İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Scott Hawkins – Kül Dağı’ndaki Kütüphane | Kitaptan Alıntılar

Last updated on 25 Nisan 2020

KİTABA DAİR ALINTILAR

Kitabın incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

Carolyn soruyu bir dakika düşündü. ”Hayır. Tam olarak etkilemiyor. Artık değil.” Jennifer’in saçlarına bakıp aradan bir kurtçuk ayıkladı. ”Eskiden etkilerdi, ama artık uyum sağladım.” Kurtçuğu ezdi. ”İnsan, hemen her şeye uyum sağlayabiliyor.” (Sayfa 25)

Carolyn’ın aklına, Margaret’in hangi renkte bir elbiseyle gömüldüğünü hatırlayamadığı geldi. Kül grisi olabilirdi ya da bir çocuğun çok uzun süre güneş altında bıraktığı oyuncak bebeğinin tamamen solmuş teninin rengi. (Sayfa 27)

Öte Tepe, Orman Tanrısı’nın cennetiydi, bütün o küçük, akıllı hayvanların öldüklerinde gittikleri yerdi, yani en azından öyle bir şeydi işte. (Sayfa 29)

Parmak uçları pirinç bir mızrak boyunca taşınan, yavaşça kaybolan zayıf titreşimlerin anısıyla titriyor ve kalbinde duyduğu nefret, kara bir güneşin kavurucu sıcaklığıyla parlıyordu. (Sayfa 33)

‘Bazen kendimi yepyeni bir bitkiymiş gibi hissediyorum, sanki topraktan yeni çıkmışım gibi, sanki güneşe uzanmaya çalışıyormuşum gibi.’ (Sayfa 39)

Eğer öldürür ya da çalarsanız… kendi köklerinizi sökmüş olursunuz. Ve kendinize hakim olmazsanız başkalarına verdiğiniz zarar size Misliyle döner. (Sayfa 46)

Onlar için gerçek anlamda, mutlak olarak yasaklanmış olan tek şey kendi katalogları hakkında konuşmalarıydı. Baba nedenini hiç tam olarak açıklamamıştı, ama bu konuda çok ciddiydi. Genel kanı, içlerinden herhangi birinin fazla güçlenmesini istemediği yönündeydi, ama David’in başına gelenlerden sonra hiçbirisi sormaya bile cesaret edememişti. (Sayfa 68)

Çok hızlıydı ve kesinlikle bir ses çıkarmıyordu. Hala çok endişeli değildi. Boğa fiziksel olanın dışında birkaç düzlemde de daha mevcudiyet gösteriyordu. Hayvanlar bunu insanlardan daha iyi hissediyor ve rahatsız oluyorlardı. (Sayfa 73)

Michael, ”Sessiz ol Carolyn!” diye bağırdı. Carolyn, onun ağladığını görünce biraz paniğe kapıldı. ”Sessiz ol! Konsantre olması lazım!” Carolyn, bu sefer daha haşin bir ifadeyle başını öne salladı.”Evet, gidiyor. Gerçekten de yapacak. Baba’yı arayacak.” (Sayfa 78)

Ağzı çalışıyor, ama dışarıya hiçbir kelime çıkmıyordu. Kederi, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derindi. (Sayfa 82)

Büyük aslan her gece aynı rüyayı görüyordu. Altın renkli otlar bıyıklarına sürtünüyordu. Rüzgar antilop ve zebraların kokusunu taşıyordu. Güneş ufka doğru alçalmıştı ve baobap ağaçlarının gölgeleri uzamıştı. Yuvam. (Sayfa 131)

”Adı reissak ayrial. Özünde matematiksel bir yapı, pişmanlık düzleminde kutsanmış, kendi kendine gönderme yapan bir totoloji.” (Sayfa 163)

Yıkılmış olan Steve, aklından geçen her düşünce kederine takılıp düşüyordu: dişlerim kirli gibi geliyor, fırçalasam iyi olur çünkü annem öyle diyor, açım acaba babam pizza alacak mı? Kaybını, varlığının merkezinde zonklayan bir diş ağrısı gibi hissediyordu. (Sayfa 204)

Aslanlar konuşmuşlar, öyle mi? Buna neredeyse inanacak durumdaydı. Tam olarak değil. Ama neredeyse. (Sayfa 216)

Sözcüklerle cevap vermeden gökyüzünü işaret etti.

Saat daha sadece öğleden sonra dörttü. Güneş ağaçların epey üstündeydi. Gökyüzü apaçıktı. Güneş tutulması da yoktu. Bütün bunlar doğruydu, ama birkaç saniye sonra Steve gözlerinin kendine söylediği şeyi kabul etmek zorunda kaldı.

Güneş sönüyordu. (Sayfa 262)

”Epey bir zamanını almış olmalı.”

”İlk iki tür için yüz yıl civarı diye düşünüyorum. Bir kere alışınca daha kısa sürmüş.” Sonra Steve’in yüzündeki ifadeyi görünce, ”Kendisi çok yaşlı, anlıyorsun ya. Ve hiç boş durmamış. Diller yaptıklarının en basiti.” İçini çekti. ”Gerçekten. En basiti. Bu konuda bana güven.”

”Yaşlı derken kaç yıldan bahsediyoruz?”

”Kimse emin değil. En az altmış bin yıl. Büyük ihtimalle çok daha yaşlı. Ama bu soru tam olarak anlamlı değil. Hayatının büyük kısmını kütüphanede geçirmiş. Zaman orada farklı işliyor.” (Sayfa 267)

Cehennemden kaçmanın yolu onu fethetmektir. (Sayfa 269)

”Sessiz Olanlar. Saf düşünceden oluşuyorlar, ama gümüşümsü koca hantal şeyler olarak tezahür ediyorlar. Üçüncü çağın kalıntıları. Öldürülmeleri mümkün değil ama güneşin güneşin spektrumlu radyasyonu onları etkisiz hale getirecek kadar derindi. Artık o gittiğinden, Barry hamle yapmaya karar verdi. Kulağına mantıklı geliyor mu?” (Sayfa 272)

”Gördüklerin hiçbir şey Steve. Ucuz numaralar. Nereden bakarsan bak Kütüphane’nin gücü sonsuz. Bu gece gerçekliğin kontrolünün kime kalacağı meselesini çözüme bağlayacağız.” (Sayfa 272)

En iyi yalanların çekirdeklerinde bir gerçek kırıntısı olur. (Sayfa 281)

Bu delilik çeşidinde, işleri iyiye götürmeyi denemeyi bırakıyorsun. Hayatında kötü olan şeyleri maksimize etmeye çalışıyorsun. Bundan hoşlanıyormuş gibi yapıyorsun. Sonunda her şeyi olabilecek en kötü hale getirmeye çalışıyorsun. Bu bir kaçınma mekanizması.” Jennifer doğruca Carolyn’in gözlerinin içine baktı. ”İşe yaraması mümkün değil. Bu yüzden delilik deniyor.” (Sayfa 287)

”Vücudunun içindeki bazı fiziksel süreçleri değiştirdim. Onun için zaman artık ilerlemiyor.” Boğazı hırpalanmış, yırtılmış gibi geliyordu. Öksürdü, sonra da kara biraz kan tükürdü. ”David düşmüyor, çünkü düşmek bir süreçtir, anlıyorsun ya. Ama zaman geçmiyorsa, o zaman süreçlerden de bahsedemeyiz, değil mi?” (Sayfa 309)

İç huzur çatışmaların olmamasında değil onlarla başa çıkabilmekte yatar. (Sayfa 341)

”Sürekli mi karanlık olacak? Güneş doğduktan sonra bile mi? Sonsuza kadar mı?”

”Yeterince sıcak olacak,” dedi kendini savunarak. ”Kimse donmayacak. Ve insanlar uyum sağlayacaklar.”

”Uyum sağlamak mı?”

Başıyla onayladı. ”Hemen hemen her şeye uyum sağlayabilirsin.” (Sayfa 344)

”Ne olduğunu düşündün?”

”Şey görünüyordu… mutlu, diye düşünüyorum. Onu daha önce hiç görmediğim kadar mutlu. Yani… belki tam olarak ‘mutlu’ değil. Huzur bulmuş. Onu sadece o zaman öyle gördüm.”

Baba başıyla onayladı. ”Tam bekleneceği gibi. Niyeti iyiydi ve cesur bir çocuktu. Ama sen karşısına çıkmış olmasan da kendini uğruna şehir edeceği bir şey bulacaktı.” Carolyn’ın tepkisini dikkatle izledi. ”Ya da belki de, onun eksikliğinin yasını tutarken ölecekti.”

”Bu şekilde doğduğunu mu söylüyorsun?”

”Kısmen. Potansiyel oradaydı. Bazı insanların hak edilmiş ya da hak edilmemiş suçluluk çekmek için inanılmaz bir kapasiteleri oluyor. Arkadaşının ölmesi meselesi bunu kaçınılmaz hale getirdi. Sen onun hayatına yeniden girdiğinde artık yapabilecek pek bir şey kalmamıştı. (Sayfa 404)

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.