Article,  Film Kategorisi

En Derinde Ne Olduğunu Asla Bilemezsin; Meg: Derinlerdeki Dehşet | Film İncelemesi

Overall
5
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Nesli tükendiği sanılan devasa bir yaratık Pasifik Okyanusu’nun en derin noktalarından birinde, uluslararası araştırma programında görev alan derin sular denizaltı mürettebatının karşısına çıkarak onlara saldırır. Tarih öncesinden gelen Megaladon adlı 22 metrelik köpek balığı karşısında zaman daralırken deniz kurtartma uzmanı dalgıç Jonas Taylor, mürettebatı kurtarmak için Çinli deniz bilimci Dr. Minway Zhang tarafından işe alınır. Seneler evvel bu ürkütücü yaratıkla karşı karşıya gelen Taylor, şimdi gelmiş geçmiş en büyük yırtıcıyla tekrar yüz yüze gelmek ve korkularının önüne geçip hayatını riske atarak herkesi kurtarmak zorundadır.

  • Çıkış Tarihi: 2018
    Ülke: ABD
    Orjinal Adı: The Meg
    Yönetmeni:  Jon Turteltaub
    Süresi: 1 saat 54 dakika
    Kategorisi: Aksiyon/Korku/Bilim Kurgu
    IMDb Puanı: 6,2

Açıkça söylemem gerekirse, ilk başta sıradan bir köpek balığı filmi izleyeceğimizi düşündüğümüz için gitmek istememiştik. (Bu arada filme dayım ve kardeşimle birlikte gittik ve bu filmin dayımla gittiğimi ilk sinema filmi olması da güzel bir ayrıntı.) Söylediğim gibi, sıradan bir köpek balığı filmi olduğunu düşünüyorduk. Ama bir yandan da aksiyon filmleriyle ünlü, yüzücü ve oyuncu Jason Statham’ın başrollerinde olduğunu bilmek filme dair düşüncelerimizi yükseltiyordu. Biz de gitmeye karar verdik ve filmin sonunda gittiğimiz için epey bir mutluyduk. Kesinlikle iki saat bir film sonunda tatmin bir şekilde ayrıldık.

Kısaca filmden bahsetmem gerekirse, film, tarih öncesinden kalma bir deniz canavarını durdurmaya çalışan Jonas Taylor’ın hayatını nefes kesen sahnelerle anlatıyor. Uluslararası bir deniz altı gözlem programının parçası olan derin deniz sualtısı, soyunun çoktan tükenmiş olduğu düşünülen büyük bir yaratık tarafından saldırıya uğrar. Hasar gören denizaltı, mürettebatı içeride kapana kısılmış bir halde, Pasifik Okyanusu’nun en derin yerinde durmaktadır. Vizyoner Çin okyanus bilimcisi, kızı Suyin’in gönülsüzlüğüne rağmen, mürettebatı kurtarması için uzman derin deniz kurtarma dalgıcı Jonas Taylor’ı tutar. Taylor sualtının çevresinde süzülen bu canavarla daha önce de karşılaşmıştır; tarih öncesinden kalan ve iki buçuk milyar yıl önce soyunun tükendiği zannedilen, 23 metrelik bir Megalodon’dur. Taylor aşağıda sıkışıp kalmış herkesi kurtarmak için kendi hayatını riske atmalı, korkularıyla yüzleşmeli ve dünyanın en tehlikeli yırtıcısının karşısına çıkmalıdır.

Filme gitmeden önce, hem fragmanı izleyip hem de bu tanımı okuduğunuzda kesinlikle filme dair merak güdüleriniz harekete geçiyor. Film beş yıl öncesinden başlıyor. Beş yıl önce Jonas Taylor, bu Megalodon denen köpek balığıyla karşılaşarak birkaç arkadaşını kaybetmiştir. Tüm bu yaşadıklarını arkadaşlarına söylemiş olsa da onlar hiçbir şekilde onun söylediğine inanmayıp, hatta Jonas’ı deli ilan etmişlerdir. Aradan beş yıl geçtikten sonra ise bu canavarla yerin en derinlerinde karşılaşmışlardır ve aralarında Jonas’ın karısının da bulunduğu bir mürettebat aşağıda sıkışıp kalmıştır. Onları kurtarmak için de, Jonas’ı çağırmak durumunda kalmışlardır. Olaylar da bu andan itibaren hız kesmeden devam eder.

Pasifik okyanusunun derinliklerinde gerçekleşen çalışmalar kesinlikle  nefes kesicidir. Tıpkı bilim insanlarının uzayı keşfetmesi gibi, filmde de okyanusun derinlerini keşfetmek sanırım filmin en iyi detaylarından birisiydi. Bu sayede, filmi diğer köpek balıkları filminden ayırabilen özellikler de bu detaylardı. Aynı zamanda köpek balığıyla gerçekleşen aksiyon dolu sahnelerde bir diğer nefes kesen sahnelerdi.

Film hakkında başka ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Gerek görsel efektler gerekse oyunculuk kesinlikle on numara bir filmdi. İzlemenizi tavsiye ediyorum. Eğer imkanınız varsa da vizyondan kalkmadan izlemeniz. İnanın bana pişman olmayacaksınız. Ayrıca, puanına göre kesinlikle çok daha yüksek olması gerektiği kanısındayım. Bazen o puanların nereden geldiğini anlayamıyorum. Lütfen, izlemeden önce puanına bakmayın, sadece izleyin, ondan sonra görüşlerinizi bildirin lütfen.

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir