Article,  Film Kategorisi

Aşkın, Derinlerdeki Hislerle Bütünleşmesi; Thelma | Film İncelemesi

Overall
4.7
  • Filme Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Konusu

Thelma, kasabadaki hayatını ve dindar ailesini geride bırakarak Oslo’ya, üniversitede biyoloji okumaya giden çekingen bir kızdır. Burada, güzel sınıf arkadaşı Anja’ya âşık olur, ancak bu vaziyet Thelma’ya fazla ağır gelecektir.

  • Çıkış Tarihi: 2017
    Orjinal Adı: Thelma
    Ülke: Norveç
    Yönetmeni: Joachim Trier
    Süresi: 1 saat 56 dakika
    Kategorisi: Drama/Fantastik/Gizem
    IMDb Puanı: 7,1

Thelma’da beni çeken ilk şey filmin posteri olmuştu. Birkaç hafta önce, her zamanki gibi, film eleştirmenlerine dair siteleri incelerken posterine rastlamıştım ve konusunun ne olduğunu hemen araştırmak istedim, izlemem gerektiğini düşündüm. (Aynı zamanda filmi izlediğimde de, posterde bulunan kuş detayı hem filmin başında hem de filmin sonlanmasında oldukça harika bir rol oynuyor.) O zamandan sonra hemen izleme fırsatı bulamadım, ama filmi dün izledim ve hemen yorumunu girmem gerektiğine karar verdim. Filme dair bazı yorumcular zaman kaybı olduğunu düşünmüşler, ama asla öyle olduğunu düşünmüyorum. Aksine oldukça etkileyici ve insan zihninin yapabileceklerinin sınırının olmadığını gösteriyor. Sanırım, bazı konularda bazı şeyleri yapamamak lütuf gibi gelse de, aslında bunun doğru kullanıldığında o kadar da kötü bir şey olmadığını gösteriyor.

Her neyse, kısaca filmin konusundan bahsetmek istiyorum. Film, Thelma adında bir kızın üniversiteye gelmesiyle başlıyor ve daha sonrasında bir kızla tanışarak hayatının kontrolünün nasıl da değiştiğini anlatıyor. Bu şekilde söylediğimde biraz basit gibi gelebilir, ama filmin derinlerine indiğimizde olaylardan aslında sadece aşktan kaynaklanmadığı anlaşılıyor. Film, çok etkili bir sahneyle başlıyor zaten. İlk sahnesi daha başında olayların beklenmedik bir şekilde karanlığa sürüklendiğini gösteriyor. Öyle ki, filmin ilerleyen dakikalarında altı yaşındaki minik Thelma’nın neden o duruma maruz kaldığını anlayabiliyorsunuz. Film, her açıdan insanı derinden etkiliyor.

Thelma, Anja ile tanıştığı ilk dakikadan ruhunda bir şeylerin farklı olduğunu sezmeye başlıyor. Aslında filmin sonuna kadar Thelma yaşanan olayların neden kaynaklandığını anlamıyor, ama biz izleyiciler, her dakika bir şeylerin değiştiğini fark edebiliyor, sürekli olarak bir gergin içerisinde seyrediyoruz. Yine de, sonuna kadar izleyici de neler olduğunu anlayamıyor. Thelma kendisini bulmaya çalışırken, biz izleyiciler de heyecanla neler olacağını bekliyor, merak içerisinde onun kendisini tamamlamasını bekliyoruz. Doktora gidiyor, çok fazla stres altındayken geçirdiği ‘epilepsi krizi’ gibi bir şeyin ortaya çıkmasıyla kendinde neler olduğunu anlamaya çalışıyor. Daha sonra tüm bunların bir kriz değil de tamamen ruhundan kaynaklı olduğunu öğreniyor.

Filmin ikinci yarısında Thelma, bu testler sırasında fark etmeden öyle bir şey yapıyor ki tamamen kendi hayatını ve yaşananları anında değiştiriyor. Bu zamandan sonra da Thelma’ya neler olduğunu, neden bu şekilde güçler içerisinde olduğunu anlayabiliyoruz.

Filme dair yorumlar da, filmin çok açık uçlu bittiğini söylüyorlar, ama bana göre öyle değil. Tam da yerinde bittiğini düşünüyorum. Thelma her şeyin farkına varıyor ve nehir sayesinde, bir çeşit arınma gibi bir şey de diyebiliriz, yaşadıklarından sonra durumunun o kadar da kötü olmadığını öğreniyor. Geri kısımları da izleyicinin rahatlıkla tamamlayabileceği ayrıntılar. Zaten, film boyunca asıl olaya odaklanıldığını düşünüyorum. O zamandan sonra bazı detayların o kadar da önemi kalmıyor.

Filmin Norveç yapımı olması filme dair başka bir büyü katıyor. Gerek oyunculuklar gerek içerisinde bulunan kilit sahneler olsun ben çok beğendim. Kızın, film boyunca ruhunda bastırmaya çalıştığı duyguların ne gibi felaketlere yol açtığını da gözler önüne seriyor. Gerçekten de etkileyici harika sahneler vardı. Bir de kızın altı yaşındayken yaşadıkları çok etkileyiciydi. Hem anne ve baba hem de kız için trajedi niteliğinde. Filmde dayatılan dine dair detaylar da vardı, ama yine de o kadar üzerinde durulduğunu düşünmüyorum ki öyle olması da oldukça iyi olmuş. Mesela şuan hangi sahne olduğunu söylemeyeceğim, ama Thelma’nın arkadaşlarıyla birlikte evde bulunan bir partiye geldiğinde orada yaşanan olay çok iyiydi. Thelma’nın ailesi tarafından zihnine empoze edilen detayların, bozulduğunda, kişiyi nasıl da etkilediğini gösteriyor. (Ne demek istediğimi filmi izlediğiniz de daha iyi anlayacaksınız.)

Kısacası, Thelma’nın kendini bulma arayışı çok hoştu. İzlemek isteyenlere tavsiyemdir, yine de söylemek isterim ki tamamen ön yargısız izleyin, o zaman daha etkileyici oluyor.

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir