Article,  Kitap Kategorisi

Hüznün ve Acıların Ülkesinde Hayatta Kalmak; Son Şeyler Ülkesinde | Kitap İncelemesi

Overall
4.5
  • Kitaba Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Geniş yığınların evsiz barksız yaşadıkları, hırsızlığın suç sayılmayacak kadar yaygınlaştığı, kendi canına kıymak ya da başkalarınca öldürmek yoluyla ölümün tek kurtuluş yolu durumuna geldiği kent. Anna Blume, bu adsız kente ağabeyini aramak için gelmiştir..

  • Kitabın Günümüz Yayınevi: Can Yayınları
    Kitabın Yazarı: Paul Auster
    Kitabın İlk Yazım Tarihi: 1987
    Orijinal Adı: In The County of Last Things
    Sayfa Sayısı: 184
    Kategorisi: Roman/Distopya

Daha önce Paul Auster’in romanlarını hiç okumamıştım. Bu kitabını bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım ve iyi ki bana tavsiye etmiş diye her defasında düşünmeden duramıyorum. Son Şeyler Ülkesinde, öncelikle sayfa sayısı bakımından, yavaş okuyan bir insana göre bile bir gün içerisinde bitebilecek bir kitap. Anlatımı açısından da etkileyici ve sürükleyiciliğini koruyor. Kitap hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir insanı bile, arka kapak yazısını okuyunca merak içerisinde bırakıyor. En azından, beni öyle yapmıştı. Kısaca arka kapak yazısını iliştireyim buraya;

Her türlü üretimin, her türlü yatırımın durduğu geleceksiz bir şehir ya da bir ülke. Her şeyin yok olduğu ve bir daha geri gelmeyeceği bir yer. Elinizi attığınız şeylerin son şeyler olduğunu bildiğiniz bir ortam. Evsiz kalıp sokaklarda çöplerden bulduklarını yiyen ya da çöpten bulduklarını satarak geçinen insanların yaşadığı bir şehir. Hırsızlığın artık suç sayılamayacak kadar yaygınlaştığı, zaten suç sayacak karar mercilerinin bile kalmadığı, bütün umutların tükendiği, insanların ölümü kurtuluş olarak gördüğü, artık kimsenin çocuk doğurmadığı bir cehennem.

Söylediğim gibi, bu paragrafı okurken dahi insanın ruhu kararıyor öyle değil mi? İşte, beni de kitaba çeken bu paragraf oldu. İnsanın zihnine merak tohumları salıyor ve bunu mutlaka okumam gerekiyor gibi bir izlenim yaratıyor. İnanın, kitap boyunca da insanın içerisindeki bu merak hiçbir zaman son bulmuyor. Hatta kitap boyunca bu ülkenin nasıl olduğunu küçük bir kızın bakış açısıyla öğrenmeye başlarken, insanın merakı ve hüznü daha da çok artıyor. Sanırım, insanı etkileyen de en çok bu kısım oluyor.

Kitap boyunca hüznüne, özlemine ve acılarına tanık olduğumuz kız, Anna Blume. Kendisi okuyucuya, kitap boyunca sanki bir şeyler göstermek istediğini belli eder gibi birinci tekil ile sesleniyor. Kitap, Anna Blume’un bu bambaşka, kapkaranlık, yer yer gri olmaya başlayan, ama hiçbir zaman iyi olmayan dünyada ağabeyini bulmaya çabaladığı sessiz çığlıkları gibi. Ben okurken, hep bir yerlerden onu kurtaracak, bu sefil dünyadan az da olsa uzaklaşmasına yardımcı olacak birilerinin gelmesini bekledim. O kişi, ağabeyi William’ı bulmak için çıktığı dünyada bir süre sonra aşk ile karşılaşarak hayatının bir nebze de olsa değişeceğini düşündüm. Fakat karanlıkla iç içe başlayan hikayeler, üzücü de olsa karanlık ile son buluyorlar.

Okuyucunun içerisinde dahi hep bir umut oluşuyor, hatta belki de aşk ile birlikte her şeyin yok olduğu bu kapkara ülkede Anna bile umut ışığını bulmuş gibi görünüyor, ama ne yazık ki her şey hüzünle son buluyor. Ağabeyi hakkında bazı detayları öğreniyor, fakat bu dünya onu daha fazla içine çekiyor. Aynı zamanda, diğer baskılarına nazaran 9. baskının kapağı çok hoşuma gitti. Alışveriş arabası detayı çok hoş olmuş. Kitapta da bunun öneminden oldukça fazla bahsediliyor.

Kitabı epey zaman önce okumuştum, daha fazla detay vermek isterdim, ama şuan aklımda pek bir şey yok. Sadece kitabın beni gerçekten de çok etkilediğini söylemek istiyorum. Eğer hala okumadıysanız okumanızı tavsiye ediyorum. Anna Blume’un hayatı, son şeyler ülkesinde sizi gerçekten de çok etkileyecek. Paul Auster’in diğer kitaplarını da bu sayede en kısa zamanda okumayı düşünüyorum.

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir