İnsanın Kendini Arayışı; Demian – Emil Sinclair’in Gençliğinin Öyküsü | Kitap İncelemesi

Overall
4
  • Kitaba Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanamadığı kalıparla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian’dır.

  • Kitabın Günümüz Yayınevi: Can Yayınları
    Orijinal Adı: Demian Die Geschichte Von Emil Sinclairs Jugend
    Kitabın Yazarı:
     Hermann Hesse
    Kitabın Basım Tarihi: 1919
    Sayfa Sayısı: 199
    Kategorisi: Roman

”İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden bu kadar güçtü bu?”

Şunu söylemeden geçemeyeceğim ki, Demian hakkındaki görüşlerim şaşılır derece de okuduğum sayfalar içerisinde sürekli olarak değişti. Hikâyeye başlamadan önce ilk üç sayfasında söyledikleri karşısında çok heyecanlanmıştım. Neler anlatacağını merak etmiş, bir an önce kitabı bitirmek istemiştim. Zaten kısa bir kitap olduğu için açıkçası hemen bitirebildim kitabı. Kitabı bitirdiğimde ise hislerim, kitabı ilk açtığımdaki hislerle aynı değildi. Bambaşkaydı. Açıkçası sevdim mi sevmedim mi tam olarak karar veremedim.

Kitaba başlamadan önce sizlere küçük bir tavsiyede daha bulunmak istiyorum. Eğer imkânınız varsa kitabı, ‘Max Richter’’ın On the Nature of Daylight bestesiyle okuyun. Güvenin bana, okurken kitabın içerisine girmeniz çok daha kolay olacak. Daha önce sözsüz piyano besteleriyle kitap okumamıştım. Kitaplarımı mümkün olduğunca ses olmayan alanlarda daha rahat anlayabiliyordum, ama artık kulağımda kulaklıkla piyano besteleri eşliğinde kitap okumak daha rahatlatıcı gelmeye başladı. Bu sayede kitaba rahatlıkla uyum sağlayabiliyorum, etrafımın sesli olması da umurumda olmuyor. J Tabii macera ve fantastik kitaplarında bu tür duygusal müzikler uygun olmaz diye düşünüyorum. Bunlar daha çok aşka, daha çok düşünceye ve sakinliğe iten kitaplar içinde etkili oluyor. Deneyin, göreceksiniz.

Bunu neden söyledim, Demian’ın yarısını müziksiz, yarısını da söylediğim müzikle okudum, çok fazla etkisini gördüm. Müzikle okuduğum kısımlarda daha iyi anlayabiliyor, baş karakter Emil Sinclair’in hislerini ruhumda hissedebiliyordum.

Kitap kısaca söylemek gerekirse, az önce de söylediğim gibi, baş karakter Emil Sinclair’in kendisini bulma öyküsü. Ve öyküde, öyle hızlıca olup biten bir durum söz konusu değil. Sinclair’in hayat hikâyesi son derece üzücü, akıcı ve hoş bir dille aktarılıyor okuyucuya. Neler olacak diye merakla okudum. Bazı yerlerinde şaşırdım, anlamadığım kısımlar oldu. Özellikle de Max Demian’ın geldiği kısımdan sonra olay örgüsü son derece sıradan gibi görünse de Sinclair’in hayatı bambaşka bir duruma evriliyor.

Franz Kromer’a aşırı derece de kızdım. Sinclair’in on yaşındaki hallerini okurken ona o kadar üzüldüm ki, gerçekten de çocuklar bazı şeyleri öğrenme dönemlerinde ne kadar zorlanıyor. Bilmediği garip durumlara evriliyor, bunların üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Bir de çocuğun büyümesinde ailenin de son derece etkisi var. Hatta çocuğun doğduğundan itibaren hayatını tam anlamıyla aile şekillendiriyor. Okula gidince ise arkadaşları… Her şey o kadar iyi bir düzlem içerisine hapsolmuş ki bir tek yapılan hata, kişinin hayatında bambaşka sonuçlar doğurabiliyor. Her ne kadar ailenin yaptığı turum iyi olarak nitelendirilse de, çocuğun çok daha farklı yönlere gitmesine neden oluyor. Emil Sinclair’de olduğu gibi.

Ailesi son derece güvenilir, iyi niyetli ve dinlerine düşkün insanlardır. Bu durum, on yaşındaki Sinclair’in hayatını Franz Kromer yüzünden görünmez bir uçuruma sürükleyecektir. Öyle ki, bazen ailenin tutumu çocuğu farkında olmadan etkiler. Bu yüzden Sinclair, hayatın acımasız ve sert yönünü son derece erken fark eder. Din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden kopar. Gün geçtikçe, küçük yalanlar ve sağlam çocuk dünyasını kaybettiğini fark eder. Onu, bu kötü acılardan kurtaracak kişi de, yazımın başında bahsettiğim Max Demian’dır. Demian’ın karakterini okurken onun bir anda gerçek bir kişilik değil de tamamen Sinclair’in zihninde kendisine yön vermek istediği birisi olarak düşündüm, ama bu düşüncem ne kadar doğru açıkçası emin değilim. Siz okuduğunuzda benim gibi mi düşüneceksiniz bilmiyorum. Demian, Sinclair’in hayatını yönlendiren, onun hayata tutunmasını sağlayan, baş etkileyici karakter konumuna gelir.

Kitabın sonlarına doğru Demian’ın annesinin de Sinclair üzerinde inanılmaz bir etkisinin olduğunu göreceksiniz. Açıkçası anlamadığım kısımlarda burasıydı. Bilmiyorum, belki de ben anlayamadım, ama sanki Demian ve annesi var olmayan kişiliklerdi. Kitap boyunca öyle hissettim ben. Sonunda da açık bir şekilde bunu söylemiyor yazar, ama anlıyorsunuz.

Kitap hakkında başka yazıları okuduğumda, İranlı yönetmen Nacer Khemir tarafından çekilen Bab-ı Aziz filmiyle birlikte izlendiğinde kitabın daha anlaşılır olduğu yazıyor. Bu bilgiyi daha önce edinseydim filmi izledikten sonra kitabı okurdum. Eğer siz henüz okumadıysanız öyle yapmanızı öneririm ben de. Bunu söyleyen kişi de elbet biliyordur. J

Kitapta bir çocuğun kendisini bulma serüveninden çok, onun sevgiye dair neler düşündüğünü de açık açık görebilirsiniz. Emil Sinclair’ın kendisini bulma serüveni 199 sayfaya sığdırılmış, tekrar tekrar okunması gereken bir eser.

🍃 İçimizde her şeyi bilen, her şeyi isteyen, her şeyi bizim kendimizden daha iyi yapan birinin bulunduğunu bilmek ne iyi!

🍃 Bir kimse bir şeye mutlaka gereksinim duyuyor ve o şeyi ele geçiriyorsa, bunu ona sağlayan rastlantı değildir; kendisi, kendi içindeki istek ve zorunluluk onu çekip ilgili nesneye götürmüştür.

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir