çizimleriyle çok başarılıydı. Okumanızı şiddetle tavsiye ederek yazımı burada bitiriyorum. Okuduğunuzda görüşlerinizi benimle de paylaşırsanız çok memnun olurum. Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. 🙂 ♥

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

6 thoughts on “Siyah Orkide | Çizgi Roman İncelemesi #3

  1. Çeviri için teşekkürler. Doğanın Adaleti ni ne güzel gördük. Bu dizi insanın kalbine sıcacık bir elle dokunuyor. Seviyorum. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir