Ruhundaki Karanlık; Ölümcül Oyuncaklar 4 – Düşmüş Melekler Şehri | Kitap İncelemesi

Overall
4
  • Kitaba Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Büyük Savaş’ın sona ermesinden sonra Clary, normal New York yaşantısına geri dönmüştür. Fakat bir Gölge Avcısı için normal kelimesi kulağa pek de hoş gelmemektedir. Baş etmesi gereken çok daha başka sorunları vardır. Bunlardan birinin adı da Jace’dir. Clary, sevdiği adamın artık ağabeyi olmadığını öğrendiğinde ‘normal’ bir hayat yaşayacaklarını sanırken Jace Wayland, ruhunda savunmasız bir kapının aralandığını fark eder.

  • Kitabın Günümüz Yayınevi: Artemis Yayınları
    Kitabın Yazarı: Cassandra Clare
    Orijinal Adı: The Mortal Instruments  4 – City of Fallen Angels
    Yayınlanma Tarihi: 2011
    Sayfa Sayısı: 494
    Tür: Fantastik/Gençlik

KONUSU

‘’Kalpler kırılır. Sen iyileştiğini sansan da asla önceki gibi olamazsın.’’

Büyük Savaş, Aşağı Dünyalılar ve Gölge Avcılarının çabasıyla sona ermiştir. Artık Valentine ölmüş, oğlu Sebastian da, gerçek ismiyle Jonathan, Jace tarafından öldürülmüştür, ama Clary ve Jace büyük bir sırrı saklamak zorundadır. O da, Jace’in ölüp, melek Raziel tarafından yeniden diriltilmesidir. Bu, dengeleri iki taraf için de fark etmedikleri bir şekilde bozacaktır.

Clarrisa Fray, sevdiği adamla normal bir hayat sürmek için New York’a geri dönmüştür. Artık, Jace’le bir ömür boyu mutlu yaşamak için önlerinde hiçbir engel kalmamıştır. Aynı zamanda bir Gölge Avcısı olabilmek için de eğitimlere başlamıştır. Annesi de, Luke’la evlilik planları yapmaktadır. Clary, Gölge Avcılığının ne demek olduğunu öğreniyor, sevdiği adamla vakit geçiriyor, annesinin mutluluğuna destek oluyordur. Hayat, Clary için olması gereken sakinlikte geçerken her zaman olduğu gibi sorunlar yine Clary’nin yakasını bırakmaz.

En yakın arkadaşı Simon’ın vampir olmasından sonra hiçbir şey bu kadar kötü gidemez diye düşünürken, Simon, Jace’in kanını emmesinden sonra Gündüzyürüyen’e dönüşmüştür. Gece’nin Çocukları’ndan olan Simon, artık gündüz de rahatlıkla yaşamını sürdürmektedir. Bununla birlikte ailesine yalan söylemenin sorunlarıyla baş ederken, aslında durumlar vampir genç adam için çok daha başka yerlere gidecektir.

Simon, hem gücü açısından hem de kanı açısından fazlasıyla değerlidir. Clary’nin onu korumak için alnına çizdiği Kabil’in Mührü’de gizemli bir şekilde kendisine saldırmak isteyen yaratıkları alaşağı ediyordur. Bilmediği bir mühürle başa çıkmaya çalışan Simon, aşk hayatında da alışkın olmayan sorunlar yaşamaktadır. Clary’yle birlikte, sıradanlığından uzak, bambaşka bir hayatı öğrenmeye çalışıyordur.

Alec ve Magnus ise, aşklarını bir şekilde düzene sokmaya çalışırlar. Alec, Magnus’a nazaran bir ölümlü olmanın ruhunda yarattığı sorunlarla baş etmeye çalışırken, sevdiği adamı da kaybetmemeye özen gösteriyordur. Ama Magnus’un geçmişteki hayatı bunu zorlaştırıyordur. Alec, aynı anda hem kalbiyle hem de zihniyle baş etmek zorundadır.

Jace ise, ölümden döndüğünden bu yana, gördüğü kötü rüyalarla tek başına baş etmeye çalışır. Rüyaların teması hep aynıdır; sevdiği kadını öldürmek… İstemeden evrenin dengesini bozmak, başlarına hiç tahmin etmediği sorunlar açılmasına sebep olacaktır. Clary ve Jace her şeye rağmen aşklarının üstesinden gelebilecekler midir?

YORUMUM

Kitabı o kadar hızlı okudum ki, 500 sayfalık bir kitabı rekor zamanda bitirmiş olabilirim. Camlar Şehri’nden sonra hızla okumaya başladım ve bir günde 300 sayfa civarında okudum. Aslında çok aksiyon olduğundan değildi, sadece kitap beni içerisine aldı ve sürekli okumak istedim. En heyecanlı yerinde biten dizi gibi oldu diyebilirim. Kitaplarının sevdiğim yönü de bundan kaynaklı. Okurken harika duygular içerisinde oluyorum ve başka bir şey düşünmüyorum. Bir an önce bitirmek, aynı zamanda da hiç bitmemesini istiyorum.

Ölümcül Oyuncaklar serisinin dördüncü kitabı, Düşmüş Melekler Şehri de tam olarak bu duyguyu verdi. Bu sefer çoğu yeri Simon’ın gözünden okuduk ve bu durum, bir derece Clary’nin düşüncelerinden sıyrılıp tamamen başka insanların da duygularını okumamıza neden oldu. Benim hoşuma gitti. Bu sayede yaşanan bu dünyada Simon’ın düşüncelerini de öğrenmiş oluyoruz. Isabelle’yla olan yakınlaşmaları oldukça hoşuma gitti.

Yine de ne olursa olsun, Jace&Clary’den sonra favori çiftim Alec&Magnus! Ah, o kadar güzeller ki, okurken sırıtmadan kendimi alamıyorum. Alec’in hisleri çok fazla güzel ve yaşananları gözlerimin önüne getirdiğimde aşırı mutlu oluyorum. Bu yüzden kitaplardan sonra Bane Günlükleri’ni okumak için ayrı bir sabırsızlanıyorum. Umarım umduğum etkiyi verebilir. Jace yine aşık oldum, yine aşık oldum. Ne çektin be soyadı belli olmayan Jace. 😀

        Alıntılar;

🍃  ‘’Sürekli derin düşüncelere dalmış gibi görünüyor. Ama ne düşündüğünü soracak olursan suratına bir yumruk atar.‘’

🍃  ‘’Bazen rüyamda gittiğini görüyorum. Benden çok daha iyilerine layık olduğunu fark edip beni terk etmenden korkuyorum.‘’

🍃  ‘’Ama birbirlerine aşıklar,‘’ diye itiraz etti Clary. ‘’Aşk, zor zamanlarda sevdiğin kişinin yanında olmak değil midir? Ne olursa olsun, diğerine destek olman gerekmez mi?‘’ Luke nehre baktı. Karanlık sular, ay ışığının altında yavaşça akıp gidiyordu. ‘’Bazen sadece aşk yetmez Clary.‘’

🍃  Magnus onun yanağına dokundu. Zeminden de soğuktu. ‘’Sen geçmişimsin,‘’ dedi kederli bir sesle. ‘’Alec ise geleceğim.‘’

Keyifli okumalar. ♥

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir