Gerçek, Ummadığın Yerde Olabilir; Melekler ve Şeytanlar | Kitap İncelemesi

Overall
5
  • Kitaba Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati’nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi’nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri’nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra’nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati’nin izini bulmaya çalışırlar.

  • Kitabın Yayınevi: Altın Kitaplar
    Kitabın Yazarı: Dan Brown
    Kitabın İlk Basım Tarihi: 2000
    Sayfa Sayısı: 576
    Kategorisi: Macera

“Fizik kuralları, Tanrı’nın şaheserini boyamak için yeryüzüne yaydığı tuvaldir.”

Kitaplarını, filmlerini, hatta görüldüğü üzere ilk Robert Langdon serisinin bu kitabı 19 yıl önce yayımlanmış. Bu zamana kadar neden fark etmedim diye düşünüyorum. Her ne kadar, daha önce yazılarımda bahsettiğim gibi, bazı kitapların zamanı geldiğinde okunması gerektiği taraftarı olsam da bu kadar uzun zaman alması biraz üzdü. 2017 yılında da harikalar yaratan Başlangıç Kitabından sonra mutlaka başından okumam gerektiğini düşündüm. Her neyse, ne diyoruz o zaman, geç olsun güç olmasın. 

Kitap, Simgebilim Profesörü Robert Langdon’un bir gece yarısı, İsviçre’de bulunan bilim üssü CERN’ün kurucusu Maximallian Kohler’den telefon almasıyla başlıyor. O andan itibaren kitabın büyüsü gizemli olarak sayfalarda aralanırken Illuminati’nin, Masonların, ünlü ressamların, dinin ve birçok gizemli detayların tarihine Roma’da adım atıyoruz.

Kitabı gizemli ve heyecanlı kılan bir diğer detay da, kitapta adı geçen, Michelangelo, Rafael, Bernini gibi en çok isminden söz edilen ressamların, gerçekten de Roma’da bahsi geçen eserlerinin olmasıdır. Öyle ki, Robert Langdon’un, öldürülen Leonardo Vetra’nın kızı, zerre fizikçi Vittoria Vetra ile Roma’da Vatikan şehrinde gittiği tüm mekânlar birebir aynı. Robert ve Vittoria ile birlikte Roma sokaklarında, hem geçmişi araştırıyor, bu sayede de korkunç gerçeklerle karşı karşıya kalıyoruz hem de Vatikan Şehrinin altına yerleştirilerek şehri büyük bir tehlikeye atan karşımaddeyi aramaya koyuluyoruz.

Karşımaddeyi, Leonardo Vetra ve kızı Vittoria oluşturuyor ve bu yüzden Illuminati tarafından öldürüldüğü varsayılıyor. Bunu düşünmelerinin nedeni de, Leonardo’nun göğsüne dağlanmış Illuminati yazısı. Bu yazı öyle sıradan bir yazı da değil, özel Illuminati simgesiyle yazılmış. Yazı, ters çevrilip okunduğunda da aynı şekilde okunuyor. Oldukça etkileyici.

Zaten aklımızdaki tüm soruların cevaplarını kitabı okuduğumuz detaylarda teker teker alıyoruz. Bu karşı madde, dünyanın oluşumunda sözü edilen Başlangıç teoremini neredeyse doğruluyor. Beni etkileyen kısım da burasıydı. Ve bunu, iki bilim insanının yapmış olması inanılmazdı. Çoğu kişiler, dünyanın hiçlikten var olduğuna inanmazken, karşımadde sayesinde bu gözler önüne seriliyor.

Vittoria, babasının ölümünden sonra İsviçre’deki CERN’e gelerek Robert ve Kohler’e babasıyla gizli projeleri olana karşımaddeden söz ediyor. O sırada küçük bir atom olarak görünen karşımadde, küçük, iletken karşımadde atomunun kutunun içinde havada asılı kalmasını sağlıyor ki, bu küçük madde ilk önce mikroskop yardımıyla görülebiliyor. Vittoria, o küçük atomu patlatarak Robert ve Kohler’e bu teoremin gerçek olduğunu kanıtlıyor. Patlama küçük olduğu için etrafında sadece küçük dalga yaratmasına neden oluyor. Bu bile, Robert ve Kohler’i hayretler içerisinde bırakıyor. Vittoria, CERN’ün yeraltı laboratuvarında, babasıyla yaptığı en büyük karşımaddeyi de göstermek için ilerlerken, esrarengiz bir şekilde orada olmadığını görüyorlar ve o andan sonra dehşetli saatler başlıyor. Çünkü çalınan karşımadde gözle görülebilir derece de büyüktür ve bununla birlikte yirmi dört saat içinde kendisini havada tutan iletkenlerin yerinde olması gerekir. Robert ve Vittoria’nın onu bulabilmesi için sadece yirmi dört saatleri vardır.

Kitap gerçekten de heyecanla ilerliyor. Hatta bir zamandan sonra insan bir an önce okuyup gizemleri keşfetmek istiyor. Yazar, Robert ve Vittoria’nın yaşadığı heyecanı okuyucuya da birebir aktarıyor. Bu yüzden, yazımın ilk başında geç keşfettiğim için üzüldüm ya. Tamamen film tadında ilerliyor, insan hiçbir şey yapmadan sadece okumak istiyor. Harika bir iş başarmış Dan Brown! Ki bu 19 yıl önce yazdığı bir eser, şimdi Başlangıç’ı daha çok seviyorlar. Eminim kendini inanılmaz geliştirmiştir. Ben de okumak için sabırsızlanıyorum, ama ilk önce önceki kitapları var.

Ayrıca kitabın filmini izlemedim. Ne zaman izlerim bilmiyorum, ama okuduğum bazı incelemelerde filmin kitapla aynı olmadığını, daha yavan kaldığını söylüyorlar. Bu yüzden filmleri kitapları okuduktan sonra izlemeyi tercih ediyorum. Ne zaman izlerim Allah bilir. Kitap çok daha harika duygular veriyor. Film ise bir nevi görsel tatmin içeriyor. Siz yine, her zaman olduğu gibi, ilk önce kitabı okuyun, pişman olmayacaksınız. Eğer olurda bir gün Roma’ya gidersem kitabı yanımda getirmeyi unutmayacağım. Siz de unutmayın. 🙂

       Alıntılar;

🍃 ‘’Her keşif, yeni keşiflere kapı açıyor. İnsanlığın tekerlekten arabaya geçmesi binlerce yıl almıştı. Ama arabadan uzaya geçiş arasında on yıllar var. Artık bilimsel gelişmeleri haftalarla ölçüyoruz. Kontrolden çıkmak üzereyiz.’’

🍃 ‘’İnanmak demek, imanın tüm kademelerine inanmak demektir, mucizeleri mantıken kabul etmektir.’’

🍃 ‘’Mucize bir ilaç kullandıklarına inanan kanser hastalarının aspirinle iyileştiğine dair sayısız araştırma okumuştu. Zaten inanç, ne demekti ki?’’

🍃 “Bilim bana Tanrı’nın mutlaka var olması gerektiğini söylüyor. Aklım bana Tanrı’yı asla anlayamayacağımı söylüyor. Ve kalbim bana mutlaka anlamam gerekmediğini söylüyor.”

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir