İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Preacher 1. Sezon 2. Bölüm ”Gör” | Dizi İncelemesi

‘’Acı çekiyorsunuz. Günbegün artan bir acı. Yatmadan önce ve uyandığınızda sizi bekleyen bir acı. Göğsüne büyük bir vida saplanmış gibi. En azından benim için öyleydi. Ama bir gün, tam olarak ne zaman olacağını bilmiyorum, ama bir gün, tanrının ışığı size ulaşacak. İkinize de. Ulaştığı zaman da bir şey olacak. Bir şey değişecek.’’

Jesse Custer, kalbindeki değişimin farkında olmaya başlarken Annville kasabası sakinlerinin ruhlarını da, bir vaiz olarak, düzeltmeye çalışır, ama bu esnada peşinde olan gizemli ikilinin farkında değildir.

Bölümün ilk sahnesinde 1881 yılına gidiyoruz ve hasta bir kızı olan, çaresiz bir kovboyu görüyoruz ve adam, kısa süre içerisinde ilaçları alıp gelmezse kızı ölecektir.

1881, gizemli kovboyun Ratwater Kasabası’nda görünmesi

Sonraki sahnede günümüz Anville kasabasına geri dönüyoruz. Jesse, ilk olarak insanları, kutsal suyla vaftiz ederek işe koyulur. Bunun onların ruhlarının iyileşmesinin ilk adımı olacağını düşünüyordur. Vaizliği bırakacağını düşündüğü anda tüm bu olanların başına gelmiş olması onu biraz da olsa endişelendirse de şimdilik akışına bırakmayı yeğler. Cassidy çoktan ortama ayak uydurmaya başlarken Tulip, Jesse’yi eski, unutmak istediği anılarına tutunması için zorlamaya devam eder.

Jesse Custer, bu esnada Lunis adında bir adamla konuşur. Adam Jesse’ye günah çıkartır ve küçük bir kız çocuğu hakkında düşündüğü iğrenç şeyleri söyler. Bunların o kıza karşı olan bir dürtü olduğunu, üstesinden gelmeye çalıştığını söyler. Jesse bu durum hakkında oldukça sinirlenir, ama bir vaiz olarak bunu sakin bir yolla yapması gerektiğini kendisine hatırlatarak onu, bu dürtülerine karşı uyarır, bunun yanlış bir şey olduğunu söyler. Şimdilik her şey yoluna girse de adamın rahatsız edici düşünceleri Jesse’nin aklının bir köşesine yazılmıştır.

Tulip, eski anıları Jesse’nin zihninde deşmeye devam ederken Jesse de kaçmaya devam eder. Cassidy ile gece yarısı dertleşmek için kiliseye giderler. Tabii kilisede içki ve sigara serbesttir. 🙂 Jesse kendi sorunlarını üstü kapalı anlatır. Elinde içki şişesiyle, tanrının kendisi hakkında bir planı olduğunu, bunun için burada olduğunu, planının insanlara yardım etmek olduğunu söyler. Bu düşünce bir nevi cazip gelmektedir. Bu sıkıcı olmanın tanımıdır ve bunun hayattaki en kötü şey olmadığını söyler, ama gerçekten de hayattaki en kötü şey sıkıcılıktır. Bunun üzerine Cassidy de kendisinin 119 yaşında, Dublinli bir vampir olduğunu, peşinde vampir avlayan kanunsuz dindarların kol gezdiğini söyler. Jesse bu söylediğine gülüp geçer.

Ardından içtiği garip şeyi sorar. Cassidy onu bunun için uyarsa da Jesse dinlemez ve küçük şişeyi elinden alarak bir çırpıda içer, sonrası ise Jesse Custer için kilisenin sert zemininde karanlık, sessiz bir gece geçirmek, Cassidy için ise kocaman katliam dolu bir gece haline gelir.

Vaiz’in peşindeki iki gizemli adam

Jesse’nin peşinde olan gizemli iki adam Jesse’nin bulunduğu yeri bulmuşlardır ve gece yarısı işe koyulurlarken tesadüf eseri onu kilisenin zemininde uyuklarken yakalarlar ve ortalıkta kimseler de yoktur. Her şey tereyağından kıl çeker gibi görünüyordur. Ekipmanları hazırlarlar, yerde yatan Jesse’nin göğsüne teneke kahve kutusu koyarlar ve antika bir müzik eşliğinde olanları beklerler, ama hiçbir şey olmaz. Uzun boylu gizemli adam ikinci plana geçmelerini söyleyerek eline elektrikli testere alarak, yerde uyuklamakta olan Jesse’yi tam ortadan ikiye ayıracakken Cassidy imdanına yetişir.

Onların kendisini avlamak isteyen vampir avcıları olduğunu sanarak onlara karşı koyar ve uzun, oldukça kanlı, vahşetle dolu bir mücadelenin ardından Cassidy galip gelir. Gizemli iki adamı küçük parçalara ayırarak getirdikleri kocaman sandığın içine koyar. Şimdi tek yapması gereken sandığı gömmektir, ama bir sorun vardır. Güneş ufuktan ışıklarını gösteriyordur. Bu, Cassidy için yatma vakti halini alırken iki gizemli adam için de kaçış görevi görecektir.

Sabah olduğunda Emily, elinde bir tabakla, Jesse’yi kilisenin zemininde uyurken bulur ve gece boyunca tek hatırladığı o içkiyi içtikten sonra bayıldığıdır. Emily, onun hasta ziyaretine gitmesi gerektiğini, bunun için de eli boş gitmemesi gerektiğini söyleyerek tabağı ona verir. Jesse akşamdan kalma olduğu için ne yapacağını bilemez, ama Emily’nin yardımıyla gitmesi gereken yere gider.

Tracy Loach ve Jesse Custer

Jesse Custer, annesinin göz kulak olduğu, tıpkı uyuyan bir güzel gibi duran Tracy Loach’ın evine gider. Kız, uyuyor gibi öyle yatıyordur ve doktorlar onun hala duyabildiğini söyledikleri için teknik olarak ölmemiştir. Bu da ona annesi için bir gün uyanacağına dair bir umut kaynağıdır. Jesse elinden geldiğince onu rahatlatacak sözler sarf edip onunla konuşur, ama kafasının yarısı neredeyse olmayan bir kız için bu vaatler bir yandan da gereksiz gibi görünüyordur.

Her şeyden sonra Jesse Tulip’in kışkırtmalarıyla yeniden baş etmeye çalışır ve onun ne yaparsa yapsın hiçbir zaman değişmeyeceğini söyleyerek eski kirli işlerine dönmeye ikna etmeye zorlar. Tüm bu olanlar Jesse’nin zihnini zorlamaya devam eder. İyi bir vaiz olarak insanlara yardım etmeli midir yoksa eski kötü, serseri günlerine geri dönüp, kendince olması gerektiği kişi mi olmalıdır? Yaşadığı bir intihar girişimi sonucu yüzünün tamamı kocaman bir delik olarak görünen ve zor konuşan, genç Eugene’nin bazı sözleri de onu bir şeyler yapmaya ikna eder.

İlk olarak istediği şeyi yapmaya başlamadan önce, küçük kız hakkında kötü düşünceleri olan Linus’u bulup ona gereken dersi vermelidir. Evine girer ve anlattıklarının korkunç şeyler olduğunu yeniden düşünerek bu sefer hak ettiği dersi ona verir. Kafasını kaynar suya bastırarak onu kızı unutmaya zorlar. Öyle yoğun bir şekilde söyler ki sonunda, tıpkı annesine kalbini açmasını söylediği adamda olduğu gibi tok bir sesle kızı unutmasını söylediğinde garip bir şey olur. Ve her ikisi de bu sefer bir şeylerin gerçekten olduğunun farkına varır. Linus küçük kızı gerçekten unutmuştur, hatta onun varlığını dahi unutmuştur. Bu olay Jesse’nin içinde olan gücün farkına varmasına yol açar. Fakat tam olarak gerçek olduğunu anlaması için bir şey yapması gerekmektedir.

Sabah olduğunda Tracy Loach’ın evine gider, kızın başucuna oturur ve o özel sesi sarf ederek, ‘’Gözlerini aç.’’ der.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.