Sıradan Bir Kasaba Sırlarla Dolu Olabilir; Riverdale | Dizi İncelemesi #4

Merhaba arkadaşlar, bu haftaki inceleme köşemize hoş geldiniz. Bu hafta sizlere sevdiğim bir dizi olan, Netflix 2017 yapımı, Riverdale’in incelemesini yapacağım. Bu diziye neden bu kadar merak saldım ve neden bu kadar sevdim bilmiyorum. Belki de karakterlerinden kaynaklı olabilir. Oyuncularını, sadece Cole Sprous hariç yeni görsem de hepsine bir an da ısındım ve bana çok yakın gelmeye başladılar. Belki de tüm karakterleri kendime yakın hissettiğim için diziye dair sevgim arttı. Normalde düşünüldüğünde o kadar da hayran verici bir kurgusu yok, sanırım yaşananlar gerçek hayatta olabilecek şeyler olduğu için beni kendisine çekti. Evet, son yaptığım bu açıklama duygularımı daha çok tercüman ediyor.

Açıkçası incelemesini yapıp yapmamakta kararsız kaldım, yarın yapmayı da düşündüm, ama her zaman olduğu gibi yazıya başladığımda sonunu getirebileceğimi düşünüyorum. Yazımın bu kısmı daha çok kendi düşüncelerim üzerine oldu. Hoş, daha diziye dair içimdeki düşüncelerimi atabilmiş değilim. Konusunu ve olayları anlatmaya başlarken, aralarında kendi düşüncelerimi daha derin paylaşacağım. Aynı zamanda yazı spoiler içerebilir, yine de derin spoiler vermemeye dikkat edeceğim. Hazır dizi ikinci sezonunu yeni bitirmişken, sanırım dizi hakkında konuşmak bana biraz olsun iyi gelecek.

Dizi, 2017 yılında çıkmasından sonra, birinci sezon itibariyle kendi içerisinde bir kitle kazanmıştır. Riverdale kasabası dışarıdan bakıldığında son derece sıradan ve sessiz görünse de, beklenmedik bir cinayet sonucu kasabanın seyri değişmiştir. Blossom ailesinin üyesi olan Cherly Blossom’un kardeşi Jason Blossom’un esrarengiz bir şekilde ölümünün ardından birinci sezon bu ölümün perde arkasını araştırmakla geçmektedir. Kasabada yaşayan Betty Cooper ve Archie Andrews ise çocukluktan beri en yakın arkadaşlardır, aynı liseye gitmektedirler. Betty, dürüst, iyi niyetli, zeki ve dikkat çekici komşu kızıdır. Archie ise, aynı derecede popüler, okul takımında ve aynı zamanda müziğe dair güzel hisler besleyen, iyi bir gençtir.

Daha sonrasında arkadaş gruplarına bir yenisi daha eklenmiştir, o da New York’tan gelen Veronica Lodge. Veronica, babasının hapishaneye girmesinin ardından annesi Hermonie Lodge ile birlikte kasabaya taşınmıştır. Veronica, eski yaşadığı olayları bir kenara bırakarak Riverdale kasabasında taze bir başlangıç yapmak istemektedir. Betty ve Archie ile hemen arkadaş olur. Bu grup içerine bir de, Archie’nin yakın arkadaşı, ama sessiz, kendi halinde yazılar yazan Jughead Jones var. Jughead, zamanında Archie ile tartışmalar yaşasa da arkadaşlıklarından hiçbir şey kaybetmezler. Dizinin ilerleyen bölümlerinde bu dört grup birbirleriyle çok yakın arkadaş olurlar ve kasabanın gizemini çözmek için kolları sıvarlar.

Zaten, birinci sezon boyunca Jason Blossom’un ölümünü araştırmaya başladıklarını söylemiştim. Bununla birlikte bu sürrealist gençler, çoğu ergenlik çağında olan gençler gibi ailesiyle sorunlar yaşamaktadır. Bu yaşadıkları sorunları da, arkadaşlığın verdiği koparılamaz bağ ile görmezden gelmeye ve hayatta kalmaya çalışırlar. Bu durum, her defasında arkadaşların hayat içerisinde ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor bana. Böyle sonsuz sevgileri olan arkadaşlar gördüğümde her zaman üzülüyorum. Benim de arkadaşlarım var, ama uzaktalar. Aslında, uzaktan bakıldığında hep birlikte yaşamak kolay gibi görünse de bununda bir şekilde sorunları oluyor. Arkadaşlar her zaman mutlu yaşayamıyor. Ne de olsa yeri geliyor ailenle anlaşamıyorsun, elbet bir gün arkadaşınla da anlaşamadığın zamanlar oluyor. Önemli olan, her tartışmada olduğu gibi bunların da üstesinden gelebilmek.

Birinci sezon, hem arkadaşlıklarının pekişmesi hem de yaşanan olayların açığa çıkması bakımından 13 bölümde sonlanıyor. Dizinin kısa olması, sonradan başlayanlar için avantaj diye düşünüyorum, ama benim gibi baştan başlamış olanlar için beklemesi gerçekten güç. İnsan, daha fazla bölüm olmasını bekliyor. Çünkü birinci sezonda tam her şey aşığa çıktı, Jason Blossom’un ölümünün nedeni anlaşıldı, kasaba sıradan sakinliğine dönecek derken beklenmedik bir şekilde yine her şey alt üst oluyor. Bu sefer de gençlerin sürekli uğrak yeri olan ve Riverdale’in sembolü haline gelmiş Pop’s Chock’lit Shoppe’da, şaşırtıcı bir şekilde Archie’nin babası Fred Andrews kara maske takan birisi tarafından vurulur.

Birinci sezon orada son bulurken, beş aylık bir aradan sonra ikinci sezonunda konusu artık bellidir. Bu Black Hood adını verdikleri adamı bulmak için harekete geçerler. Archie, babasını vuran bu adama cezasını vermeden rahat edemeyecektir. Aynı zamanda o anda kendisi hakkında utandığı bir şeyi, bir süre sonra arkadaşlarıyla paylaşır. Archie, bir anda karşısında Black Hood’u gördüğünde donup kalmış, hiçbir şey yapamamıştır. Ve bundan çekindiği içinde kimseye bir şey söyleyememiş, daha sonrasında bu yaptığının kendisinde büyük bir yara açmasının üzerine, Black Hood’u bir an önce bulmak için ant içmiştir. Jughead Jonas ise, babasının lideri olduğu, ilk başta reddettiği ama sonradan büyük işler yapacağı Southside’daki Serpent ailesine katılır. İşler, Jughead için daha farklı bir hal almaya başlayacaktır.

İkinci sezon boyunca bu kara maskeli adamın kim olduğunu bulmak bir savaş halini alır. Çünkü Black Hood, Archie’nın babasını vurduktan sonra durmayıp birden fazla kişiyi daha öldürmeye başlamıştır. Bu adam her kimse, kasabaya büyük ölçüde zarar vermeye niyetlidir. Amacını ise, bir şekilde Betty Cooper ile iletişime geçtiğinde anlıyoruz. Sezonun ilk bölümlerinde neden sadece Betty ile iletişime geçtiğini anlayamamıştım, ama bunun cevabını sondan bir önceki bölümde alıyoruz. Bir şekilde, geriye baktığımda ise taşlar sırasıyla yerine oturuyor. Black Hood’un asıl amacının günahkarları temizlemek olduğunu görüyoruz. Adam kendisini saçma bir şekilde Tanrı ilan etmiş.

Neyse ki bu Black Hood konusunda her şey açığa çıkıyor. İkinci sezonda yaşananlar arasında bir de Archie ile Veronica’nın aşklarının bir üst seviyeye çıkması. Archie, Veronica’nın hapisten çıkan babası Hiram Lodge’a iyi görünmeye çalışır. Amacı kızına göz kulak olacağını göstermektedir. Hiram Lodge ise hapisten çıkmasının ardından kasabaya dair otoritesini kurmaya meyillidir. Bir şekilde Archie başarılı olur ve Veronica ile daha rahat olmaya başlarlar. Sezonun sonlarında kasabada yaşananlar yeni bir başkan seçimlerine gidilmesi gerektiğini söyler. Fred Andrews ve Hermonie Lodge başkanlığa aday olur. Bu sırada Hiram Lodge’a da kendi fikirlerini ortaya atmak ve kasabayı sessiz bir şekilde ele geçirmek için gün doğmuştur.

Yazımın başlığında sıradan bir kasaba olarak nitelediğim Riverdale, zaman içerisinde o kadar beklenmedik olaylara yol açtı ki gerçekten de bir kasaba bu kadar olay yaşayabilir dedim. Bir yandan da, o kasabada yaşamak istedim. Olaylar ne kadar kötü olursa olsun arkadaşlıklar bir o kadar birbirine kenetli ilerliyor. Başta da söylediğim gibi oyuncular beni epey etkiledi. Hiçbir zaman bitmesini istemediğim diziler listesinde yerini çoktan aldı. Karakterlerin büyüme, kendilerini bulma ve yaşadıklarından ders çıkarabilme süreçleri izlemesi keyif verici şeylerdi. Bir de yanlarında sevdiği insanlar olunca hayatta kalabilmek her zaman bir tık daha çekilmesi kolay oluyor.

Bilmeyenler için şu detayı da vermek istiyorum. Riverdale, 1939 yılında yayınlanan Archie Comics çizgi romanından uyarlanmıştır. Yukarıdaki resimde karakterlerin birçoğunun çizimleri var ve bence cast seçimi de oldukça yerinde olmuş. Fred hariç, haha iyi de dizideki hali olmuş bence. 🙂 Çizgi romanlarına baktım, ama Türkçeye çevrilen herhangi bir eser yok. İngilizcesine de baktım, ama bulamadım. Çizgi romanlarının dizi ile alakası olacağını sanmıyorum, ama çizgi romanlarını da bulundurmayı istiyorum. Araştırmaya devam edeceğim sanırım, bulabilir miyim bilmiyorum. Okumak eğlenceli olabilir. Bu arada dizi üçüncü sezon onayını da aldı. Üçüncü sezonu merakla bekliyorum. Siz de benim gibi merak ediyorsanız aşağıda benimle dizi hakkındaki görüşlerinizi çekinmeden paylaşabilirsiniz.

Umarım herhangi bir atlama yapmadan yararlı bir inceleme olmuştur. ♥

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

4 thoughts on “Sıradan Bir Kasaba Sırlarla Dolu Olabilir; Riverdale | Dizi İncelemesi #4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir