Article,  Film Kategorisi

Kendi Zihninden Kaçamazsın; Zindan Adası | Film İncelemesi

Overall
4.8
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Filmde, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki polis memurunun, Rachel Solando adlı bir akıl hastasının ortadan kaybolması üzerine tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası isimli bölgede konuşlanan Ashecliffe Hastanesi’ne soruşturma yapmak için gitmesi ve sonradan gelişen esrarengiz olaylar aktarılıyor. Burada karşılaştıkları isyan tablosu ve çığrından çıkan işler bu davayı gittikçe zora sokacak, zamanla rüya ve gerçek arasındaki sınırlar zorlanacaktır.

  • Çıkış Tarihi: 2010
    Ülke: ABD
    Orjinal Adı: Shutter Island
    Yönetmeni: Martin Scorsese
    Süresi: 2 saat 18 dakika
    Kategorisi: Gizem/Gerilim
    IMDb Puanı: 8,1

Açıkçası, bu filmi epey zaman önce izlemiştim. Beş yıl olmuştur. İlk izlediğimde neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu ve sonunda garip hissetmiştim. Film bittiğinde, az önce ne oldu moduna girmiştim. Dün, babamla evde oturmuş, televizyonda film kanallarını karıştırırken karşıma çıktı, şansıma da yeni başlıyordu. Bunu yeniden izlemem gerektiğini düşündüm. Filmin güzel olduğunu biliyordum, ama ilk izlediğimde  hiçbir şey anlamamış, bazı detaylarını az çok hatırlıyordum, ama bir kere daha izleme şansı bulamamıştım. Zaten filmin oyuncuları da filme dair güzel bir etkileşim yaratıyorlar. Birisi oscar ödüllü Leonardo DiCaprio, diğeri de Marvel filmlerinde tanıdığımız Hulk karakterini canlandıran Mark Ruffalo. Her ne kadar olay tamamen DiCaprio üzerinden geçse de Mark’ı görmekte insanı mutlu ediyor. 🙂

Her neyse, oturdum, filmi izlemeye başladım. Bu sefer daha detaylı ve anlamaya yönelik izlemeye koyuldum ve nihayet sonunda beni aşırı tatmin etti. Hatta ikinci izlememe rağmen beni oldukça etkiledi. Film sonunda, vay be, gerçekten inanılmaz dedim. Bu yüzden, yazıma başlamadan önce iki kere izlemeniz gereken filmler arasına girdiğini söyledim. Filmden bahsetmek istiyorum. Spoiler vermeyeceğim elbette, sadece tüm olayların sonucu son kısımda olduğu için bu sefer rahatlıkla film hakkında konuşabileceğimi düşünüyorum.

Film, iki dedektifin gemide seyahat etmesiyle başlıyor. Bu dedektiflerden birisi Teddy Daniels (Leonardo Di Caprio), diğeri de Chuck Aule (Mark Ruffalo). Bu iki dedektif, Zindan Adası denilen bir bölgede, Ashecliffe Hastanesi’nden kaçan Rachel Solando isimli bir hastayı bulmak için gönderilirler. Bu ada esrarengiz olaylarla ve korkunç hastalarla çevrilidir ve dört yanı denizle çevrili olan yerden hiçbir şekilde kaçış yoktur. Adaya ulaşım, sadece feribotlarla sağlanıyor ve silahlı görevliler tarafından sıkı korunuyorlar. Yani, adaya geldiğinizde bazı şeyleri göze almanız gerekmektedir.

Zaten film boyunca o kadar kasvet vardı ki, her an bir yerlerden bir şey çıkacakmış gibi hissediyor insan. Gerek atmosferi olsun gerekse oyunculuk, gerçekten de muazzamdı. Adaya adımınızı attığınız anda esrarengiz olaylar etrafınızı sarıyor. Tıpkı Teddy gibi bizler de neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Sanırım filmi güzel ve etkileyici kılan da bu kısımlar. Akıl hastaları, tehlikeli ve en tehlikeli olarak ikiye ayrılıyor ve tüm bu zaman içerisinde Teddy’i izlerken neyin gerçek neyin doğru olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Filmin sonlarına doğru olay örgüsü çözüme kavuşmaya başlıyor filmin aşağı yukarı son yirmi dakikası teorileri ters köşe ediyor, ilk izlemiş insanlar için bir şok dalgası yaratıyor. Zaten sonrasında filmi yeniden izlemek isteyeceksiniz. O kadar güzel kurgulanmış bir film ki kesinlikle harika bir, 2 saat 18 dakika geçirmenizi sağlıyor. Bazı göze çarpan olumsuz detaylar vardı, ama Teddy Daniels’in hikayesi oldukça etkileyici ve hüzünlü, yaşananlardan başka bir şey düşünmüyorsunuz.

Psikolojik filmlerden hoşlananlar için güzel, beyninizi yoracak bir tavsiye. İyi seyirler. ♥

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir