Dizi Kategorisi,  Funny,  Life,  Other,  Stories

Norveç’in Büyüsü Skam | Dizi İncelemesi #1

Merhaba arkadaşlar! Yeni yılın, üçüncü cumasına hoş geldiniz. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Zaman ne kadar da hızlı geçiyor öyle değil mi? Ocak ayının sonuna doğru yaklaşıyoruz bile! Bugün sizlere, her hafta olduğu gibi yine farklı bir konu ile geldim. Bu hafta, dizi incelemesi yapacağız. Cuma günleri yazıları konusunda şuan için bir programa tabii olarak ilerliyorum, ama ilerleyen zamanlarda bunun değişip değişmeyeceğini bilmiyorum. Değişmeyeceğini umuyorum. Ayın ilk cuma günü öneriler kısmı, ikinci cuma günü çizgi roman incelemeleri, üçüncü cuma günü de dizi incelemeleri yapıyorum. Açıkçası, şuan dördüncü cuma günü ne yapacağımı bilmiyorum. Sanırım, sizlere o zaman da kendi yazdığım bir hikaye ile karşınızda olabilirim. Kulağa güzel geliyor. Bakalım, zaman neler gösterecek? 🙂

Şimdi, çok fazla uzatmadan benim hayranlıkla izlediğim, sizin de aynı beğeni ile izleyeceğinizi düşündüğüm diziye geçmek istiyorum. Dizinin ismi, Skam. Evet, kulağa biraz garip geliyor olabilir, ama dizi bir Norveç dizisi. Skam kelimesi, Türkçe’de utanç anlamına gelmektedir. Norveççe’den çevrilen bu dizinin yayınlanmış dört sezonu var. Her sezon birbirleriyle bağlantılı olmakla birlikte, dört kişinin hayatını konu almaktadır. Dizi, ilk bölümünü Eylül 2015’de verirken, dördüncü sezon son bölümünü de Haziran 2017’de yayınlanmıştır.

Dizi, tam anlamıyla bir gençlik dizisi.  Oslo’daki Hartvig Nissens orta öğretim okulundaki gençlerin lise hayatını konu almakla birlikte Norveç’te yaşayan bu öğrencilerin, sıkıntılarını, aile sorunlarını ve günlük hayatta herkesin başına gelebilecek olayları konu alıyor. Öyle ki, diziyi izlediğinizde bir bölüme başlarken ekrana, gün ve saat içeren bir yazı geliyor. O bilgiler, Norveç’te o an yaşanan günü ve saati göstermekle birlikte dizi, Norveç’deki izleyiciler için gerçek zamanlı olarak ekrana gelmektedir. Belki de bu yüzden dizi, izleyicileri tarafından büyük bir ilgi gördü ve yaşanılan olaylar daha ilgi çekici bir hal aldı. Biz, her ne kadar sonradan izliyor olsak da, dizinin Norveççeden çevirisi olması dahi güzel bir şey.

Açıkçası ben her bölümde kendimi gördüm. Ve keşke benimde böyle arkadaşlarım olsa diye düşünmeden edemedim. Aynı zamanda bölümlerin dakikaları da o kadar uzun değil. Bir bölüm otuz dakika civarı. İlerleyen bölümlerde bu süre yükseliyor, ama diziyi o zamana kadar izlediyseniz zaten dakikalarının uzunluğu da sizi tatmin edecektir. Bir süre sonra hiç bitmemesini isteyeceksiniz.

Dizinin sezonlarına değinmek gerekirse eğer, ilk sezon karakterimiz Eva Kviig Mohn’nun (Lisa Teige) hayatını konu alıyor. Bu sezon aynı zamanda tüm karakterlerin birbirleriyle olan bağlarını ve birbirlerini tanımalarına neden olan bir sezon. Açıkçası, baştan uyarmak gerekirse diziye ilk başlarken ilk bölümleri biraz sıkıcı gelebilir ve diziyi bırakmak isteyebilirsiniz, ama lütfen böyle bir hataya düşmeyin. İlk bölümler, önceden de bahsettiğim gibi yarım saatlik bölümler olduğu için hem karakterleri tanımak hem de onların yaşam biçimlerini anlayabilmek için derinden işlenmiş bir sezon. Bölümleri peş peşe izleyin, karakterleri zaman içerisinde sevdiğinizde bir bakmışsınız sezon hemen bitivermiş. Sadece, kendinize zaman tanıyın, gerisi gelecek.

İkinci sezon da ise, karakterimiz Noora Amalie Sætre’nin (Josefine Frida Pettersen) yaşamını konu alıyor. Açıkçası benim en sevdiğim sezonlardan ilki ikinci sezon. Noora’nın tavırları ve düşüncelerinde nedense her zaman kendimi gördüm. Ben olsam kesinlikle böyle yapardım, ah işte ben de böyle tavır koyardım. İzlerken çok eğlendim. Aynı zamanda, yaşadığı aşkta da, bir takım izler aradım. Her zaman olduğu gibi keşke benimde böyle bir sevdiğim olsa diye içimden geçirmeden edemedim. Aşk, onur ve gurur derinden ve etkileyici işlenmişti. Bu sezonda, Skam’a bir kez daha hayran kalacaksınız.

Üçüncü sezon da, karakterimiz Isak Valtersen’in (Tarjei Sandvik Moe) hayatı konu alınıyor. Ah, işte kesinlikle favori, her defasında geriye gidip yeniden izleme isteği uyandıran bir sezon! Gerçi, şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum şuan, bu yorumlar tamamen bana ait yorumlar. Benim sevdiğim ve beğendiğim için yaptığım yorumlar. Çünkü şöyle bir durum var, aranızda eşcinsellerin aşklarına dair olan düşünceleri benimle aynı olmayan insanlar olabilir, buna tamamen saygı duyuyorum ve onlar da bu konuda saygılı bir şekilde yorum yaparlarsa sevinirim. (Tabii yaparlarsa.)

Şimdi yorumuma devam etmek istiyorum. Bu sezon da, Isak’ın kendini bulma arayışı beni çok etkiledi. Zaten, genel olarak eşcinseller hayatlarını zaten o kadar kolay sürdüremiyorlar ne yazık ki, yaşanılan toplum neticesinde. Isak da, toplum ile birlikte bir de kendisinin eşcinsel olma yolundaki düşüncelerini anlamaya ve bununla birlikte etrafındakilere ayak uydurmaya çalışıyor. Isak’ın hayatını gülümseyen bir yüzle izledim. Aşkını, düşüncelerini, konuşmalarını her şeyi zevkle izledim ve her zaman onun mutlu olması gerektiğini düşündüm. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Dördüncü ve yayınlanan son sezonu da, Sana Bakkoush’un hayatını konu alıyor. Sana, bir Müslüman ve kendisinden din ve görünüş olarak tamamen uzak insanların arasında yaşamanın zorluklarını derin bir şekilde anlatıyor. Bu sezonda oldukça etkileyiciydi. Aynı zamanda, diğer sezonlarda olduğu gibi arkadaş çevresinin insanın hayatını nasıl etkileyeceğini, arkadaşların bir bireyin oluşumunda her yönden etkili olacağını uygun bir şekilde işliyor. Diziyi kesinlikle izleyin. Size çok güzel şeyler katacak ve hayatınızı daha güzel yaşamanıza neden olacak.

Son bir bilgi olarak,  dizinin tam anlamıyla bittiğine dair hiçbir yer de net bir açıklama yok. Ben de, dizinin beşinci sezonla birlikte devam etme taraftarıyım, ama bir daha da bölüm gelmeyebilir. Temennim devam etmesi yönünde. Böyle kaliteli diziler her zaman var olmalı. 

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir