BÖLÜM ÖZETİ

Merlin, güneşli, sıradan bir günde ormanda odun toplarken sıkılır ve karşısındaki dumanı büyüleyerek at şeklini almasını sağlar. Dumanda hareket eden at silueti birkaç saniye durur ve sonra kaybolur. Bu durum, Merlin’i mutlu etmiş olsa da, o anda aynı dumanı gören sıradan bir köylü kadının başına dert açacağını bilmiyordur.

Köylü kadın, dehşet içerisinde Merlin’in yanına gelir ve dumandaki at siluetini görüp görmediğini söyler. Kadın korku içerisindedir. Büyünün bu topraklarda var olduğunu kendi gözleriyle görmüştür ve bir an önce Kral Uther’a söylemelidir. Merlin, hiçbir şey görmediğini, kimseye bir şey söylememesini isterken onu dinlemez ve her şeyi Uther’a anlatır. Bu, Merlin’in başına, aklına gelmeyecek sorunlar açacaktır.

Kral Uther, kadının söylediklerini dikkate alarak onu bu bilgi için mükafatlandırır. Uther, büyünün kol gezdiği bu topraklarda artık daha rahat yaşayamayacağını düşünerek en ünlü Cadı avcısı Aredian’i Camelot’a çağırır. Gaius’ın ve Merlin’in elinden hiçbir şey gelmez. Yapması gereken tek şey büyüyle alakalı eşyaları saklamaktır. Gelen cadı avcısı Gaius’ın eskiden de tanıdığı birisidir ve gücü yabana atılmamalıdır. Kullandığı teknikler son derece korku verici şeylerdir. Merlin’in bu konudan yara almadan uzaklaşması gerekmektedir, ama Gaius oldukça endişelidir.

‘’Kokuyu alıyor musun, Uther? Her yeri sarmış sihrin iğrenç kokusu bu. Veba gibi koca şehri sarmış.’’

Aredian, Camelot’a adım attığı andan itibaren çalışmalar başlar. Aredian’e göre büyü, kokusuyla Camelot’un duvarlarına kadar sinmiştir. Bir an önce görevini yerine getirmeye başlar ve bunu tek başına, kendi yöntemleriyle yapacaktır. Bu büyüler için yüklü miktarda kazanç da elde etmektedir.

Aredian’ın, eski dostu Gaius’a yapacağı büyük bir plan vardır. Sorgulamaya ilk olarak Merlin’den başlar ve bu sorgulamadan sonra her şey çorap söküğü gibi ilerlemeye devam eder. Aredian, Kral’a büyüye tanık olmuş üç tane tanık getirir. üçü de korkunç şeyler görmüştür ve Uther bunları duyduğunda dehşete düşer. Aredian, amacına yavaş yavaş ulaşıyordur. Tanıkların söylemlerine üzerine, herkesin gözü önünde, Merlin’i suçlar. Arthur da dahil, Gaius ve Merlin bu konuda itiraz eder, ama odasının aranmaması için hiçbir neden yoktur. Muhafızlar Merlin’i zindana atarken, diğerleri de yaşadıkları yeri talan ederler. Gaius ve Merlin, her şeyi sakladıklarını düşünürler, ama arama sonucunda dolu bir kavanozun içinden tılsımlı bir bilezik çıkar. Bu da Merlin’in büyü olduğunun tek kanıtıdır. Fakat Gaius, onun nereden geldiğini bilemez, ama Merlin’i kurtarmak için de bir şeyler yapmalıdır. Yoksa sonuç infaza kadar gidecektir.

Bileziğin kendisine ait olduğunu söyleyerek suçu kendi üzerine alır. Aredian’ın işi hala bitmemiştir. Şimdi sıra onu itiraf ettirmektedir. Bunun için Gaius’ın yaşlı bedenini zindanda ne kadar bekletebilirse bekletecek, onun aç ve susuz güçsüz düşmesini sağlayacaktır. Merlin serbest kalsa da, kendi aptallığı yüzünden Gaius’ın zarar görmesine seyirci kalmayacaktır.

Aredian, Gaius’ı sorgularken Gaius, Morgana hakkında bir şeyler ağzından kaçırır ve Aredian, Morgana’yı da sorguya alır. Onun gece gördüğü kabuslarının olduğunu öğrenir ve bu kabusların, Gaius’ın verdiği ilaçlar yüzünden daha da kötüye gittiğini fark eder. Bu durum, Gaius’ın bir şekilde büyücü olduğunun kanıtı olacaktır. Çok geçmeden bunun itirafını da yapacaktır, ama Gaius bunu tamamen Morgana ve Merlin’i korumak için yapmıştır. Bu itiraftan sonra Gaius’ın infazı için çalışmalara başlanır. Ertesi gün, şafak sökerken yakılacaktır. Merlin, bu karardan sonra Gaius’la Arthur sayesinde küçük de olsa bir vedalaşma gerçekleştirir. Bu konuşmada tılsımlı bilekliğin ikisine de ait olmadığını öğrenirler. Bir şekilde bu Aredian’ın planlı yürüttüğü bir şeydir. Merlin bunu onun yaptığına dair kanıt bulmak ister, ama Gaius Aredian’ın kurnaz ve oldukça güçlü olduğunu söyleyerek bir şey yapmamasını ister.

‘’Ölmeni istemiyorum. Aredian’a yaklaşırsan kesinlikle ölürsün. Sana tuzak kurar Merlin ve seni tuzağa yönlendirir. Haberin bile olmadan kendi kendini suçlu kırarırsın. Bu işin peşini bırakmak zorundasın.’’

Aredian onu tuzağa düşürür ve bu konuda ne kadar güçlü olduğunu Gaius biliyordur. Merlin, her ne kadar bir şey yapmayacağını belirtmiş olsa da Gaius’ın ölümüne asla seyirci kalamaz. Aredian’ın Morgana’yı yeniden sorguya aldığını duyunca bu konuda vakit kaybetmemesi gerektiğini fark eder. Hızla Aredian’ın odasını araştırmaya başlar. Dolabında, kırmızı bir çiçeğin kurumuş yaprakları olduğunu fark eder. Birkaç tane alarak odasına, Gwen’in yanına gider ve bunların ne olduğunu araştırmaya başlar.

Yapraklar, Belladonna çiçeğinin yapraklarıdır. Bu çiçek doğru bir şekilde hazırlandığında, çıkan alkol çözeltisi bazı şartlarda halüsinasyona yol açabilmektedir. Bunu öğrendiğinde, Aredian’ın Uther’ın karşısına büyü gördükleri yönünde çıkardığı şahitler bir tür büyünün etkisinde olanları görmüşlerdir. Bunun asıl kanıtını da Gwen’le birlikte kadınlara göz damlası satan bir adamdan bulurlar. Adam, kadınlara sattığı Belladonna özünü Aredian’dan zorla aldığını itiraf eder. Eğer almazsa ve kadınlara satmazsa yakılacağını söyleyerek onu tehdit etmiştir. Merlin ve Gwen, infaz başlamadan bunu Uther’a söylemelidir, ama bir sorun vardır. Her ne kadar olanları direk Kral’a söyleseler de Aredian’ın sözüne inanılacağını biliyorlardır. Merlin’in bu konuda aklına fikir gelir.

Şafak olmadan halletmelidir. Hızla Aredian’ın odasına gider. Onu suçlamak için kanıtları belirtirken odasını arayacaklarını bildikleri için dolabına büyü yapar. Ardından uyurken Aredian’a da büyü yapmadan duramaz. Her şey yolunda giderse Aredian suçlu bulunacaktır.

Merlin ne yazık ki şafağa kadar yetişemez ve Gaius odunlara bağlanarak infaz edilmek için hazırdır. Merlin kanıtı olduğunu söylemelidir, ama ne yapacağını bilemez. Neyse ki Gwen yardımına yetişerek Arthur’la konuşur, infazın ertelenmesini söyler. Arthur, her zaman olduğu gibi iyi niyetini göz önünde bulundurarak Merlin’in sözünü dinlenmesini ister. Merlin, bu fırsat verildiği anda her şeyi sırasıyla açığa çıkartır. Aredian’ın odasını aradıklarında, Gaius’ın odasında çıkan bir sürü tılsımlı kolye ve büyü malzemeleri dolabından  çıkar. Uther ve Arthur, dehşetle kılıcını çeker. Aredian’ın kendisini savunmasına kalmadan ağzından da bir kurbağa çıkar ve bunun korkusuyla pencereden düşer.

Her şey yoluna girmiştir, ama Gaius ve Uther arasındaki zedelenmiş bağların normale dönmesi biraz zaman alacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>