İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Merlin 4. Sezon 5. Bölüm ”Babasının Oğlu” | Dizi İncelemesi

Kral Arthur ve şövalyeleri, Merlin’i yem olarak kullanarak Caerleon hanedanından adamları tuzağa düşürerek onları yakalarlar. Ama asıl önemli olan Caerleon’un kralını yakalamış olmalarıdır. Kralın izinsiz olarak topraklara girmiş olması Kral Arthur’un otoritesinin zayıfladığını göstermektedir. Dayısı Agravain, Arthur’u kıştırtarak kralı öldürmeye zorlar. Arthur, ilk olarak anlaşma imzalamasını talep eder, ama Caerleon kralının anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildiği için, kabul etmemesi durumunda canıyla ödemesi gerekecektir. Dayısının fikirlerine uyarak Camelot’u korkunç bir sona sürükleyecek yanlış kararı veren Arthur, babasının ölümünden sonra kral olmanın hiç de hafife alınmadığını öğrenecektir.

Kral Arthur, istemeyerek de olsa halkına ve bölgesinde bulunan diğer insanlara tıpkı babası gibi güçlü olduğunu kanıtlamış, Caerleon kralını öldürmüştür, fakat bu ölüm Caerleon kraliçesinin savaş başlatması için tek bir nedendir. Çünkü Caerleon kralının ölümüne neden olan yara, savaş yarası değildir. Bu da bilerek ve isteyerek öldürüldüğü anlamına gelmektedir. Aynı zamanda dayısı Agravain, Kral Arthur’un kanına girmeye devam ediyordur. Hizmetçisi Gwen ile olan birlikteliğinin hoş karşılanmadığını söylerken Arthur ilk olarak itiraz eder, ama dayısının halkına dair olan sözleri onu ikna eder. Arthur, Gwen’e itibarı nedeniyle birlikte görülmemeleri gerektiğini söyler. (Açıkçası bana göre, burada Gwen’i sevmesem de, Arthur’un yaptığı sinir bozucuydu.) Gwen, onun fikirlerini saygıyla karşılar, ama aynı zamanda başkalarının kanına girdiğinin de farkındadır. Ona yüreğinin sesini dinlediğinde daha iyi kral olacağını hatırlatır.

Tüm bunların ışığında Caerleon’un ordusu Camelot’a savaş açmaya geliyordur. Kral Arthur, verdiği yanlış kararla Camelot’u istemeden savaşa sürüklemiştir. Bir an önce üstesinden gelmelidir. Savaş için toplandıkları sırada gece yarısı aklına bir fikir gelir. Savaşçılarını, kendi verdiği yanlış karar doğrultusunda ölüme terk etmeyecektir. Bu yüzden şafak sökmeden Caerleon kraliçesinin yanına gider ve bir teklifte bulunur. Bu kadar insanı ölüme sürüklemektense kendi yaptığı hatanın bedelini çekecek ve en iyi savaşçısıyla teke tek dövüşecektir. Eğer kaybederse Camelot topraklarının yarısını verecektir. Bu riskli bir anlaşmadır, ama Arthur’un merhametli ve cesaretli yüreği kraliçenin de teklifi kabul etmesine yol açar. Aynı zamanda Camelot topraklarının yarısını alma fikri de oldukça caziptir.

Kral Arthur teke tek düello için hazırlanırken Morgana da iş başındadır. Caerleon kraliçesinin yanına gelmiş, ona Arthur’u öldürme konusunda yardım edeceğini söylemiştir. Kraliçe teklifini kabul eder ve Morgana’nın kendi tarafında olmasına izin verir. Morgana’nın amacı da zaten Arthur’u öldürüp tahtta, ait olduğu yerde olmaktır.

Dayısı Agravain, Morgana’ya yardım etmek için harekete geçer. Arthur’un düelloda kullanacağı kılıcı gizlice Morgana’ya götürür ve ona büyü yapmasını izler. Morgana, kılıca bin yılın ağırlığını verecek bir büyü yapar ve zamanı geldiğinde büyüyü aktif hale getirecektir. Her şeyden habersiz Arthur, dayısının verdiği kılıcı alır ve düello zamanı başlar. Caerleon’un savaşçısı oldukça iyi yarıdır ve düelloyu kazanmaktan ve Arthur’u öldürmkten başka bir şey düşünmez. Arthur, onu gördüğünde bir an için endişelenir, ama cesaretini toplayarak harekete geçer. Nefesleri kesen dövüş başladığında zor da olsa Arthur, düelloyu kazanıyordur, ama Morgana vakit kaybetmeden büyüyü yaparak Arthur’un etkisiz kalmasına sebep olur. Neyse ki yukarıdan merakla izleyen Merlin, olanları fark eder ve Arthur’u kurtarır. Morgana ise şaşkınlık içinde Arthur’un kazanmasını izler.

Kral Arthur, Caerleon savaşçısının canını bağışladığı sırada kraliçenin de gönlünü kazanmış, aynı zamanda barışa dair yolları da emin bir şekilde adımlamıştır. Artık Caerleon Krallığı ve Camelot Krallığı barış içerisinde ilk adımlarını atmıştır. Morgana, hala kraliçenin yanında olacağını sanır, ama Kraliçe Annis, kendisine inanarak hata yaptığını, onun öfkeden kalbinin kuruduğunu, aslında Kral Uther’ı sevmese de ona farkında olmadan daha da çok benzediğini belirtir. Morgana ise ne olursa olsun Camelot’u almadan rahat etmeyecektir.

Kral Arthur ise geç de olsa yüreğinin sesini dinlemenin krallık yolunda ne kadar önemli olduğunu, verdiği kararlar doğrultusunda daha emin adımlar atacağının farkına varmıştır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.