İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Akilah Azra Kohen – Çi | Kitaptan 16 Alıntı

Last updated on 14 Haziran 2020

KİTAPTAN 16 ALINTI

Kitabın incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

Kendi uydusu tarafından parçalanmış bir gezegendi o, hayat yoktu, ama hala yörüngedeydi. O an artık acı yok, sadece anlamsızlık vardı. (Sayfa 12)

Ne tuhaftı, yaşadığımız zorluklar karakterimizin en kuvvetli yanlarını oluşturuyordu. (Sayfa 19)

Dini yüreklerinde yaşayanlar Yaradan’ın yolunda sessizce var olurken, dini aklında yaşayanlar diğerlerinin üstünde oluşturdukları egemenlikle kitleleri yönetmek için varlardır. (Sayfa 34)

Hak etmeyene parlasın diye ışık tutmayı bırakırsak, o zaman gerçek yıldızları görebiliriz. (Sayfa 42)

İnsanlık artık birbirini sevdiği, istediği için değil, birbirine sığındığı için birlikteydi, lanetlenmişler gibi. (Sayfa 63)

Parazit olmaktan daha kötüsü bu parazitleri korumaktı. (Sayfa 64)

Aklın yönetemediği iyi niyet iyi niyet değildir. (Sayfa 69)

Hayat ona çok güçlülerin nasıl bir darbede yenildiğini ve çok güçsüz gözükenlerin darbelere yıllarca nasıl dayanabildiğini göstermişti. Asıl önemli olan darbe almak değil, alınan darbeye rağmen hep ayağa kalkabilmekti. (Sayfa 69)

Buraya gelmek iyi bir fikir değildi. Ama gidecek başka bir yeri olmayan, kimsesi olmayan biri hatıralarından başka nereye gidebilirdi ki? (Sayfa 101)

İlkelliğin torpiliydi bu: Güzellik. Karakteri önemsizleştiren zehirli bir etkiydi. İzleyene ilham, yokluğunu çekene acı, avcısına amaç, aşığına neden, öfkeye güçsüzlük, yağmacıya hedef, sahibine başta kolaylık sonda lanet veren şey bedeninin her tarafını sarmıştı. (Sayfa 131)

Altında ezilmen için değil, gerekli olduğu kadarını alıp renklendirmen için yaşıyorsun. (Sayfa 164)

”Bir annenin memesiyle çocuğunu beslemesi gibi din de ruhu besler. Yani din bebeğe süt veren meme gibidir. Önemlidir, değerlidir. Ama çıkarıp yüzüme yüzüme sallarsan olmaz! O zaman, memesini çıkarıp yüzüme sallayan anne kılığına bürünmüş bir sapıktan farkın kalmaz. Yavrusunu besleyen annenin memesinin kutsallığı neyse, nasıl mahremse, bunu konuşmak bile insanı nasıl rahatsız ediyorsa dinde mahremdir, kişiyle Yaradan arasındadır. Din adına konuşan herkes günahkardır, çünkü din adına konuşulmaz. Tek kitap vardır. Aracıya ihtiyaç yoktur. Aracıyı araya şeytan koymuştur. İnanmayı seçen kitabı okur, anlar. Kitap bu yüzden ‘Oku’ diye başlar.” (Sayfa 174)

Çünkü yola çıktığınızda tek ihtiyacınız, inanç ve size inanan birkaç kişiden başka bir şey değildi, adımlarınızı temiz attığınız sürece gerisini hayat mutlaka verirdi. (Sayfa 191)

Bilge hem acı çekiyor hem de bu kadar hızlı gitmenin özgürlüğünde keyif alıyordu. Acıdan keyif almak mıydı bu? Hayır. Acırken keyif almaktı. (Sayfa 196)

”Hayat sadece bir an. Ya efendisi olursun ya da kölesi.” (Sayfa 248)

Üzerine atlayıp parçalamak istedi onu, ne biliyorsa öğrenmeliydi, ama her şeyi alınmış birinden zorla hiçbir şey alamazdınız bir daha, canı dışında. (Sayfa 308)

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.