Merilands

Filmler, Diziler ve Kitaplar Hakkında Bilgi Sahibi Olmak İsterseniz Doğru Adrestesiniz.

Aşkın İntihara Sürüklenişi; Genç Werther’in Acıları | Kitap İncelemesi

Overall
4.5
  • Kitaba Verdiğim Puan

Konusu

Almanya’da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon’un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir. Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther’in, düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.

  • Kitabın Günümüz Yayınevi: Can Yayınları
    Kitabın Yazarı: Johann Wolfgang von Goethe
    Kitabın İlk Basım Tarihi: 1774
    Orijinal Adı: Die Leiden des jungen Werther
    Sayfa Sayısı: 164
    Kategorisi: Roman/Dünya Klasiği

Bugün sizlere, aşkın, insanın hayatına nasıl etki ettiğini son derece dokunaklı bir şekilde kaleme alan Alman edebiyatçı  Goethe’nin 1774 yılında yazdığı ve döneminin sükse yapan kitaplarından olan, Genç Werther’in Acıları kitabından söz edeceğim. Aynı zamanda, bu acı hikâyenin sevgililer gününe denk gelmesi de tamamen tesadüf. Normalde de her aşkın içerisinde acı yok mudur zaten? 🙂

Her neyse, konuyu daha fazla uzatmadan kitabın konusuna değinmek istiyorum. Şöyle söyleyecek olursak eğer, kitap Werther adında bir gencin, Lotte adında bir kadına, görür görmez duyduğu tutku dolu aşkı konu almaktadır. Okuyucu, bu aşkı, Werther’in Wilhelm adında bir arkadaşına yazdığı mektuplar aracılığıyla anlıyor. Bir süre sonra bu mektuplar da yazarın kendi düşünceleriyle harmanlanarak sonlanıyor. Kitap, kulağa, klasik bir aşk hikâyesi olarak gelebilir, ama inanın bana kitabı okuduğunuzda bu aşkın içerisinde o kadar üzücü şeyler olduğunu göreceksiniz ki, siz de Werther’in çektiği acıları yaşayacaksınız. Belki de çoğunuz, keşke beni de birisi Werther gibi sevse diyeceksiniz. Ah, evet aslında bu konu da ayrı bir tartışmaya yol açabilir, çünkü kitabı okuduğunuzda göreceksiniz ki Werther’in Lotte’ye duyduğu aşk bir süre sonra bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Ve artık bu aşk, Werther’i acılar içerisinde bırakıyor.

Kitabın konusuna daha derinden bakmak istiyorum. Sanırım, bu yazımda spoilerlardan kaçamayacağım ve neyi yazmak istesem hep spoiler olacak. O yüzden kitap hakkında bir sürü detay vermem gerekecek. Zaten, çoğunuz kitabı okumasanız da, elbet bir yerlerden duymuşsunuzdur. Bu nedenle yazacaklarım sizi o kadar da şaşırtmayabilir. Çünkü konuyu bilseniz de bilmeseniz de kitabı okuduğunuzda hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz. Her neyse, yine çok konuştum ve verdiğim bu uyarıdan sonra kitabın konusuna devam etmek istiyorum.

Werther’in aşkı öyle sıradan bir insana duyduğu bir aşk değildir. Zaten, kitapta döneminde aşkın bu denli sükse yapmasının nedeni de bu konudur. Werther’in Lotte’ye olan aşkı tamamen platoniktir. Aynı zamanda Lotte, Albert adında bir adamla evlidir. Werther, Lotte’yi ilk gördüğü andan itibaren sevmeye başlamıştır. Bu sevgi, zaman içerisinde güçlenmiş, öyle ki Werther, Lotte ve Albert’ın evine kadar girmiştir. Bir süre sonra Werther, dayanamayarak aşkını Lotte’ye belli ederken bu durum genç kızın hayatını da mahvetmeye başlar. Çünkü bu aşk o kadar güçlüdür ki, Lotte de ne diyeceğini bilemez. Evli olduğu için kafası karışıktır.

Burada, kendi düşüncemi belirtmem gerekirse eğer, Werther’in gerçekleştirdiği bu tutum bence çok yanlış. Tamam, bir insana âşık olabilirsin, ama eğer sorun teşkil edecek bir durum söz konusuysa bunu kendi içinde yaşaması gerektiği kanısındayım.  Belki, Werther’da bir süre aşkını kendi içerisinde yaşadı, ama ne olursa olsun kadın evliydi ve bunu bir üst seviyeye taşıyarak kadının evinde olması işleri çok daha farklı bir boyuta erdiriyordu. Bir de, aşkını belli etmeye başladıkça zor durumlar artıyordu. Bir bakıma, burada Lotte’de haksız sayılabilir, belki o da Werther’in bu tutumlarına dair yakınlık beslemeye başlıyordu ve onu yanında istiyordu, ama sonradan gelmemesi gerektiğini açıkça belli etti. Fakat o zaman da iş işten geçmişti, çünkü Werther zaten bu aşkın içerisinde boğulmaya başlamış, çok az bir zamanı kalmıştı.

Sonrasında, Genç Werther, yaşadığı tüm bu uğraşlardan sonra acılarına dayanamadı ve sevdiği kadın Lotte’ye bir mektup yazarak, Lotte’nin eşi Albert’ın tüfeklerinden birisiyle kendisini öldürdü. Öyle ki Werther için acı, artık dayanılmaz bir safhaya gelmişti ve onu görmeden bir günü dahi geçemiyordu. Zaman kavramını yitirmişti.

Burada da bir şey söylemek istiyorum ki, Werther, kendisini öldürerek Lotte’ye büyük bir acı bırakacağının hiçbir zaman farkına varmadı. Bana göre, intihar tamamen bir bencillik durumu ve Werther’in da bu konuda bencil olduğunu düşünüyorum. Aslında bir açıdan baktığımda, kitapta da, Werther’in intihar etme düşüncesinin şu olayla daha da pekiştiğini düşünüyorum. Ne kadar doğru bilmiyorum, ama bunu sizlere söylemek istiyorum.

Werther, bir öğle vakti ırmak kıyısına indiğinde Heinrich adında birisiyle karşılaşır. Heinrich’in üstü başı yırtıktır ve ilk görüşte iyi bir izlenim bırakmaz, ama Werther onunla konuşma ihtiyacı hissetmektedir. Bir süre sonra aralarında mutlulukla ile ilgili bir diyalog geçer. Sonrasında, çocuğun annesi endişeli bir şekilde gelir ve Werther ile aralarında kısa bir konuşma geçer; Werther kadına, en zamandan beri o şekilde olduğunu sorar. Kadında, hüzünlü bir şekilde anlatmaya başlar;

”Bu sakin haline altı ay önce kavuştu. Tanrı’ya şükürler olsun ki bu hale gelebildi. Ondan önceki bir yıl boyunca sürekli cinnet geçirdi ve tımarhanede onu zincire vurmak zorunda kaldılar. Şimdi kimseye zarar vermiyor, sadece imparator ve krallarla uğraşıp duruyor kendince. Ne kadar iyi bir insandı; bana bakıyordu, el yazısı güzeldi; sonra birden bire dalgınlaştı, havale geçirdi ve sonra cinnet geçirmeye başladı, şimdi ise gördüğünüz gibi…” Werther kadının sözünü keserek ne zaman o kadar mutlu olduğunu sorduğunda kadının verdiği cevap Werther’i şok etmiştir. Kadın, oğlunun kendinden tümüyle habersiz olduğu tımarhanede geçirdiği günlerde mutlu olduğunu söylemiştir. Suda balık gibi kaygısız olduğun günler… (Sayfa 117-118)

Bu konuşmalardan sonra da Werther iyice duygu olarak çökmüştür ve artık hayatta kalmasının hiçbir nedeninin olmadığını anlamıştır. Öyle ki, bir yandan da o adam gibi olmamak istediğini düşünüyorum. Ölüm, onun için en doğru seçimdir. Bir diğer acı bir durum da, Werther öldüğü zaman cenazesine hiçbir önemli kişi gelmemiştir. Werther, acılar yaşadığı aşkını da kalbine alarak dünyaya veda etmiştir.

Son olarak şunları söylemek istiyorum, Werther’i bir aşk romanı olarak okumak adlı önsözünde şöyle bir şey anlatılıyordu. Werther’in Lotte’ye olan aşkının tamamen tek taraflı olduğu ve bu aşkın bir nevi Werther’in kendi hayal gücünde olduğu yazıyordu. Evet, belki bu doğru olabilir. Werther, Lotte’yi kendinden çok sevdiği için onunda kendisini sevme düşüncesini sevmiş olabilir. Lotte, kendisini hiç sevmemiş de olabilir ve bu yüzden, Werther kadına dair kendi kafasında yanılsamalar gerçekleştirmiştir, ama bu düşünce Werther daha fazla acılar çekmesine onun aşka dair tam bir akıl hastası olduğunu gösteriyor. Böyle olması da, daha da üzüyor insanı.

Ben, Werther’i aşk romanı olarak okuduğum için, yine de her şeye rağmen Werther’in aşkının tam anlamıyla gerçek ve tertemiz olduğunu düşünüyorum. Werther Lotte’yi ölecek kadar çok sevdi. Her ne kadar bu sevgi bir insana göre fazla olsa da, Werther’da dayanamadı işte…

Next Post

Previous Post

Leave a Reply

© 2019 Merilands

Theme by Anders Norén