Kadın Olmadan Erkeğin Yaşamı; Kadınsız Erkekler | Kitap İncelemesi

Overall
4
  • Kitaba Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

“Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önsezi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çalmadan, hiç beklemediğin bir anda seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız erkeklerden biri olarak anılacaksın.”  

  • Kitabın Günümüz Yayınevi: Doğan Kitap
    Kitabın Yazarı: Haruki Murakami
    Kitabın İlk Yazım Tarihi: 2016
    Orijinal Adı: Onna Noinai Otokotachi
    Sayfa Sayısı: 224
    Kategorisi: Öykü/Aşk

Murakami’nin yazım dili çok akıcı ve bilgilendirici, fakat bu fikrimi ne yazık ki Karanlıktan Sonra kitabı için söylemeyeceğim. Bilmiyorum, aslında kitap kötü değil, sanırım beni yazım dili çok zorladı. Ben, okuduğum kitaplarda şunu diyor, şunu yapıyor kalıbını kitap dilinde nedense sevemiyorum. (Kitabın o şekilde olduğunu aldığımda fark ettim. Daha önce bir bilgim olsaydı kesinlikle olmazdı. Aynı şekilde Uyumsuz serisini de bu yüzden okuyamıyorum. Eğer sizde benim gibiyseniz almamanızı tavsiye ederim, yine de siz bilirsiniz.) Kitaba dair bütün sempatim aniden kayboluyor, anlatılanlara kendimi veremiyorum. Karanlıktan Sonra kitabını da yaklaşık 40 sayfa okuduktan sonra bıraktım, devam edemedim. Belki daha sonra yeniden okumaya başlayabilirim, ama şimdi değil.

Kadınsız Erkekler kitabının da bu şekilde olacağını sanıyordum, aynı anda sipariş vermiştim çünkü. Neyse ki o şekilde olmadı. Dili oldukça akıcı ve güzeldi. Sayfa sayısı az olduğu içinde kısa sürede bitti. Şimdi böyle söylerken kitabın nasıl olduğuna değinmek istiyorum. Kadınsız Erkekler, 7 öyküden oluşan bir kitap. Bu yedi öykünün hepsi erkeğin bakış açısıyla anlatılıyor ve hepsi de kendi içlerinde farklı hikayeler barındırıyor. Bir ara iki bölümde aynı kişilerin olduğunu fark ettim, ama söylediğim gibi bu hikayelerin hiçbiri birbirleriyle alakalı değiller. Bu hikayelerde anlatılan erkeklerin tek ortak noktaları, hepsinin de bir kadın tarafından kalplerinin o ya da bu şekilde kırılması.

Bu konuyla ilgili kitabın arka kapak yazısında zaten, ayrıntılı bir şekilde, olmasa da bir bilgi mevcut. Hemen şuraya iliştireyim onu da, bu sayede benim de ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bir kadının özlemini çeken, yasını tutan; bir kadın tarafından aldatılmış, terk edilmiş olmanın acısıyla yaşayan, aşkla kendinden vazgeçen erkeklerin öyküleri… 

Diyor Murakami. Öyle ki, söylediği gibi de oluyor.Bu yedi öyküde, kadınların erkeklere dair tutumları o kadar farklı ki, çoğu zaman gerçekten de böyle hissediyorlar mı diye düşünmeden edemiyor insan. Zaten, bu öykülerin hepsinde mutlu son yok, baştan söylemeliyim sizlere. Öykülerin anlatmak istediği, erkeklerin hayatlarına dahil olan kadınların, bir anda onların hayatlarından uzaklaştığında erkeklerin ne duruma geleceklerini tasvir ediyor. Elbette, etrafımızdaki çoğu erkeğin bu şekilde olacağını düşünmüyoruz, ama yine de Murakami’nin anlatmak istediğini kitabı okuyan herkes anlar diye düşünüyorum.

Bu yedi öykü içerisinde, en çok aklımda kalanı ve beni etkileyen öyküyü belirtmeden geçmek istemiyorum. Bağımsız Organ başlıklı öykü, varlıklı, kendine güvenen ve aynı zamanda güçlü bir erkeğin bir kadın tarafından tam anlamıyla yıkılış öyküsünü konu alıyor. İlk başta, konusu ile başlığı pek alakadar edemiyor insan, ama öykünün sonunda kesinlikle ismini hak ediyor diyorsunuz. Hemen kısaca konusuna değinmek gerekirse, Tokay adında varlıklı bir adam var ve bu adam evli bir kadınla tanışıyor, görüşmeye devam ederken adam ona bir süre sonra koşulsuz şartsız aşık oluyor. Fakat işler ilk önce iyi gitse de, bir süre sonra tatsız bir hal alıyor. Bu tatsız olay da, Tokay’ın yıkılmasına neden oluyor.

Yazar bu bölümü kendi dilinden yazarak okuyucuya aktarıyor. Bazı zamanlar acaba gerçekten yaşanmış bir hikaye mi diye düşünmeden edemedim, ama anlatıcının ismini duydukça anlatılanın öykü olduğunu yeniden fark ediyorum. Bilmiyorum, belki de gerçektir, kim bilir?

Yazar bu bölümde okuyucuya kadınların bir bağımsız organı olduğunu aksettiriyor. Aslında, herkesin bağımsız bir organı olduğunu söylüyor, ama bu bağımsız organ kadınlarda daha belirgin çalıştığını niteliyor. Şöyle bir şey geçiyor öyküde, bu durumu Tokay fark ediyor aynı zamanda; Tüm kadınların yalan söylemek konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe, adeta bunu mümkün kılan bir bağımsız organ olduğuna inanıyordu. Ne zaman, nerede, nasıl yalan söyleyeceği kişiye göre farklılık gösterse de aslında bütün kadınlar karşılaştıkları uygunsuz bir durumda mutlaka bir yalan uyduruyorlar, en ciddi anlarda bile yalan söylemekte bir an bile tereddüt etmiyorlar. 

Bu durumu, kadınların yalan söyleme olayını kadınlarda bulunan, diğer organlardan farklı çalışan bir bağımsız organın kendi başına yapabildiğini söylüyor. Buna o kadar inanıyor ki kadınların bu durumdan suçlu tutulmaması gerektiğini dahi söylüyor. Bilmiyorum, ama sanırım Tokay, o sevdiği kadından bu sebeple ağır bir darbe yemiş, ardından da hayatını tam anlamıyla yok etmeye başladığı için böyle düşünmek istemişti. Yazar da, bu bağımsız organla ilgili şunu söylüyor; Tokay da, bu bağımsız organı sayesinde ona aşık olmuştu.

Sanırım, tüm buradan çıkarılacak durum, yaptığımız bazı mantıksız olaylar, tamamen bedenimizde bulunan bağımsız organımız tarafından gerçekleştiriliyor, bizim suçumuz değil. Ah, kulağa garip geliyor, ama yine de mantıklı gibi, ne dersiniz? 🙂

Son olarak bir de her zaman olduğu gibi, hikayelerin sonlarını hep belirsizlikle sonlandırıyor. Bu, Murakami’nin dilinde, anlattığı her hikayenin okuyucunun da sonunu yazması gerektiğini mi düşündürüyor bilmiyorum. Belki de, az, ama öz olmayı seviyordur. 🙂

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir