Derin Korkuların Bir Palyaço Yüzünden Canlanırsa; It (O) | Film İncelemesi

Overall
4.8
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Film, Maine’in küçük bir kasabasında yaşayan 7 çocuğu ele alıyor. Bu yedi arkadaş okullarında dışlanan bir gruptur. Ancak en büyük sorunları bu değildir. Arkadaşlar bir yandan hayatın getirdiği sorunlarla, bir yandan da ergenlikle uğraşırken, başlarına beklemedikleri bir bela daha açılır. Kurbanlarının korkularına göre şekle girebilen Pennywise, ürkütücü bir palyaço kılığında bu 7 çocuğa dehşet saçmaya başlar. Artık okuldaki sorunları, verecekleri hayatta kalma mücadelesine oranla bir hayli önemsiz kalacaktır.

  • Çıkış Tarihi: 2017
    Orjinal Adı: It
    Ülke: ABD
    Yönetmeni: Andy Muschietti
    Süresi: 2 saat 15 dakika
    Kategorisi: Dram/Korku/Gerilim
    IMDb Puanı: 7,5

Çoğunuz, tıpkı King eserleri okumamış olanların Stephen King’i nasıl biliyorsa, O’yu da o şekilde biliyordur. Bazı yazarların, yönetmenlerin ya da şairlerin, kısacası sanata gönül vermiş her insanın kendisinden söz ettireceği belli başlı eserleri vardır. King’in, Göz (Carrie) eserinden sonra, çok daha fazla tanınmasına ve hiç King eseri okumamış insanların beyaz perde de bildiği bir şey varsa o da O’dur. Diğer bir deyişle dans eden palyaço. Bu konuda bir şeyler bilmeyen insanlar için palyaçolardan korkmanın bir neden teşkil etmeyeceğini düşünürler. Hatta bir fobi olarak palyaçolardan korkan insanların olduğunu bilirsiniz. Bilmiyorum, belki de King, insanların fobilerine karşı bu eseri yazmıştır ya da bu eserden sonra bazı insanlar palyaçolardan korkmaya başlamıştır, kim bilir? 🙂

O eserinin, 1000 küsür sayfa olduğunu biliyorum. Daha önce okumayı çok istemiştim, ama ne yalan söyleyeyim bir türlü cesaret edemedim. Eserin sansürsüz tam metni çıktığında daha çok okumak istedim, ama yine okuyamadım. O kadar uzun kitaplara başlamadan öncesinde bunun için egzersiz yapmak gerektiğini düşünüyorum. Bilmiyorum sizde de oluyor mu, ben bir kitabı elimde 7 günden fazla tuttuğumda ondan sıkılıyorum. Bu, kitabı beğenmediğim için olmuyor, sadece başka serüvenlere çıkmam gerektiğini düşünüyorum. Aslında devam etsem edebilirim, ama o ya da bu şekilde okumama bir şeyler engel oluyor ve kitap elimde kalıyor. Bu yüzden, uzun soluklu kitapları okumak için bir süre bekliyorum ve kendimi hazırlıyorum. Tabii bir kitap sırf bitirmek için okunmamalı, anlayarak, hazmedilerek okunmalı, biliyorum, ama itiraf etmek gerekirse, bir göz korkma durumu mevcut, haydi siz de itiraf edin. 🙂

Her neyse, ama kafamda oluşturduğum, ölmeden önce okunacak kitaplar listesinde yeri hazır. Hatta tüm King kitaplarının yeri hazır. Stephen King’in kitaplarının hepsini okumuş olan insanlara gerçekten de imreniyorum. Keşke ben de King’in tüm dünyasına girebilsem, ama inanıyorum, ileri de olacak ve ben de teker teker hepsini burada paylaşacağım.

Şimdi kısaca filmin konusundan bahsetmek istiyorum. Film, 1989 yazında, Maine kasabasında yaşayan yedi arkadaşın yaşadıkları hayatı konu almaktadır. Bu yedi arkadaş, okullarında dışlanan bir grup olduğu için kendilerine Ezikler Kulübü adında bir kulüp açmışlardır. Bununla birlikte aileleriyle ve kendi yaşamlarında hepsinin birden fazla sorunu vardır. Film ilk olarak Bill Denbrough’un küçük kardeşinin, yağmurlu bir günde ortadan kaybolmasıyla başlar. (Bu kısım beni ilk anda inanılmaz etkilemişti. O kadar çok üzüldüm ki toparlanmam biraz zamanımı aldı. Kitabı okuyanlar ve eski uyarlamalarını izlemiş olanlar o kadar etkilenmemiş olabilirler, ama ben hakkında hiçbir şey bilmiyordum, en azından palyaçoyu biliyordum, bu şekilde izlemek daha merak uyandırdı benim için. Filmin her sahnesinde epey etkilendim.) Bill, bu kaybolma yüzünden kendini hayatı boyunca suçlu hissedecektir. Bill’in diğer altı arkadaşı da (gruba sonradan bir kız katılacaktır, onunla birlikte yedi kişiler) kendi hayatlarında sorunları ve korkuları vardır.

İşte bu korkuların baş düşmanı da 27 yıl sonra ortaya çıkan dans eden palyaço Pennywise’dır. Filmin bu bölümünde, yani birinci bölümünde Pennywise’ın nereden geldiğini bilmiyoruz. Kitabı okuyan insanlar bu konuda bilgi sahibi, ama filmin bu bölümünde hiçbir şey söylenmiyor. Pennywise hakkında bilinen tek şey, her 27 yılda bir çıkan, çocukları kaçıran ve onların korkularıyla ortaya çıkan vahşi bir palyaçodur. Bu korkular öyle yerinde ortaya çıkıyor ki ben inanılmaz korktum. Korku filmlerinden hoşlanmam, ama bu filmi sinemada izledim. Gerçekten de güzel bir iş başarmışlar. Belki, çoğu izleyici çocukların oynadığı bu filmi beğenmemiş olabilir, ama çocukların korkularıyla beslenen palyaço Pennywise gerçekten de korkutucuydu. O sinsi gülüşüyle, palyaçoların sevimliliğinden eser bırakmıyor. Filmin ikinci yarısında öyle aksiyonları var ki, artık yeter gelme dedim palyaçoya, o kadar sinir oldum ve gerildim.

Oyunculuk açısından, 27 yaşındaki yakışıklı oyuncu Bill Skarsgård inanılmaz bir iş çıkarmış, tebrik etmek gerekiyor gerçekten. Kitapta yedi arkadaşın da karakter analizleri ayrıntılı bir şekilde yapılmış, filmde de anlaşılıyor neye zaafları olduğu falan. Aslında ben filmini izlemekten çok kitabını okuma taraftarıyım, ama kitabı sayfalarca olunca az önce de söylediğim gibi okumaya henüz cesaret edemedim. Her neyse, yine girmeyelim o konuya. 🙂 Ayrıca 2019’da çıkacak olan ikinci bölümünde bu yedi arkadaş büyüyecek ve 27 yıl sonra palyaço yeniden ortaya çıkacak. İkinci bölümü de merakla bekliyorum. Bu sefer Pennywise’ın geçmişini de izlemek istiyorum. Nasıl bu hale geldiğini ve neden 27 yılda bir gelip çocukları kaçırdığını. Bunun mantıklı bir açıklaması var mı bilmiyorum (kitapta yazıyordur belki), umarım daha geniş bir şekilde işlerler. Filmi izlemediyseniz, 2017 uyarlamasını izlemenizi tavsiye ediyorum. Bu uyarlamada kitaba büyük ölçüde sadık kalınmış diye duydum. 🙂

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir