Büyücülük Dünyası; Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? | Film İncelemesi

Overall
5
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Harry Potter’ın onun kitabını okumasından 70 yıl önce kitabı yazmış olan Newt Scamander’ın New York’ta yaşadığı maceraları konu alan kitap genç kaşifin New York’un gizli cadı ve büyücü komitesiyle yaşadıklarını da içeriyor…

  • Çıkış Tarihi: 2016
    Ülke: ABD-Birleşik Krallık
    Orjinal Adı: Fantastic Beasts and Where to Find Them
    Yönetmeni: David Yates
    Süresi: 2 saat 13 dakika
    Kategorisi: Macera/Aile/Fantastik
    IMDb Puanı: 7,4

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar filmi, J.K Rowling’in yarattığı, 1897 doğumlu karakter Newt Scamender tarafından yazılan, sadece fantastik hayvanların bulunduğu bir kitabın esinlenmiştir. Bu sayede, her şeyiyle, yeniden büyücülük dünyasının maceralarına adım atmak ne olursa olsun mutluluk duymamıza neden oluyor.

Tam adı, Newton Artemis Fido Scamander, ünlü bir Büyüzoolog’dur. Bununla birlikte Hogwarts, Hufflepuff binasına mensup olsa da, bir nedenden ötürü eğitimini tamamlamadan atılmak zorunda kalmıştır. (Ayrıca, bir Hufflepuff olarak Newt’i sevmem bu nedenle de kaçınılmaz oldu.) Fakat başına ne gelirse gelsin Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’nun ihtişamını es geçmemiştir. Newt, Sihir Yaratıklara olan merakına çok küçük yaşta başlamıştır ve bir süre sonra bu merakı, bir tutkuya dönüşmüştür. Dünya’nın dört bir yanında bulunan fantastik canavarları araştırmayı bir görev edinmiş, hatta onlar hakkında da kitap yazmıştır. İşte, beş filmden oluşan serinin ilkinde, yazımda bahsedeceğim filmde de, Newt Scamander’in, elinde fantastik canavarların bulunduğu kahverengi bir bavulla New York’a gelişi anlatılmaktadır.

Newt, New York’a adım attığında peşini talihsizlikler bırakmayacaktır. İçinde, yakaladığı binlerce yaratığın bulunduğu bavul, daha filmin ilk dakikalarında başına dert açmayı başaracaktır. Asla unutmaması gereken değerli kahverengi bavulunun içinde yakaladığı harika yaratıklar vardır. Bir gün, içinden beklenmedik bir şekilde sihirli yaratıklar kaçtığında, macera hız kesmeden devam edecektir. Ama New York’u sarmış olan asıl tehlike Newt’in bavulundan kaçmış birkaç yaratık değildir. Newt, birkaç arkadaşı ile birlikte hayvanları aramaya başlarken çok daha farklı tehlikeler ile karşı karşıa kalacaktır.

Filmin başlangıcında, bir büyü dışı yani muggle olan, eğlenceli karakterimiz Jacop Kowalski ile tanışıyoruz. Bana göre, filme eğlenceli yanını katan, hiçbir şeyden habersiz Jacop oluyor. Gerek büyüyle tanıştığında gerçekleştirdiği tavırları gerekse her defasında yaşadığı o şaşkınlığı, beni Harry Potter sayesinde ilk kez büyüyle tanıştığım ana götürdü. Harry Potter ve Felsefe Taşı filminde en ünlü repliğinde verdiği şaşkın tavırları gözlerimin önüne geldi. Biz de, Harry gibi büyücülüğe dair şaşkınlığımızı gizleyememiştik.

Hagrid: Sen bir büyücüsün Harry.
Harry: Ben neyim?

Ah, kesinlikle bu replik, çok eski ve sıradan bir replik olarak görünse de, gece yarısı denizlerle çevrili bir kayanın tepesinde, 11. yaş gününüzde, size dev gibi bir adam gelip büyücü olduğunuzu söylese, verilebilecek en masum cevap bu olur diye düşünüyorum. Tabii, belki de arkanıza bile bakmadan kaçabilirsiniz de, ama bence kaçmadan önce bir şans vermenizi yeğlerim. Eğer Harry, sinir bozucu amcası ve teyzesinin yanında kalmayı seçseydi, hayatında hiçbir zaman o maceraları yaşayamazdı. Belirsizlikler her zaman korkutucu gelse de, ona adım atmadan neler olacağını bilemeyiz öyle değil mi?

Yine de, 11 yaşındaki Harry Potter’ın aksine, Jacop Kowalski, büyü nedir bilmeyen, kendi halinde bir pastacı dükkanı açmak isteyen sıradan bir adam. Sanırım, Jacop’ı her yönüyle kendimize yakın bulduğumuz için onu diğer karakterlerden çok daha fazla sevip, filmin sonunda tıpkı gökyüzünden dökülen yağmur damlaları gibi gözyaşlarımızı tutamadık. İşte, o sıradan bir günde, Newt çantasından sihirli bir şey düşürdüğünde Jacop, İngiliz adamın arkasından sesleniyor ve olaylar zincirleme bir şekilde devam ediyor. Gerçi az önce bahsettiğim gibi, Jacop kendisine uygulanan garip şeyleri gördüğünde, çoğumuzun yapacağı gibi, ardına bakmadan koşuyor.

O sırada, Sihir Bakanlığında çalışan Tina Goldstein onları görüyor ve Newt’ın, bir mugglea, Tina’nın deyimiyle bir büyü dışına, yasalara aykırı bir şekilde büyü yapmasıyla onu tutuklamak istiyor. İşler o zaman çok daha farklı bir hal almaya başlıyor ve macera hiçbir şekilde hızını kaybetmiyor. Spoiler vermemek adına daha fazla bilgi veremiyorum, çünkü bundan sonra ne söylesem duymak istemeyeceğiniz detaylar olabilir. Zaten izlediğinizde hiçbir şekilde sıkılmayacağınız bir film. Bir Harry Potter hayranıysanız, zaten 2016 yılında çıkmış bu filmi çoktan izlemişsinizdir diye düşünüyorum. İkinci filmi de, Kasım 2018 de vizyona girecek. O da, genç Dumbledore ve karanlık büyücü Grindelwald arasındaki savaşı anlatacak. Eminim o da harika bir film olacak, merakla bekliyoruz.

Eğer Harry Potter’ın sadece birkaç filmini izlemiş, ama tamamen bir potterhead değilseniz de, büyücülük hakkında az çok bilgi sahibisinizdir. Bu yüzden, henüz serinin başındayken ve bambaşka bir kurgu deneyimi tatmak isterseniz, zevk alacağınız fantastik bir film olacak. Her iki şekilde de tadını çıkarmanızı tavsiye ediyorum.

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir