İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aşkın Farkındalığı

‘’Sensin, kalbim değildir böyle göğsüme vuran.’’ –Sabahattin Ali

Bazı duygular kelimelerle ifade edilemez ya, işte şuan o noktadayım. Aslında, uzun zamandır o noktaymış gibi hissediyorum. Kelimelerden oluşturduğum gemiyi suyun yüzeyinde yürütemiyorum. Kamaramdaki insanlar yok olmuş, geriye kaptan olarak ben kalmışım gibi. Tek başıma idare edemiyorum. Yetmiyor, yetemiyor…

Kelimelerden uzakta sadece yaşıyorum. İzliyorum, okuyorum, ama yazamıyorum. Zihnimde, farkında olmadığım, ama yıllar öncesinden beri varolan bir alanı keşfetmiş gibiyim. Aşk… Garip, ama bu üç harften oluşan, küçücük bir kelime, bir insanda toplanarak size dünyaları verebiliyormuş. Aşkın farkındalığı diye bir şey var. Aşk, sadece âşık olanların bildiği gizli bir dil gibi demişti bir dostum. O kadar doğru bir söz ki… Bir insan dokunmadan da, sadece hisler ve duygular içerisinde hapsolarak birisini sevebilir, ona âşık olabilir, tamamen ruhuna hapsolabilir. Bir insanı sevmek için ona, fiziksel olarak dokunmak gerekmez, önemli olan kalpten dokunmaktır. Bir insanın kalbine dokunmak, sevginin en muhteşem halidir. Kalpten dokunmak güvenmektir, kalpten dokunmak karşındaki insanı hissetmektir, kalpten dokunmak ruha ulaşmaktır. Bazı insanların bu dokunuşu tadamıyor olması üzücü değil mi?

Kalp…

Kalp, doğruyu ve yanlışı insanlara zamanı geldiğinde hissettiriyor. Önemli olan kalbinin sesini doğru bir şekilde dinleyebilmektir. Eğer gerçekten kalbinin sesini duyabiliyorsan, bu, her ne konuda olursa olsun, ona kulak verdiğinde, iyi ya da kötüyü gözetmeksizin sadece istediğini yapmış oluyorsun. Bana göre kalp, iyiyi ya da kötüyü gözetmez, dilediğini yapar, tabii bazı zamanlarda mantığının da sesini dinlemekte fayda vardır, fakat mantık çoğu yerde ileride keşke yapsaydım pişmanlığını yaşatabilir. Ve bu geri alınamaz bir pişmanlıktır. Ama kalp, yaptım, böyle böyle sonuçları oldu, ama pişman değilim, en azından yaşadım rahatlığını size verebilir. Bu da, yaşamın gayesi değil midir? Çoğu insan, bunun cesaretini gösteremese de, bana göre yaşamak gerçekten budur. Her şeyi dilediğince, sadece sen istediğin için yapmak… Düşüncesi dahi huzur verici bana göre.

Bir insana karşı duyulan bir sevginin azının olduğunu düşünmüyorum. Bir insanı ya çok sever, uğruna her şeyi yaparsınız ya da onu terk edersiniz. Arada kalmak kadar hem kendini hem de karşındaki insanı yoran hiçbir şey yoktur. Karşılıklı seven iki insan, ne olursa olsun birbirlerine sevgilerinin son damlasına kadar vermelidirler. Eğer birisi çok seviyor, diğeri az seviyorsa bu durum, çok seven için bir süre sonra rahatsız edici bir durum haline gelebilir ve kalp yorulabilir. Günümüzde, birbirlerini gerçekten karşılıklı seven çok az insan var, bu da evliliklerdeki sorunları beraberinde getiriyor bana göre. İnsan, sevdiği insanın kalbinin kırılmaması için elinden gelenin en iyisini yapar. Bazen, farkında olmadan kırılabilir, ama bunlar düzeltilmesi zor yaralar değildir. Aynı zamanda sevgi tamamen içten gelir, zorla gösterilemez ne yazık ki.

Aşk, sevgi gerçekten de cesaret istiyor. Aşkla yanıp tutuşan kalbinin sesini dinlemek ise daha büyük cesaret istiyor. Umarım herkes bu güzel cesaretin tadına varabilir, çünkü kayıtsız şartsız bir insana güvenmek, ona inanmak ve o insanı sevmek kadar dünyada güzel bir his yoktur.

‘’Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.’’ –Nazım Hikmet

Bir yorum

  1. Kirpi Kirpi 6 Ocak 2020

    Çok güzel anlatmışsınız peki aşık olduğunuz kişi kim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.