İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Akilah Azra Kohen – Fi | Kitaptan 23 Alıntı

Last updated on 29 Ağustos 2020

KİTAPTAN 23 ALINTI

Kitabın incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

Sadece eksiklerimizde eşitiz. (Sayfa 9)

”Bizi, içimizdeki Tanrı’ya yaklaştıran şeyle, diğer insanlardan ayıran şey aynı: merakımız. Potansiyelimiz merakımızdan doğuyor. Sonunda merak ettiğimiz şeylere dönüşüyoruz. Neyi, niye merak ettiğimiz kimliğimizi oluşturuyor.” (Sayfa 10)

İlham falan, bunlar ağır gelir bu küçük beyinlere, fark edilmek istiyorlar. Fark edilmiş biri tarafından fark edilmek! (Sayfa 11)

Müziğin etkisi miydi, aç karnına içtiği sigaranın mı yoksa O’nun mu? Hiçbir zaman bilemeyecekti. Ne hissettiğini anlamak için beyni salisenin bin katı hızla tüm iç dosyaları karıştırmaya başlamıştı. Aklına tek bir kelime geldi: Vurulmak. Sarsılmıştı. (Sayfa 14)

Ama böylesi bir yaratık satın alınamazdı, böylesini kazanmanız gerekirdi. (Sayfa 16)

Olanı olduğu gibi görmek için yaratılmıştı sanki. (Sayfa 21)

Kendi nedensizliği içinde kaybolan birinden daha kötüsü, varoluşun bir nedeni olduğunu bile fark etmemiş olandı. (Sayfa 27)

Kendi küçük göletinde şişman bir balıktı o, şişmanlığı yalnızlığını temsil ediyordu, rakipsizliğini de. (Sayfa 86)

”Sen ne kadar güzel olduğunu ya da ne kadar güzel dans ettiğini göstermek için değil, bir hikayeyi anlatmak için sahnedesin. Eğer bunu anlamazsan, izleyenler sana bakınca dansın hikayesini değil, çok güzel bir kadının ahenkli hareketlerini görürler. Ne anlattığınla değil, sadece güzelliğinle ilgilenirler ve sen gerçekte asla sen olarak var olamazsın. Güzelliğin söndüğünde ışığını kaybedersin.” (Sayfa 132)

Düşüşler böyle başlardı. Önce hiçbir zaman ait olmayacağını bildiğin yerde çalışırsın, sonra hiçbir zaman yaşamayacağını bildiğin o eve taşınırsın, sonra da hiçbir zaman evlenmeyeceğini düşündüğün biriyle evlenirsin. Lanetlenmenin üç temel ilkesiydi bu: köle ol, hapsol ve kaybol. (Sayfa 149)

O gece Duru, taze bir nefes gibi önce Can’ın evine, sonra da hiç çıkmamak üzere aklına girdi. (Sayfa 213)

”İyi şeyler tesadüfen olmuyor. Vazgeçmediğin sürece, iyi bir şey için şansın var demektir.” (Sayfa 226)

Deniz, ”İzleyerek kötülüğe seyirci kalanlar kötülüğün bekçiliğini yaparlar,” dedi. (Sayfa 242)

”Eğer doğanın içinde, teknolojimizi doğallıkla birleştirebiliyor olsaydık belki de çocuk felci diye bir hastalık bile olmayacaktı. Günümüzde hastalıklar, deforme edilmiş doğanın sonuçları ya da biyolojik olarak geliştirilmiş insan yapımı denemeler. Yani doğal değiller.” (Sayfa 244)

Farkındalıktan yoksunluk sarmıştı her yeri. Farkında olmayan milyonlarca insan yaşıyordu bu gezegende. Kim olduklarının, ne istediklerinin, onları neyin mutlu ettiğinin, neden tiksindiklerinin farkında olmayan insanlarla dolu bir dünya ve bu insanların arasından özenle seçilmiş bir grup, en iyileri, saatler sonra yayımlanacak programın mükemmelliği için buradaydılar. (Sayfa 318)

Çok güçlü olan birine yapabileceğiniz tek şey onu kendi gücünün altında ezmekti, onun gücüne karşı savaşmak anlamsız olurdu. (Sayfa 328)

Güneş doğduğunda, ilkel insanların niye güneşi Tanrı olarak gördüklerini düşündü. Bu kadar fark yaratan, etkileyen, parlak ve ulaşılmaz bir şey başka ne olabilirdi ki? Üstelik sözünü tutuyordu, her gün! (Sayfa 371)

Hayat tehlikeli bir şeydi, hayatta kalmaksa ölümcül. (Sayfa 376)

”Darbeler, değerlerimizi değersizleştirip, ülkemizin ruhunu içi boş bir kılıfa çevirmek isteyen sinsi güçlere cevabımızdır. Keşke başka cevabımızda olsa, ama yenilerini bulana kadar elimizdekiyle varlığımızı korumak zorundayız.” (Sayfa 384)

Mutluluk diye düşündü, insanın bedeninin ağırlığından kurtulup var olabilmesiydi. (Sayfa 450)

Hissettiğine isim koyması imkansızdı, daha önce hissetmediği bir duyguya ne derdi ki insan? (Sayfa 501)

Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi. (Sayfa 515)

…yaşadığı dünyayı değiştirebilecek güçte olanlar, ancak dünyasal olayları kafalarından çıkarabildiklerinde başarabiliyorlardı. (Sayfa 542)

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.