Aşk ve İntikamın Birleştiği Bir Roman; Uğultulu Tepeler | Kitap İncelemesi

Overall
4.6
  • Kitaba Verdiğim Puan
Sending
User Review
0% (0 votes)

Özet

Kasvetli York kırlarındaki Thrushcross Grange’in yeni kiracısı Lockwood’un, bir gece ev sahibinin Uğultulu Tepeler’deki evine sığınmak zorunda kalmasıyla başlıyor hikâye. Gecenin sakinleşmesi beklenirken, geçmişin rüzgârları ve fırtınaları da köşkün içinden yükseliyor. Heathcliff’in aksiliği ve intikam tutkusu bir sonraki nesli etkilerken, masum varisler de geçmişin üzerlerinde gezinen hayaletinden kaçmaya çalışıyor.

  • Kitabın Günümüz Yayınevi: Can Yayınları
    Kitabın Yazarı: Emily Bronte
    Kitabın İlk Yazım Tarihi: 1847
    Orijinal Adı: Wuthering Heights
    Sayfa Sayısı: 416
    Kategorisi: Romantik/Dünya Klasiği

Öncelikle, kitap hakkında söylemem gereken bir şey varsa o da, Dünya Klasikleri arasında kesinlikle en etkileyici ve sürükleyici bir anlatıma sahip bir roman olduğudur. Doğruyu söylemek gerekirse, bir aşk romanı yazarı olarak aşk romanlarını okumayı sevmiyordum, bu neden kaynaklanıyor bilmiyorum, ama inanın bana, okuduğum ilk aşk romanı Uğultulu Tepeler oldu ve bu kitaptan sonra, aşk romanlarına ve aşk filmlerine dair görüşlerim daha bir başka boyuta erişti.

Kitabı yaklaşık olarak dört günde okumuş olmalıyım ve bunun içerisinde işim ve yaptığım bir başka şeylerde varken neredeyse hiç elimden bırakmadım. Her sayfasını çevirdiğimde neler olduğunu öğrenmek için can atarken, her kitapta olduğu gibi bir an önce bitmesini, ama aynı zamanda da hiç bitmemesini istedim. Bu duygu kesinlikle bambaşka bir boyuta sürüklüyor okuyucuyu. Hatta bu yazımı yazarken dahi, gidip kitaba yeniden başlama isteği dahi uyanıyor içimde. Öyle ki, yorumumu yazmadan bir kere daha okumak istedim, ama sanırım yapmayacağım. Şuan tam da kitap hakkında en güzel kelimeleri sarf edecek durumdayım. Bunu bozmak istemiyorum. 🙂

Romanda ilk olarak baş karakterlerimiz Heathcliff ve Catherine Earnshaw’dur. İki karakter arasında kurgular gidip gelmektedir ki, romanı okumasanız dahi bu isimleri kesinlikle duymuşsunuz. Şimdi, kitap aşk romanı kategorisine giriyor elbette, ama aşktan ziyade, aşkın yıllar yıllar süren bir intikama nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Hatta ben kitabı okurken dahi her sayfasında baş karakterlerin artık birbirlerine iyi davranarak aşklarını sonsuza kadar yaşamalarını dahi diledim, ama inanın bana bunu beklemek tam anlamıyla bir hayal kırıklığı.

Öyle ki, kitabı okumayanlar için spoiler olmasını istemediğimden baş karakterler, Catherine ve Heathcliff hayatını tamamen değiştiren olayı söylemeyeceğim. Ki bu olayda, yine Catherine’in suçu çok fazla. (Not: O olaydan sonra kendime epey bir zaman gelemedim ve kitabı bırakmayı dahi düşündüm.) Zaten asıl olay buradan sonra baş gösteriyor ve artık zamanın nasıl geçtiğini okurken anlamıyorsunuz bile. Aslında okuyucunun gerçek zamanından bahsetmiyorum burada, o da ayrı bir mesele, ama burada bahsettiğim kitaptaki kurgunun zaman akışı da ilerleyerek her sayfasında daha da meraklanmaya başlıyor insan.

