Marvel Evreninin Kaderi Değişiyor; Yenilmezler – Sonsuzluk Savaşı Bölüm 1 | Film İncelemesi

Overall
5
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Avengers: Sonsuzluk Savaşı, dünyanın gördüğü en büyük tehdite karşı güçlerini birleştirmek zorunda olan kahramanların verdikleri mücadeleyi konu ediyor. Kaptan Amerika ve Iron Man’in arasında yaşanan olayların ardından bölünen kahramanlarımız, birbirlerinden uzaklara savrulurlar. Hepsi kendi yandaşlarıyla dünyayı korumaya çalışmaktadır. Ancak dünyanın kaderi bir kez daha tehlikeye girer. Sınırsız bir güç kaynağı olan sonsuzluk taşlarının peşine düşen Thanos, dünyanın gördüğü en büyük tehdittir. İnsanlığın kaderi bir kez daha, insanlık için savaşmaya ant içmiş kahramanlarımız elindedir. Hiçbir süper kahramanın tek başına yenemeyeceği büyüklükteki bu tehdit için ekipler birleşmeli ve tehdide tüm güçleriyle karşı koymalıdır.

  • Çıkış Tarihi: 2018
    Orjinal Adı: Avengers; Infinity War
    Ülke: ABD
    Yönetmeni: Anthony Russo, Joe Russo
    Süresi: 2 saat 40 dakika
    Kategorisi: Aksiyon/Macera/Fantastik
    IMDb Puanı: 9,1

Yine, sevdiğim birçok filmde olduğu gibi, film hakkında ne söyleyeceğimi, söyleyeceklerimi toparlayıp nereden başlayacağımı bilmiyorum. Eğer bir Marvel hayranıysanız ve benim gibi yıllardır bu anı bekliyorsanız muhtemelen benim nasıl hissettiğimi biliyor olmalısınız. Bir de üzerine filmi izlediyseniz, kesinlikle nasıl hissettiğimi biliyorsunuz!

İzlemeyenler için filmin konusuna değinmeden önce kendi düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. Filmi izledim ve filmden nasıl çıktığımı inanın hatırlamıyorum ya da film boyunca ne olduğunu! (Ayrıca film hakkında herhangi bir spoiler vermeyeceğim. Herkesin bildiği temel şeylerden bahsedeceğim sadece.) Filmin beni aşırı derece de etkilemesinin bir diğer nedeni de sanırım, filmi üç boyutlu olarak izlemiş olmam. Uzun zamandan sonra, buna 7-8 yıl diyebiliriz, ilk kez bu kadar net ve harika bir şekilde üç boyutlu bir film izledim. Bu deneyimin en sevdiğim film üzerine olması ise tesadüf denemeyecek kadar muazzamdı! Çünkü ben filme üç boyutlu olduğunu bilmeyerek gittim. Filme gitme maceram ise bambaşka bir konu, ona da değineceğim. 

Filme, üç boyutlu olduğunu bilmeyerek gittim. Üç boyutlu ve üstüne de Türkçe alt yazılı olduğunu öğrenmem film hakkındaki hislerimi en üst seviyeye çıkardı ve aşırı derece de heyecanlıydım. Filme tek başıma gitmiş olmaya artık içerlemiyordum. 🙂 Film boyunca bambaşka hislere kapıldım. Filmi o kadar pür dikkat izledim ki bazı yerlerde nefesimi tuttuğumu fark ettim. Gerçekten de inanılmazdı. Beklediğimden çok daha güzeldi. 2 buçuk saat olmasına rağmen zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Sonsuzluk Savaşı, hiçbir zaman bitmesini istediğim filmler arasına girdi, şuan ikinci sırada. Birinci sırada hala Call Me By Your Name var. 🙂 (Görmemiş olanlar onun incelemesine şuradan ulaşabilirler.) Gerçekten de o kadar harikaydı ki, duygularımı doğru bir şekilde açıklayabildiğimi düşünmüyorum. Filmi izlemiş olanlar benim duygularımı anladılar bence, belki de onlar çok daha fazlasını hissediyorlar.

Film hakkında yüreğime biraz su serpen şeylerden bir tanesi de ikinci filmin gelecek olması. 2019’da gelecek, bu biraz üzücü, ama yaşananların az da olsa değişme ihtimalinin olması bazı teorileri yeniden gün yüzüne çıkarmamızı sağlayacak. Aynı zamanda filmin çizgi romana (Infinity Gaunlet) sadık kalınarak uyarlanması da, hala okumadığım romana dair heyecanımı yüksek tutuyor. Elbette bazı değişiklikler var, ama genel anlamda çizgi romana sadık kalındığını duydum. Ben henüz okumadım, bu yüzden bir sene beklemek yerine okuyarak bir şeyleri görmek istiyorum, ama bir yandan da okumak istemiyorum. Ah bu kararsızlığım o kadar karmaşık ki!

Filme gitmeden önce de bu şekilde hissediyordum. Filmi deli gibi merak ediyordum, ama aynı zamanda da sevdiğim karakterlerin bazılarının öleceğini duyduğumda, ki bu durum epey zamandır konuşuluyor, üzülmemek için gitmek istemedim. Fakat gitmeyince de pişman olacaktım, daha fazla merak edecektim. Aynı zamanda da tek başımaydım. Bu o kadar da sorun değildi, ama bazı şeyleri görmeden onlar hakkında her türlü teori yapılabiliyordu. Bu yüzden cesaretimi toplayıp tek başıma da olsa, vizyon tarihinin ikinci günü filme gittim. Şuan iyi ki de gitmişim diyorum. Her ne olursa olsun bazı kötü şeyleri öğrendiğinde onlarla yüzleşmek biraz daha kolay oluyor. Bir de şu var, aynı duyguları yaşadığın birçok kişi olunca da olanları birlikte atlatmak aynı derece de kolay oluyor. Tabii herkesin bir olaya olan tepkisi farklıdır.

Her neyse, sanırım kendi duygularımı açtıktan sonra filmin kısaca konusundan bahsedebilirim.

Yenilmezler; Sonsuzluk Savaşı Bölüm 1, daha çok Thanos’a odaklanmış. Thanos kim diye sorarsanız, Thanos, Titan Gezegeni’nde yaşayan, sonsuz yaşama gücüne sahip bir karakter. Zaten onu geçtiğimiz tüm Marvel filmlerinde yavaş yavaş görüyorduk ve bir süre sonra evreni istila edeceğini tüm kahramanlar gibi biliyorduk. Filmde Thanos’u izleyicilere o kadar iyi aktarmışlar ki film boyu tıpkı kahramanlarımız gibi biz de çaresizlik, umutsuzluk ve az da olsa korku içerisindeydik. Açıkçası Thanos’un güçlü olacağını biliyordum, ama bu kadar güçlü olacağını beklemiyordum. Thanos’un sahnelerinde nefesimi tuttum korkudan ne yapacağımı bilemedim. Gerçekten de Thanos’u canlandıran Amerikalı aktör John Brolin inanılmaz bir performans sergilemiş. Gerek sesi gerek tipi olmak üzere oldukça güzeldi.  Elbette kahramanlarımız da göz dolduracak performanslar sergiledi, her zaman olduğu gibi. Hepsi bir araya gelince bu yüzden hangi güzelliklerden bahsetmem gerektiğini bilemedim. Ayrıca Thanos bu kadar kötü olmasaydı sanırım Marvel evreninde en sevilen karakter olabilirdi, ama ne yazık ki yanlış tarafta.

Thanos’un amacı, evrende bulunan 6 adet sonsuzluk taşlarını toplayarak kendi gücünü elde edebilmek. Bu sonsuzluk taşları, zaman taşı, güç taşı, zihin taşı, gerçeklik taşı, uzay taşı ve ruh taşıdır. Thanos, tüm bu taşları elindeki altın eldivene topladığında evrenin hakimi olabilecek ve sonsuz güç sahibi olacak. Aynı zamanda tüm bu taşları topladığında, parmağını şıklatması ile evrenin yarısı yok olacak. Thanos’un bunun üzerine düşüncesi ise, insanlığı sefaletten kurtarmak, onlara yardım etmek. (Ah bu düşünce film boyunca Thanos’u o kadar esir alıyor ki yaptıklarından hiçbir zaman pişmanlık duymuyor.) Aynı zamanda Thanos’un sonsuzluk taşlarını toplamasındaki amaç çizgi romanda, aşık olduğu Ölüm’ü, (Death) etkilemektir. İkinci filmde nasıl olacak bilmiyorum, ama bir nevi işler çok daha farklı yerlere gidecek. Çünkü film öyle bir yerde bitti ki herkesin aklında tek bir soru var. Şimdi ne olacak?

Bir sürü teori üretilebilir elbette, ama siz ilk önce vakit kaybetmeden hemen filmi izlemeye koşun. Gerçekten pişman olmayacaksınız. İnanılmaz görsel şölen, oyunculuk, duygular her şekilde o kadar izleyiciye aktarılıyor ki ağlamamak elde değil, bunu da söyleyeyim. Siz benim gibi kararsız kalmayın hemen gidin izleyin. İsterseniz düşüncelerinizi benimle de paylaşabilirsiniz. Sağ tarafta sosyal medya hesaplarım var, mesaj atın kontrol ediyorum. Tamamen konuya odaklı, spoilersız bir yazı olduğu için kendi düşüncelerimi paylaştım, izlemeyenlerin tadını kaçırmamak için elimden geldiğince böyle yapıyorum. Ki söylemediğim o kadar çok şey vardı. Siz izleyin, zaten ne demek istediğimi anlayacaksınız, çünkü bu filme sadece güzeldi deyip geçince haksızlık oluyor diye düşünüyorum. Umarım anlatabilmişimdir. İzlediğinizde gelin rahat rahat konuşalım. Belki çizgi romanı okursam, incelemede bol bol spoiler verebilirim, çünkü o tip incelemelerde spoiler vermekten pek kaçınmıyorum. 🙂

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir