İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kazuo Ishiguro – Beni Asla Bırakma | Kitaptan Alıntılar

Last updated on 17 Nisan 2020

Kitabın incelemesine buradan ulaşabilirsiniz. 

*

…seçme şansı olunca, kendine benzeyeni seçer insan. (Sayfa 12)

Hailsham’ı sadece duymak değil, hatırlamak istiyordu; sanki kendi çocukluğu orada geçmiş gibi. (Sayfa 13)

Sanırım gerçek şu ki, o yaşlarda çoğu çocuk böyle yapar; belirli bir nedeniniz yoktur, sadece yaparsınız aklınıza geleni. Yaparsınız çünkü güldüreceğinizi sanırsınız ya da bir tepki yaratacak mı merak edersiniz. (Sayfa 26)

Sessiz yerler, çoğunlukla en kötü olanlardı, çünkü büyük olasılıkla konuşulanlara kulak misafiri olacak biri mutlaka geçerdi. (Sayfa 29)

Kulağa aptalca gelebilir, ama yaşamımızın o döneminde Hailsham dışında her yer bize bir rüya ülkesi olarak geliyordu; dışarıdaki dünyada olanlar ve olmayanlarla ilgili sadece bulanık fikirlerimiz vardı. (Sayfa 70)

”Değerli bir şey kaybettiğimiz ve arayıp bulamadığımızda, kalbimizin kırılması gerekmiyor. Hala biraz da olsa umudumuz vardı, belki bir gün, büyüdüğümüzde ve ülkede seyahat etme özgürlüğüne kavuştuğumuzda gidip Norfolk’ta bulabilirdik kaybımızı.” (Sayfa 71)

”Size anlattılar. Sizler öğrencisiniz. Siz… özelsiniz. bu yüzden kendinize iyi bakmanız, bedeninizi sağlıklı tutmanız çok önemli. Sizin sağlığınıza dikkat etmeniz, benim sağlığımı korumamdan çok daha önemli.” (Sayfa 72)

..bu kez başka bir şey daha vardı bakışlarında; anlayamadığım bir şey. (Sayfa 75)

Belki de Hailsham’da hepimizin böyle küçük sırları vardı; her birimizin korkuları ve istekleriyle yüzleşmeye kaçtığı, hiç yoktan yaratılmış küçük özel köşeler. Ama bu tür duygulara sahip olmak o dönemde bize yanlış geliyordu; kendimizi hayal kırıklığına uğratabileceğimizi hissediyorduk. (Sayfa 77)

Birisi öyle yalvararak sizden bir şey isterse, hayır dememeniz için her türlü sebep çıkar ortaya. (Sayfa 88)

Hailsham’dan sonra hiçbir gözetmen olmayacaktı başımızda, bundan dolayı birbirimizi kollamak zorundaydık. (Sayfa 115)

O günlerde bana, bir yıl içinde yalnız başıma uzun yürüyüşlere çıkmayı alışkanlık haline getireceğimi, üstüne üstlük araba kullanmaya başlayacağımı söyleseydiniz, delirdiğinizi düşünürdüm. (Sayfa 116)

Yine de düşününce, o gün çiftlik evinin önünde birbirimize sokulmuş dururkenki resmimizde bağdaşmaz bir şey yok. Çünkü belki de sandığımız kadar geride bırakmamıştık birçok şeyi. İçimizde bir şey, bir parçamız olduğu gibi kalmıştı; etrafımızdaki dünyadan korkuyorduk ve -kendimize bundan dolayı ne kadar kızarsak kızalım- birbirimizi bırakamıyorduk. (Sayfa 117)

Modellerimizle aramızda niçin ‘doğal’ bir nesil farkı olsun ki? Bebekleri ya da yaşlı insanları da kullanmış olabilirlerdi, ne fark ederdi ki? (Sayfa 135)

Hayatımızda ne yapacağımız sadece bize kalmış bir şeydi. (Sayfa 136)

”Dediler ki, birbirlerine gerçekten aşık bir kız ve erkek varsa, yani bu iki kişi gerçekten aşıksa ve bu konuda başlarını ikna edebiliyorlarsa, o zaman Hailsham’ı yönetenler bu işi hallediyorlarmış. Böylece ikisi organ bağışlarına başlamadan önce birkaç yıl birlikte vakit geçirebiliyormuş.” (Sayfa 148)

Belli belirsiz bir gülümseme vardı yüzünde, sıradan bir annenin zıplayıp bağrışarak izin isteyen çocuklarına izin verip vermemeyi düşünürken yüzünde beliren bir gülümseme. (Sayfa 154)

Birine iyilik yapmaya çalışan, ama başaramadığı için özür dileyen birine benziyordu. (Sayfa 159)

Sonunda Tommy, ”Öylesine konuşuyorlar,” dedi. Bir an sustuktan sonra: ”İnsanlar, birbirlerine acıdıklarında böyle laflar edebiliyorlar,” diye ekledi. ”Laf olsun diye düşünüyorlar.” (Sayfa 162)

Beyniniz yorgunken bir matematik problemi çözmeye çalışmak gibiydi, bir çözüm olduğunu bilirsiniz, ama onu bulmaya harcayacak enerjiniz yoktur. (Sayfa 187)

Hailsham’ın kapanmasını düşündüm ve bunun, birinin elinde bir makasla gelip adamın yumruğunun tam üstünde birbirine karışan ipleri kesmesine benzediğine karar verdim. Bu bir kez gerçekleştikten sonra balonların kime ait olduğunun artık bir anlamı kalmazdı. (Sayfa 202)

”Zavallı yaratıklar,” dedi. ”Size neler yaptık böyle? Bütün planlarımız ve tasarılarımızla neler yaptık?” (Sayfa 241)

Bayan Emily, ”Bir oyunda, sadece piyonmuşsunuz gibi hissedebileceğinizi anlıyorum,” dedi. ”Durum bu şekilde görülebilir tabii ki. Ama şöyle düşünün. Sizler şanslı piyonlardınız. Belli bir iklim vardı, sonra yok oldu. Bu dünya da bazen işlerin böyle yürüdüğünü kabul etmelisiniz. İnsanlar bazen bir şekilde düşünür, hissederler, sonra başka bir şekilde. Siz de bu sürecin belli bir noktasında büyüdünüz tesadüfen.” (Sayfa 251)

”Düşünüyordum da,” dedim, ”geçmişte, Hailsham’dayken sen böyle delirdiğinde sebebini asla anlamazdık. Nasıl bu hale gelebildiğini hiç anlayamıyorduk. Şimdi aklıma başka bir şey geldi, sadece bir fikir, hepsi bu. Düşünüyordum da, belki o hale gelmenin nedeni, içten içe, derinlerde senin hep biliyor olmandı.” (Sayfa 260)

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.