Kitapta gelişen olaylar, eve misafir olarak gelen Bay Lockwood adında bir adamın, yıllar sonra evde yaşananları, evin hizmetçisi Nelly tarafından dinleyerek okuyucuya aktarmasıdır. Yani okuyucu, Bay Lockwood’un bakış açısından olaylara hakim oluyor, ama Bay Lockwood’a olayı anlatan Nelly. Daha önce bu tür bir roman okumadığımı itiraf etmeliyim ki, kitabı okurken ilk sayfalarında neler olduğunu, kimin neyi anlattığını anlamam epey zamanımı aldı. Neyse ki anladığımda ise, söylediğim gibi kitap kelimeler ile birlikte akıp gitti. Artık geçişler ile birlikte sayfaların sonuna kadar tamamen Uğultulu Tepeler sakini oluyorsunuz. Orada yaşıyor, karakterlerin ruhuna dalıyorsunuz. Bu da, o dönemde yazılan bir kitap için kesinlikle olağanüstü bir detay.

Kitapta, Catherine’in ne olursa olsun Heathcliff’e olan aşkı beni çok büyüledi. Aslında, her iki kişininde birbirlerine olan aşkı büyüleyici, ama bu büyüleyici aşk, yine istenilen doruğa ulaşmıyor. Aynı zamanda yazarın 1847 yılında yazdığı ve döneminde anlattığı bu aşk sanırım bu yüzden beni etkiledi. Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum, ama ben de ne olursa olsun sevdiğimin arkasından gider, bir şekilde olayların üstesinden gelirdim, ama ne yazık ki Catherine, hiç de iç açıcı olaylar yaşamadı. Ve başına gelenleri asla hak etmedi. Aslında her iki tarafta aşklarına yaptıkları şeyler yüzünden acılarını çektiler. Onlar için hala üzülüyorum. Ve yaptıkları yüzünden Heathcliff’e nefret besliyorum. Catherine’e de kızıyorum. Ah, ne büyük bir çelişki!

Tabii, geçmişte yaşanan olaylar Heathcliff’i zaman içerisinde tamamen yaşadıklarını başkalarında görmeye itiyor ve tabiri caizse tarih kendini tekrar ediyor. Kitapta, daha sonrasında Heathcliff’in hayatı tahmin edemediğiniz bir şekilde bambaşka bir hal alıyor. Buralar geniş anlatım içerdiği için okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Sanırım ben de, sırf bir aşkın insanın hayatını nasıl değiştirdiğini, nerelere gideceğini, neler yaşanacağını merak ettiğim için hızla okumak istedim.

İnanın bana kitabı gidin okuyun, gerçekten pişman olmayacaksınız. Sonsuza kadar süren aşklar hakkında zaafım olduğu için, sanırım bu kitabı bu yüzden çok sevdim. Anlatım dili de oldukça akıcı. İnsanın başına gelen en güzel şey aşk olduğu gibi, en kötü şey de kesinlikle aşktır!

Öyle ki, aşağıda paylaşacağım Catherine’in sözleri, aşkı nasıl da tanımlamıştır. Aşk, bir nefret uğruna insana her şeyi yaptırabiliyor. Peki o zaman, buna aşk demek ne derece mümkün?

🍃 ”Yeryüzünde her şey yok olsa da, sadece o kalsa, ben var olmakta devam ederim. Başka her şey var olsa da, o yok olsa, evren bana tümüyle yabancılaşır. Ben artık, bu evrenin bir parçası değilmişim gibi olur. Linton’a olan sevgim ormanlardaki yapraklar gibidir. İyice biliyorum ki, kış ağaçları nasıl değiştirirse zaman da benim sevgimi o derece değiştirecektir. Heathcliff’e olan sevgim ise, toprak altındaki değişmez kayalar gibidir. Görünüşte pek hoşa gidecek yanı yoktur, ama onsuz olmaz. Nelly, ben Heathcliff’im!”

Author: İrem

Kendi halinde bir yazar. İzlediği filmler, diziler ve okuduğu kitaplar hakkında yorum yapmayı seven bir kız. Burada yazdıklarını okuyan kişiler mutlu olursa kendisi çok daha mutlu olan birisi. Özel bir şirkette çalışıyor, fakat ruhuna dair alanlara yönelmek için bu siteyi açtı, sizlerin sayesinde başarılı olacağına inanıyor. Bir Potterhead. Yazmak, Harry Potter sayesinde bir tutku haline geldi. Ruhu tamamen bir Hufflepuff!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir